|
||
| Son albümleri �Dünya Yalan Söylüyor� ile politik duruşlarını daha da kesinleştiren ve daha büyük kitlelere ulaşan Mor ve Ötesi, diğer yandan �Kararları çok düşünerek alıyoruz ve çok farklı yönlere de gidebiliriz. Bazen yavaş ama çok da radikal değişikliklere açık bir hikayeyiz. Bir anda durup duruken bir dans albümü çıkartacak kafada insanlarız biz� diyorlar... bstp: Albümün adı �Dünya Yalan Söylüyor� ve son şarkıda da �Karanlık uykularından uyan� diyorsunuz. Albümün geneline de yansıyan bir ruh hali bu? Harun Tekin: Direkt olarak uyanmasından bahsettiğimiz bir kitle var dersek ayıp etmiş oluruz. İletişim araçları ve reklamcılık sektörüyle yaratılan ve sürekli insanlara pompalanan bir dünya var ve bu tasarlanan şeyin tamamının yalan olduğunu gördük. Hep beraber devamlı da uyutulmaya çalışıyoruz. Yanlış bilgiler, dikkat dağıtıcı enformasyonlar. Bir de bütün bunlar bilgi ve enformasyon yoğunluğu içinde gerçekleşiyor. Mesela 1984 yılında bilgi ve enformasyon eksikliği yaşıyorduk. Kimse gerçek bilgiye ulaşmazdı. Şimdi gelinen noktada her taraftan akan bilgi içinde insanların uyutulması söz konusu. Ona dikkati çekmek istedik. Bize gösterilen kadarını biliyoruz herşeyin neyin altında ne var bilemiyoruz. bstp: Albümünüz çok büyük bir kitle tarafından ilgi gördü ve bu sayede daha geniş kitlelerle buluştunuz ve o ölçüde de popüler kültürün içine çekildiğiniz malum. Peki popüler kültüre tavırlı duruşunuz bunu nasıl kaldırıyor? Tekin: Biz popüler kültüre değil kitle kültürüne karşıyız. Biz popüler kültürün içinde yer aldığımızı en başından beri biliyoruz. Kitlenin kendi muhafazakar değerlerini yeniden ürettiği diziler, televizyon filmleri, sinema, kitap gibi şeyler. Popüler kültür ise daha çok insanların insanlarla paylaştığı her şeyi içine alan bir alan. Ve dolayısı ile biz de popüler kültürün içindeyiz. bstp: O pastanın içindeki diliminiz daha büyüdü demek istiyorum. Bu rahatsızlık veriyor mu? Mesela kliplerinizin artık Kral TV'de daha fazla yer işgal etmesi? Tekin: Evet, daha çok yer işgal ediyoruz orada. Bunlar hep kendimizi uzun yıllar boyunca bir yandan hazırladığımız şeyler. Şöyle de bir şey var, evet, o mekanizma bizim eleştirdiğimiz bir şey ama eleştirdiğimiz o şeyin parçası olduğunu şu anlamda düşünmüyorum. Biz orada gidip de sulu bir VJ olmuyoruz. Biz orada şarkımızla ve kendi çektiğimiz görüntülerle istediğimiz gibi yer alıyoruz. Orada bağlam bizi belirlemiyor; biz bağlamı belirliyoruz. Kral TV'de Mor ve Ötesi klibi çıktığı zaman, biz orada başka türden bir klibin yerini işgal etmiş oluyoruz. Geneline bakıldığında kötü işlerin yaygın olduğunu düşünürsek, biz onların yerini almış oluyoruz ve bu da iyi bir şey. Çünkü insanlar daha kaliteliye layıklar her zaman. Burası da bir savaş alanı ve bir şeyleri değiştirmenin bir yolu olarak görüyorum burayı. bstp: �Dünya Yalan Söylüyor� albümünüzün diğerlerine göre daha sert bir söylemi var ve politik duruşu daha sivri. Müziğin içinde politika olması ne kadar doğru sizce? Bu konudaki fikirlerinizi müzikle anlatıyor olmak konusunda ne düşünüyorsunuz? Tekin: Bu geniş bir soru. Bir kere dünyada bu bahsettiğin şey yeni bir tartışma değil. Fikirlerini röportajlarda beyanat etmek, sanatçıların vereceği bir karar. Ama müziğin ve de diğer sanat ürünlerinin içinde alacağı yer ile ilgili iki şeyi temel alarak söyleyebiliriz. Bir: Bunun o sanat ürününe ya da sonradan kalıcı olacaksa sanat eserine zarar vermemesi lazım. Yani onun estetik değerini alıp götürmemesi lazım. Onu propagandaya, kullanım klavuzuna veya bir kitapçığa dönüştürmemesi lazım. Bunlar olduğu zaman sanatsal değeri kayboluyor. Diğer yandan da politika dünyadaki yalanlardan birisi olmaya başladı. Bugün Türkiye'de yüzde yetmiş beşin sandığa gittiği bir seçimde yüzde otuz dört oy alan bir parti milletvekillerinin, yüzde altmış altıyı temsil etmesi demokrasi olamaz. Bu başka bir oyun. Ben şahsen demokrasinin o Antik Yunan�daki örneklerinin dışında var olduğuna da inanmıyorum. Böyle bir dünyada elbetteki politik söylemler başka mecralar bulmak zorunda. Bu alanlar da sinema, müzik, edebiyat ya da eylem olmak zorunda. Hatta mimari tasarım, sandalye bile olmak zorunda. bstp: Müziğe ya da sanatın diğer alanlarına enjekte edilen politikanın dozu ne kadar olmalı sizce? Tekin: O şarkıyı şarkı olarak dinlemene müsade edecek kadar enjekte edilmeli. Onun sınırını aşınca propaganda boyutu başlıyor işin. İnsanlar sadece insani şeyleri, çiçeği böceği paylaşmamalılar, yeri geldiğinde yönetimlerin kötülüğünü, bir yerlerde ölen çocukları da paylaşabilirler. Nasıl insanların sohbetleri sadece bir şeyden oluşursa sıkıcı olur, bu da böyle bir şey diye düşünüyorum. bstp: Burada katıldığınız eylemleri anlıyorum ama şarkıların içine politika girmesi o şarkılarda başka hikayeler yaşayan insanları kısıtlamak gibi gelmiyor mu size de? Tekin: Bu da ince bir nokta. Ama biz zaten şarkıları anlatırken bu şarkı şunu anlatıyor demiyoruz. Öte yandan çok bariz şeyler de var. Mesela �Yardım Et� şarkısında Teksas'tan gelen tokatların ne olduğu çok açık. Ama �Cambaz� ile ilgili konuşmalarımızda ise daha açık bırakıyoruz ucunu. Benim kulağıma bu konuda gelen o kadar hoş yorumlar var ki onları kısıtlamadığımızı görüyoruz. Mesela �Cambaz'ın kim olduğu konusunda üç tane sonuca varmış bir grup. Üçü de gerçekten olabilir ve ben bu noktaları gördükçe mutlu oluyorum. Böyle yorumlar sanat ürünü ile toplum arasındaki ilişkiyi çok destekleyen bir şey. Burada dört taraflı bir bağlantı zinciri söz konusu. Ürünün kendisi, sanatçı, onu dinleyen onla ilişki kuran insan ve dünyanın geri kalanı ile toplum. Yorumlar bu ilişkiye çok fazla şey katıyor. Ben böyle şeyler duyduğumda çok mutlu oluyorum. Mesela birisi afet-i azamın yine o hicvedilen şeyi işaret eden çok güzel bir kadın olduğunu düşünmüş. Bu mesela keşke ben de yazarken öyle düşünseydim diyecek kadar çok hoş bir yorum. bstp: Ağırlıklı kitlenizin üniversite ve lise gençliği olduğu düşünülürse, bu gençliğin politikanın ne kadar farkında olduğunu düşünüyorsunuz? Vermek istediğiniz mesajları ne kadar algılayabiliyorlar sizce? Tekin: Ben algılamıyorlar diye düşünmek istemiyorum, çünkü o zaman yeteri kadar iyi anlatamıyoruz demek ki. İnsanları bir şeyi anlamadıkları için suçlayamayız. Belki ifade edemediğimiz için kendimize dönmemiz veya bu düzeni yaratan dinamiklere daha sert saldırmamız gerekir. Birkaç kuşağı birden apolitize eden sistemin daha sert eleştirilmesi, ona daha sert çomak sokulması gerekir o zaman. Bu anlamda da dünyanın gözlerimizin önünde paramparça olduğunu görürken, e tabii ki politikayı herkes kendi bildiği iş üzerinden güncellemek zorunda. Gençlik çok benmerkezci ve hiçbir şeyi umursamaz bir halde. |
||
|
||
| bstp: Grup elemaları olarak uzak bir fotograf gibisiniz. Yani şöyle de bir şey yaşadım ve bu konuda acı çektim hali yok. İnsanlık halleri yer almıyor size dair... Tekin: Ben, beni anlatmasını istemiyorum ki zaten. Beni bir kimlik olarak algılayabiliyor musun diyorsan evet ama seni anlatıyor mu diyorsan, cevabım hayır. Çünkü ben, beni anlatmak istemiyorum ki. Benim anlatacak çok da önemli bir hikayem yok ki. Ben daha çok dünyayı, etrafımdaki şeyleri anlatmak istiyorum. Bu arada o insanlık hallerini de zamanında anlattık biz. İkinci albümümüzde mesela çok derin aşk şarkıları vardı. Yine de çok güzel aşk şarkılarımız olacak diye düşünüyorum. Ama öte yandan da aşk şarkıları genellikle bireysel aşk acılarından çıkabiliyor ya da bir karakter yaratırsınız ve onun başına bir şeyler gelebilir. Ben ikinci yolu o tür şarkı yazımında kullanmadım hiç. Daha sonraki aşamada da grup olarak böyle bir yol izlemedik. Ama benim çok mutlu uzun süreli bir birlikteliğimin olması elbet gruba bir yerlerden dokunuyordur diye düşünüyorum. Grubun içinde de eğer birisi çıkıp da aşk acısını ifade etmek isterse, bu da olabilecek bir şey. Ama biz daha çok elimizde çıkan şeye bakıyoruz. Sözler de buna benzer bir yöntemle çıkıyor. 'Ne yapmak istiyoruz' diye soruyoruz önce. bstp: Siz nasıl yaşıyorsunuz peki aşklarınızı? Size bu soru sorulamazmış gibi hissediyor insan. Tekin: Ben bunun en azından röportaj yoluyla anlatılabilir bir şey olmadığına inanıyorum. Bunu başka birisine sorabilirsiniz. O belki şöyle bir şeydir böyle yaşarım diye anlatabilir ama ben mesela bu konularda kapatıyorum kendimi. Bunu da ukalalık olarak algılamayın. Ne anlatacağımı bilemem ben. bstp: Murathan Mungan'ın albümünde yer alan �Telli Telli� cover'ınızla ilgili çok eleştirildiniz. İnsanlar sizden daha iyi bir yorum bekliyordu ve bu işi sevmediler. Tekin: Biz o projeye dahil edildiğimiz sırada sene 2001�di. Kaydı da 2002�de yaptık. Şimdi 2002 yılında Mor ve Ötesi'nin yaptığı bir iş 2004 yılında yayınlanan bir albümde, hele de son albümümüz yayınlandıktan sonra yetersiz gelmiş olabilir, şahsen bana da yetersiz geliyor. Ama bu biraz da prodüksiyonu yapan plak şirketinin problemi doğrusu. Proje bize geldiğinde, biz bunun en fazla altı ay sonra çıkacak bir proje olduğunu düşünüyorduk. İki sene sonra çıkacağını düşünmemiştik. Mesela Athena yeniden kaydetti çünkü o esnada iki elemanları değişti. Cem Karaca vefat etti bu esnada. Olayın boyutunu öyle anlatayım size. Bu prodüksiyon şirketinin hatası. Ada Müzik'in bu projeyi çok uzattığını ve hatta süründürdüğünü düşünüyorum. Bu proje başka anlamlarda da daha iyi olabilecekken olamadı bence. Ortaçgil saygı albümünün daha eli yüzü düzgün bir albüm olduğunu düşünmekteyim buna göre. bstp: Albümünüz çok büyük bir kitle tarafından ilgi gördü. Bunu bekliyor muydunuz ve sizce bu başarının sırrı nedir? Tekin: Albümün gerçeklikle kurduğu ilişki diye özetleyebiliriz sanırım. Daha açmak gerekirse hem sözel içeriğinin yaşadığımız dünya ile hem bu dünyadaki hakim düşüncelerle ve duygularla olan ilişkisi hem de müziğin teknik anlamda kayıt miks, vokal gibi alanlarda belli standartların üstünde olması. Bunların dışında belki belli bir boşluğu doldurdu, belki insanlardaki bir yere dokundu. Belki böyle bir albüm bekleniyordu bizden. Biz de kendimizden böyle bir albüm bekliyorduk. bstp: Bu albümün birçok anlamda daha iyi olmasını neye bağlıyorsunuz? Daha önce elinizde yeteri kadar imkan yok muydu da böyle olmuyordu? Yoksa grubun olgunlaşması mı bu? Tekin: Bu aslında bir grup olarak var olmayı başarmamızın bir sonucu. Çünkü belli fedakarlıkları göstermeyip dağılmamız da söz konusu olabilirdi, ama bu albümden önce gelinen aşamada herkes gruptaki potansiyelin varlığına ikna olmuş durumdadı ve bir tarafında plak şirketimiz Pasaj, bir tarafında prodüktörümüz Tarkan Gözübüyük ve bir tarafında da biz olmak üzere kurduğumuz ortaklıkla yola çıktık ve en önemli meselelerimizden biri, yapacağımız şeyin dünyadaki benzerleri kadar iyi olması için gerekenin yapılmasıydı. Üretim sürecinde herhangi bir masraftan kaçınmamak için elimizden geleni yaptık. Tarkan, eldeki bütçeyi, insan kaynaklarını ve ekipmanı maksimum verimlilikte kullanarak bize çok şey kattı. bstp: Albüm çıkar çıkmaz Türkiye çapında büyük de bir turne yaptınız. Evet, Mor ve Ötesi tanınan ve belli bir hayran kitlesi olan bir gruptu ama o zaman henüz yeni albümün nerelere gideceği belli değildi. Tek başına böyle bir turne iddialı bir şey değil miydi? Tekin: Yeni albüm henüz kimseye ulaşmadı zannediyorduk. Biz de o konserlerde gördük ki albüm çok hızlı bir şekilde dağıtılmış ve insanlar kahvaltı eder gibi albümü dinliyorlar. Hiç beklemediğimiz sahneler oldu. Mesela sözlerini benim bile unutacağım yenilikte bir şarkıyı 500 kişinin bir ağızdan söylemesine şahit olduk. Evet, en başında ister istemez bir risk almış olduk ama biz olabildiğince her zaman yaptığımız gibi beklentilerimizi minimumda tuttuk. Biz on konserde 5000 kişi hedeflemiştik. On konserin dokuzunda bu rakama ulaşmakla kalmadık, İzmir'deki son konserimizde tek seferde 10.000 kişi gördük. Böylelikle konser hedef kitlesinin 3 katına çıkılmış oldu. bstp: Peki neler biriktirdiniz bu turneden, size neler kaldı? Tekin: Aslında 13 günde 12 konser olmak üzere haşin bir takvimimiz vardı. Bize kondüsyon antremanı gibi oldu. Demek ki bizi bu kadar zorlayan bir takviminde altından kalkabiliyoruz, bunu da yapabiliyormuşuz dedik. Bir takım yeni insanlar tanıdık. Neyin nereden karşınıza çıkacağını kestiremiyorsunuz. Bir kapalı kutu gibi ülkemiz. bstp: Bir de birçok şey başka türlü gösterilmeye çalışılıyor ülkemizde ne yazık ki. İstanbul'dan bakan bir prodüktör mantığıyla rock müzik sanki belli coğrafyalar dışında satmazmış gibi gösterilmeye çalışılıyor. Siz mesela Anadolu'da neler gözlemlediniz? Tekin:[/b] Bunlar biraz yapılan yatırımlarla ve ortaya konan limitlerle ilgili bir şey. Buradan şöyle çıkarımlar yapabiliriz. İnsanların bütçeleri, ekonomik durumları ve dolayısı ile bir konsere ayıracakları paraları bellidir. Burada gerçekten bir savaş dönüyor. Ana dalga pop kısmını işin bir kenarına bırakıyorum çünkü o, önemli bir olay ya da devrim olmadığı sürece var olmaya devam edecek. Ama rock kulvarı içerisinde görülen şeylerden bu 70�lerde Anadolu Pop akımının üzerine kurulduğunu iddia eden ve daha önce onu yerle bir edip insanlara çok kötü şeyler sunan bir akım var. Şimdi Anadolu Rock denmiyor ama o tanımın kimleri, hangi inleyerek, meleyerek şarkı söyleyen insanları kastettiği belli. Bir de bunların yanında kendi yolunu çizerek ve hepsinin de kendine özgü bir kimliği ve özelliği olarak var olan gruplar var. Bu ikisi arasında bir savaş yaşanıyor. Örnek verirsek Mor ve Ötesi, Duman, Athena, Şebnem Ferah, Kurban, Kargo bu ikinci taraf da sayılabilir. Bir de bunların yanında yaptıkları müzikten ziyade kendi vokal tarzları ve kendi davranışları üzerinden insanlarla buluşan birileri var. Bu iki taraf arasında bir mücadele var. Şimdilik öbür taraf daha galip gibi gözüküyor. Çünkü maalesef onlar köylülüğü yeniden üretmek gibi bir kolaycılık içindeler. bstp: Bu sene arka arkaya birçok rock albümü yayınlandı öte yandan. Bu gelişmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz? Rock müzik bu yaz patladı gibi bir önerme ne kadar doğru? Tekin: Biz bunu geçen gün Kargo'dan Koray'la konuştuk. Böyle bir rock patlamasından ziyade, bunu on senelik periyodlarla değerlendirmek gerekiyor. 70�lerin sonundan 90�ların ortasına kadar olan bölüm, rock'ın tamamen underground bir noktada durup popüler kültüre hiçbir şekilde malzeme olmadığı bir dönem. Ondan sonra 96 yılında iki kollu bir hareket vardı. O dönem Ada Müzik ve işte benzeri birkaç firmadan birçok rock albümü yayınlandı. Bir de öte yandan Türk pazarını keşfeden yabancı kökenli şirketlerin rock müziğine yaptığı yatırımlar vardı. Bunların arasında Kargo, Şebnem Ferah ve Teoman'ın adını sayabiliriz. Onun arkasından 99-2000 döneminde yeni bir dalga daha oldu ama o dalgaya önce deprem sonra da ekonomik kriz ket vurdu. O dönem çok fazla albüm hazırlandığı halde piyasaya çıkamadı. Bizim albümümüz de o dönemden etkilendi. 2002 ile beraber Duman ve şimdi de bizimle birlikte bir dalgalanma oldu diyebiliriz rock piyasasında. Ama rockta kitlesel bir patlama var demek için erken bence. Bunun olması için bir rock albümümün bir milyon satması gerekir. O zaman bütün plak şirketlerinin yapısı da değişir ama bunun olması da eldeki dinamiklerle çok kolay değil. bstp: Geçtiğimiz yıl bir de Ajda Pekkan şarkısı cover'lamıştınız. �Yaz Yaz Yaz.� Nasıl karar verildi o şarkıya ve ona nasıl tepkiler geldi? Tekin:[/b] Bizim için çok keyifli bir iş oldu o. Biliyorsun o zaman biz turneye çıkmaya hazırlanıyorduk ve o kitleyle buluşmak için ekstra bir üretime ihtiyacımız vardı. Onlarla birlikte şarkı söylemek önemli bir şeydi bizim için. Bunu daha önceki albümlerimizle de yapabilirdik ama bir basamak bunların üzerine çıkan bir şey olsun dedik. Öte yandan bu yeni bir albüm ya da o single'da yeni bestelerin olması olmamalıydı. Bir ara formül olarak �Yaz Yaz Yaz'ı ve diğer şarkıları coverladık. Aslında biz başka bir şey düşünüyorduk. Murathan Mungan'ın albümü o zaman çıkmış olacaktı ve biz de �Telli Telli'yi Murathan Mungan�dan izinle bu single' a ekleyip sonra da Ortaçgil albümünde söylediğimiz şarkıyı isteyecektik. Ama Mungan albümü çıkmayınca Ortaçgil şarkısının o single'da olması da çok anlamlı olmayacaktı. Zaten Bülent abi de bu duruma pek sıcak bakmadı. Ondan sonra bu şekli verdik single'a. Ama o single'ın bizim için en önemli artısı bizi Tarkan Gözübüyük'le yakınlaştırmış olması oldu. Tarkan'la tanışmak için �Yaz Yaz Yaz'ı bırak �Foolish Cazanova'yı bile yapardım ben. bstp: Peki bu albümün başarısında �Yaz Yaz Yaz� single'nın popülaritesinin ne ölçüde etkileri var? Sizin ne yapabileceğinizi daha geniş kitlelere gösteren bir şeydi o çalışma diyebilir miyiz? Tekin: Bu grubun daha popüler anlamda kendini var edebileceği ama bunu yaparken de kendisini kaybetmeyeceğine dair bir işaret oldu. Bunun üzerine plak şirketlerinin, konser organizatörlerinin bize bakışları ve davranışları değişmiş oldu. Bu da bizim için bir avantaj oldu gerçekten. Böylelikle daha büyük bütçelerle çalışma şansımız oldu ama olayı yalnızca bütçeye de indirgememek lazım. Tarkan'la yakaladığımız uyum, grubun kendi içinde yakaladığı uyum, şarkıların ortaya çıkışı ve plak şirketi hepsi bir bütün. Buradan herhangi bir parçayı çıkartırsanız böyle olmazdı. bstp: Böyle radikal işler yine olabilir mi? Tekin: Aslında bence son albümümüzü yapmamız �Yaz Yaz Yaz'ı yapmamızdan daha radikal bence. Şu anda gayet güzel görünüyor her şey ama şöyle bir şey olabilirdi ki "Canım bu ne böyle sert müziğe böyle sözler mi olur" diye de karşılanabilirdi. Yani biz bu albümde de çok garanti taşlara basmadık aslında. Mor ve Ötesi kararlarını çok düşünerek alır ve çok farklı yönlere de gidebilir. Bazen yavaş ama çok da radikal değişikliklere açık bir hikaye. Bir anda durup duruken bir dans albümü çıkartacak kafada insanlarız biz. bstp: Bu işi dört kişi yapıyor ama sonuçta ortaya sanki tek bir kişiden çıkıyormuş gibi oluyor. Nasıl bir potada eriyor bu dört kişinin farklılıkları? Arada çatlak sesler çıkıyor mu? Tekin: Prodüksiyon biçimi olarak Tarkan Gözübüyük'le çalışmaya karar verdik ve bizim kararlarımızın da en son noktasında Tarkan karar verici oldu. Tabii müziği hep biz ürettik ama karar verememe gibi durumlarda çoğu zaman biz kendi içimizde çözümleri üretirken dördümüzün birden hem fikir olup da Tarkan'ın farklı düşündüğü durum da bile onun dediğinin olmasına imkan veren bir çalışma ortamı yarattık. Çünkü bize bir şeyler katacağını ve bizi etkileyeceğini bildiğimiz için zaten onunla çalıştık. Albümün tek bir elden çıkıyormuş hissi vermesinin nedeni hem birlikte grup olarak geçirdiğimiz yıllar hem de bu çalıştığımız insanlar. Biz kendi başımıza da albümler prodükte ettik, yine yapabiliriz ama burada önemli olan bir potanın olması ve çeşitli fikirlerin o potada erimesi. bstp: Geçtiğimiz aylarda vizyona giren Mustafa Hakkında Her Şey' in de müziklerini yaptınız. O filmin final şarkısı da bu albümde yer alıyor. Film müziği yapmak nasıl besledi müziğinizi ve nasıl gerçekleşti bu proje? Tekin: Filmin yapımcısı ve yönetmeni Çağan Irmak daha önceden de Mor ve Ötesi dinliyormuş. Senaryo yazım aşamasında da zaten akıllarında biz varmışız. Bizimle temasa geçtiler. Senaryoyu okuduk ve yapmaya karar verdik. Yeni ve değişik bir deneyim oldu bizim için. Üstesinden geldiğimizi düşünüyorum. Biraz sıkışık bir dönemde yaptık. O ara albümle ilgili çalışmalar da bütün hızıyla devam ediyordu. Bizim hikayemizde hoş bir ayrıntı oldu bu film müziği. bstp: Albümde bir de Fikret Kızılok cover'ı var: �Sevda Çiçeği�. Nasıl karar verildi onun bu albümde olması gerektiğine? Tekin: Gitaristimiz Kerem Özyeğen'in getirdiği bir öneriydi o. �Bu şarkı çok güzel olabilir� dedi. Biz şarkının orijinalini hiç dinlemeden şarkıyı çaldık. Ben şarkının orijinalini dinleyince epey şaşırdım. Kerem' in burada çok büyük bir katkısı oldu. Çok da sivri ve eğlenceli bir şarkı oldu. Albümün dip noktalarından birisi. Oldukça sert bir sound'u var ama şarkı orjinalinde yumuşak bir şarkı. bstp: Mor ve Ötesi'ni kimler heyecanlandırıyor müzikal olarak? Tekin: Bu konuda çok hoş bir röportaja rastlamıştım. Eric Clapton 'Beni değil, benim dinlediklerimi dinleyin' demişti. Tabii ben bu konuda çok büyük bir müzik dinleyici olmadığım için böyle bir öneride bulunamam. Orada aslında kendimi de büyütmüyorum gibi mütevazi bir hava da var. Bizim idollerimiz olmadı mesela. Manic Street Preachers'ı çok sevdik grupça ama onlara benzeyelim gibi bir şey olmadı. İdol diye bir şey olmuşsa da bu çok erken bir dönemde bitmiştir. bstp: Şu andan kendinize uzaktan baktığınızda nerede görüyorsunuz? H Tekin: �Dünya Yalan Söylüyor�, yaptığımız en yatkın çalışma oldu gibi görünüyor. Kafada en baştan beri var olan fikirlerin artık kendini gerçekleştirmiş olması bizi çok mutlu ediyor. Grup git gide kendini daha iyi ifade ediyor gibi duruyor. Giderek de bir yandan kutuplaşmasını hiç istememekle birlikte bizim de müziğimiz, söylemimiz gittikçe daha da keskinleşiyor. buyrun bakalım uzun soluklu bir röportaj iyi okumalar
|
||
|
||
| harbiden iyi röportajmış sorular güzel Tarkan'la tanışmak için �Yaz Yaz Yaz'ı bırak �Foolish Cazanova'yı bile yapardım ben. bu röportaj tahminimce 2004 te yapıldı 2 sene öncede http://webarsiv.hurriyet.com.tr/2002/10/31/201402.aspböyle bir haber çıkmıştı komik bayağ
|
||
|
||
evet o haber ne öyle ciddi ciddi yazmışlar birde yani bir röportaj bu kadar çarpıtılıp yazılır
|
||
|
||
Evet ya ne kadar saçma bir haber o öyle.MVÖ foolish casanovayı ne yapsın?!!! ![]() Bir de Mor Ve Ötesi adında bir rock topluluğu diyor ya.Cahil gazeteci.O zamanlar 2002 yılında 6 yıllık grup be!
|
||
|
||
| bu ne bicim haber be?adama bak! bayagi salllamis yani.. | ||
|
||
| harun abi alt tarafı bir latife yapmış bunlarda uçmuşlar yani hee.. | ||
|
||
yanlız hürriyetin haberi basataptan önce dikkatinizi çekerim belki harun tekin oraya atıfta bulunmuştur
|
||