|
||
| Ses! RED'in ilk sayısından bu yana neredeyse her ay toplantılarda ve yazılarda tekrar edilen bir cümle artık yavaş yavaş geçerliliğini yitirmiş gibi görünüyor. 'At izi ile it izi' yavaş yavaş birbirinden ayırt edilebilir hale geliyor: zira, havadan sudan sohbetler bile dönüp dolaşıp, ''Hangi taraftasın?'' sorusunda düğümlenebiliyor.Göğsünü gere gere, ''Ben sosyalistim!'' diyebilmek, belki de uzun zaman sonra ilk defa bukadar net bir tavır almayı gerektiriyor. Harry Magdoff'un Gramsci'ye selam çakan tanımıyla, ''Aklen kötümserliği, kalben iyimserliği'' gerektiren devrimci bakışla dünyayı tartmanın ne olduğuna dair sonsuz sayıda açıklama, kuram ve eleştiri yolu sıralanabilir. Ancak 1 Ocak 2006'da göçen Marksist iktisatçı Harry Magdoff'un bu tanımı bence birden fazla soruya aynı anda cevap veriyor. Cevap derken, devrime giden yol ya da yönteme dair uzun tartışmalarda ortaya atılacak cevaplardan bahsetmiyorum; işinde, gücünde sada bir vatandaşınsuratında beliren koca koca soru işaretlerinden bahsediyorum. Sosyalizm bahsinin geçtiği yerde en tipik sorular, genelde,''Sen gerçekten de böyle bir sistemin kurulabileceğine inanıyor musun?'' diye başlar.Sorudaki kilit nokta da zaten öncelikle 'inanmaktır'. Kapitalist toplumdaherkes kendi adına birer 'inandı ve başardı' hikayesi yaşamaya çalışırken, sosyalizmden, özgürlükten, eşitlik ve adaletten bahsedenlerin de olması, her nasılsa şaşırtıcı gelir. Şaşırtmak iyidir... Bugün geldiğimiz noktada,beki de 'cadı avı' iki kala, Türkiye'de hala ''Ben sosyalistim!'' diyecek haysiyet ve açıklığa sahip olanlae bilir ki, istiklal savaşı gazisi kılığına giren koca koca adamların, üstlerine komando kıyafeti geçirilen el kadar çocuklara attırdıkları, ''Ne mutlu Türküm diyene!'' naraları, bu ülkede işsizliğe, emek sömürüsüne, yoksulluğa ve insan düşmanlığına çare olmayacaktır.Meydanlara akan içi boşaltılmış kavramlar kalabalığına hangi tarafından baksanız, laiklikle uzaktan yakından alakası olmayan bu Sunni-Türk devletin olmayan laikliğine'sahip çıktıkları' sanrısına kapılanlar, emperyalizme karşı duruşun temeli olması gereken anti-kapitalist tavırdan bihaber oldukları gibi, askeri darbelerle bu toprakları mezbahaya çevirenlerin sivil uşakları halina geldiklerinin de farkına varamıyorlar. Sosyalistlerin sesinin gür çıktığı yerde, anti-emperyalizmin tanımını ve savunusunu yapmak, ne emek düşmanı patron partilerine, ne NATO üslerine kucak açan emekli askerlerin doldurup taşırdığı derneklere, ne cunta artığı YÖK'ün işçi ve öğrenci düşmanı rektörlerine, ne de her taşın altında bir komlo teorisi ya da dış mihrak arayan aklı evvel milliyetçi-ulusalcılara kalır... |
||
|
||
| bu yazının tamamı mı yoksa bir kısmı mı?normalde sevgili kerem kabadayı bu kadar kısa yazmıyorda.ama gayet güzel yazı yazmış. |
||