|
||
arkadaşlar elcağzımla size yazıyorum bu uzun röportajı kısım kısım yollayacağım yazım hataları olabilir bunlar benden kaynaklanıyor röportajın yazarları merve erol pınar öğünç iyi okumalar....Sürdürülebilir cinayet Vaktiyle 2. albümleri” bırak zaman aksın” için ara albüm demiştik şimdi kendilerş beşinci albümleri “büyük düşler” için benzer bir şeyi söylüyor: her şeyin yerli yerine oturduğu bir dönemin ara albümü… mor ve ötesi “DYS” nin kaldığı yerden gitarları sertleştirerek, sözleri bileyerek, bayrağı yükselterek devam ediyor morun ötesine daha va,r ama taşları güzel döşüyorlar. Mor ve ötesi albümde ve konserde ne kadar farklı? Kerem kabadayı: her şarkının bir canlı versiyonu, bir de kayıtlı hali var. kayıtlı hali sonuçta, bir aşrkının anlık fotoğrafı gibi oluyor. Yedi ay çlalışıp bir albüm yapıyorsunuz mesela, o sıralarda yaptığınız müziğin bir vesikası olarak, plastiğin üzerinde kayıtlı bir şekilde duruyor. Film izlemek yerine, oradan çekilmiş bir kaç kare fotoğrafa bakmak gibi geliyor bana. Büyük konserlere alıştınız mı? Kerem : büyük konser deyince belki karadeniz ereğlisi konserini söylemek lazım. Onun gibi fazla olmadı Harun: 600bin kişi var demişlerdi(gülüyor) ama 450 bin varmış 2005 de sevgi barış dostluk festivaliydi elli metre de bir ses kuleleri, bir buçuk km insan… mahşeri bir şey. Siz İstanbullu nispeten elit bir grup olarak tanınıyorsunuz. Bu konserler sizi bütün türkiye yle kaynaştırabildi mi? Kerem : o bakışın son 3 yılda biraz değiştiğini düşünüyorum. Yaz single ının yayınlanmasından bu yana istanbul da ankarada da izmir de verdiğimiz konser sayısını oralarda kat kat aştık. “yaz” etkili olduu mu o kadar? Kerem: tek başına o kadar etkisi olan bir şey değildi ama bizi enteresan bir yola soktu. “yaz” yakın zamanın şarkısı. Niye daha eskilere gitmediniz? Harun :bir kere sözlerin üzerimizde sakil durmaması gerekiyordu. Müzikal olarak heyecan verici bir şey çıkarırız diye de hissettik galiba. Bir sürü şey dinlemiştik, eninde sonunda geldiğimiz nokta bizi de şaşırttı aslında. Kerem: albüm boyutunda düşünülen bir şeyde değildi. “güneye giderken” le beraber iki icra olan bir CD çıkartmak istiyorduk Niye böyle bir ishtiyaç vardı? Harun : büyük konserlerle ilgili bir hazırlık vardı ve bizim en son albümümüz 2 sene önce çıkmıştı. Ve bizim 3 albümümüzde içlerinde pek çok şey barındırmakla beraber standart manada bir hit barındırmıyordu. Kalabalık kadrolu bir turne olacaktı. Önce cenk ve erdem çıkıyordu ufak bir şov yapıyorlardı sonra biz sonra şebnem (ferah) ve teoman … yaz tam anlamıyla işlevini yerine getirdi. “yaz” a yakın olan başka adaylar kimlerdi? Harun : “gecenin karasını” cem karaca. Içimde uktedir hala yapsak diyorum. Burak: mavi ışıklar vardı.” Iyi düşün taşın” …. Sonra yeni türkü den “resim”… Sonra yaz ın yerini galiba cambaz aldı konserlerinizde milleti en çok ayağa kaldıran şarkı hala o mu? Harun: cambaz bir derdim var… 2 sene sonra falan belki değişmiş olabilir bu durum. Yeni albümün hem kendi doğasından, hem de geçirdiği süreçlerden kaynaklanan bir nazı var. içine kolay girilemeyen bir albüm. Kerem : bu durum hiçbir zaman değişmeyebilir de. New Model Army hala “ 51st street” le patlıyorsa , metallica konserinde one en çok alkış alıyorsa, demekki bazı şarkıların süreklilik arzeden bir ilgi uyandırma becerileri oluyor kuşaklar geçtikçede o şarkı o grupla beraber devam ediyor. Onun üstüne çıkmaya çalışmanın da çok bir anlamı yok bu yüzden. Diyelim ki 3 albüm geçti,”cambaz” ın yeri hala ayrı , cambaz çok güzel diye düşünmeyi mi tercih edersiniz yoksa onun üstüne bir şey koyamadığınza mı yanarsınız? Kerem : çok iyi denk gelmiş diye düşünürüm . şarkının sadece güzelliği yetmiyor öyle bir ilgi görebilmesi için. Cambazın sözleriyle müziğiyle sunuluşuyla bizim halimizle tavrımızla dünyanın türkiye nin durumu her şey bir noktada birleşti. Harun : “şeytan tüyü” kavramını bence yabana atmamak gerekiyor. Cambaz ın bunu fena halde içerdiğini düşünüyorum. Bir defa dans edilebilir bir şarkı oldu… Kerem : hemde dans müziği olmamasına rağmen . aslında bayağı punk şarkısı cambaz Harun : insanlar cambazı söylerken hem coşkulu hem öfkeli olabiliyorlar. En azından o şarkı özelinde neye öfke duyduğumuzla ilgili kafamızda belli bir şey var . ama kalabalık hep beraber söylediği sırada ortaya çıkan duygu başka. Şarkının güzelliği muğlakından kaynaklanıyor herhalde . cambaz kim var mısın yok musun ne demek? Burak: o çift anlamlılıklar bence herzaman cazip bir şey şarkı sözlerimizde şiire herzaman özen gösterdik hep böyle yapmak istedik. Kerem: şiiri gaston bachelard ın tanımıyla imge üretmek olarak alısak, her şeyin etrafında gezerek sadece uyandırdığı duyguyla temas ederek imge yaratma imkanı var. iki insan arasındaki ilişkide dolaysız bir şekilde elini içine daldırabileceğin bir hammadde değil. Politika da öyle. Fakat şiirden konuşuyorsunuz. Siz şarkı yazarısınız…. Harun: ama burak şarkılarımızın içindeki şiirden bahsetti şiirlerimizde değil. Bence çok önemli bir fark. Şarkı sözü yazdığımızı unutmuyoruz. Kerem : biz iyisini yazmaktan çekindikçe etrafımızda kötü yazılmış şiirlerde artacak bizim boş bıraktığımız bir alan başka birileri tarafından estetikten yoksun bir şekilde yeniden üretilecek. |
||
|
||
Radikal genç ten tankut aykut un hakkaniyetli büyük düşler başlıklı yazısından bir alıntı yapalım “türkye de mor ve ötesi nin dışında şarkı sözleri itibariyle bu kadar kapalı ve zor anlaşılır olmayı göze almış başka bir rock grubu daha yok. Halbuki zor anlaşılırlığın sebebi olabilecek çelişkililik güvensizlik günümüzde iyi rock ın başlıca dürtülerinden. Söylenecek sözler parçalanmış endişeler artmış birey kendinden şüphe etmeye başlamış olmasa niye rock müzik yapılsın” Burak : arkadaşın ne demek istediğini anlıyorum sanırım ama rock müzik neyse bende çok bilmiyorum sırlarını herzaman böyle bir takım çelişkilerle karanlık düşüncelerle yeniyetmelikle öfkeyle ilişkilendirilmek zorunda değil . biz müzikle yanyana bir hayat seçtik. Bir çok şey denk geldi böyle yürüyoruz. Bu işler herzaman çelişkilerde sıkıntılardan beslenmiyor bazende küçük zaferlerden hayatı birazcık daha anlamaktan belki de şefkatten besleniyor. Harun : 4 ümüzün müzikle kurduğu ilişki hep belli farkları içeriyor. Gruğ zenginliğini de burdan alıyor senelerce bu fikre direndim ama yenilgiler negatif duygular öfkeler sonuç olarak daha heyecan verici ürünlere dönüşüyormuş gibi geliyor bana. Hayat çok uyumlu armoniyle dolu gittiğinde benim içimdeki bazı hazeyanlar ve üretken tohumlar törpüleniyor. Hayatın beni getirdiği nokta bu ve bu noktada grup içinde hafif bir zıpçıktılık yapıyorum Bza albümünün ardından yaptığımız bir söyleşide depresif bazlı kişisel öykülerden daha toplumsal şarkılara geçmek istediğinizi söylüyordunuz. Ilk albümleinizi çok beğenen bir kitle de galiba o nokta da kalmanızı daha çok tercih ediyor Kerem : şunun gibi 17 yaşımdayken lisede bir kaç tane çok yakın arkadaşım vardı ve şu anda hepsiyle bağlantım kopmuş durumda. Gayet sevmeme ramen onları görüşemiyorum .ilk albümüzü yaptığımızda 17 18 yaşlarındaydık aradan on yıl geçince bazı konularda değişmek için çaba sarfetmek gerekmiyor. Ayrıca dört kişilik kadroda iki kişilik değişiklik oldu. Dinleyicilerin bir bölümünün bii dönemlere ayırması gayet mantıklı ama diğer yandan ilk dönemlerimizi benim kafamda tanımlayan şey çok güçlü bir anlatma isteği ve beraberinde uzun süre çok büyük bir teknik yetersizlik hem ekipmanlarımız hem de bizim enstrümanlarımızla ilişkilerimiz açısından . dinleyici en azından benim teknik olarak yetersiz olduğum dönemi seviyorsa ki bende the cure un en çok pornography albümünü seviyorum, orada da çok büyük bir teknik şov yok_bir şey diyemem. Dinleyicinin bağlantı kurması gereken şey bizim anlatma isteiğimiz olmalı o anlamda hiç bir şey yitirmedik bunu gören çok fazla eski dinleyicimiz olduğunu da biliyorum. Harun: peyote gibi bir yerde otuz kişiye çalarken bir grup ne kadar arrogant olabilir? Her biri jilet gibi görünse ve önlerindeki adamları kadınları tekmeleseler her türlü kibir gösterisini yapsalar bile sonuçta 30 kişi var orada . birde dört bin kişiye çaldığınız dev bir sahneyi düşünün orada da ne kadar alçak gönüllü olabilirsiniz? Bence haksız demeyeceğim ama yer yer merhametsiz olduğunu düşündüğümüz bazı eleştrilerin kökünde bu fiziksel temel var içinde göründüğümüz çerçevelerin boyutu büyüdükçe olabileceğimiz şeyin sınırları da insanların kafasında değişiyor. 2002 senesinin mart ayında bir konser alanından çıkarken polis eskortuna ihtiyacınız olucak deseler bayağ gülerdik. Ama 2005 yılının tümü manyak sahnelere şahit olmamaızla geçti bunların dışarıdan algılanışı çok tuhaf içerden algılanışı çok çok tuhaf. Kerem : baskın kültürde popüler olmayan ne varsa yaptık aslında biz. Zamanında satanist diye suçlandık intiharlarla alakalandırıldık türkiye de bütün güçlerin amerikan karşıtlığını örtbas ettiği bir dönemde dys çıktı…. Zaten sol 80 sonrasında türkiye de ne kadar popüler oldu? Bizim savunduğumuz bir sürü değer böyle bir görüşü yansıtıyor. sol ahmet kayayla çok popüler oldu mesela.... harun : bizden çok farklı olmakla birlikte ahmet kaya politize olmaya teşne kalabalıkların aslında aradıklarını buldukları ana denk geliyor. bizdeki durumda hiç karşılşamayı ummadıkları bir şeyle karşılaşan bir kitle var. cambazın anlamlandırılma sürecinde yaşanan bir sürü saçmalık da var. atatürk ün ve allhın çok teöel referanslar olduğunu biliyoruz bu ülkede her ikiside şarkıyla bağlantırıldı. demek ki bu ülkede değil politika politik müzik yapmak bile bunlar olmadan zor. diğer yandan kul oldun köle oldun bölümünde insanların keyifle kul oldum köle oldum diye söylediğini görmek yaralayıcı bir deneyim oldum değil oldun diye pankart açasım geliyordu bir ara (gülüyor). Belkide bilerek öyle söylüyorlardır. Kul oldum köle oldum dedikten sonra var mısın yoksun diyor ve üzerindeki baskıyı bir süreliğine kaldıırıyor onu reddetmenin coşkusunu yaşıyor... Harun : bu tabi çok rahatlatıcı bir okuma olurama öyle duyuyor benim öyle söylediğimi zannediyor böyle bir kitlete böyle bir müziğin buluşması açısından 80 sonrasında çok fazla örnek yok. Biz zamnında bulutsuzluk özlemini çok sevdik çok etkilendik. İlk demomuzu nejat abiye (yavaşoğulları) götürmüştüm onlar Mavi de çalarken bodrum la ilgili hayatımdaki en güzel şey herhalde o(gülüyor) Dys nin yarattığı etkinin ardından büyük düşler e bir rahatlamayla mı girdiniz yoksa o başarı üzerinizde bir baskı yarattı mı? Harun : ankara da hayvanat bahçesinden bir piton kaçmış. Benim açımdan DYS nin çıkışından hemen sonra patlaması ve albümün ulaştığı popülerlik büyük bir sürpriz olmadı Ama dolaylı yollarla kendi hayatlarımıza yaptığı etkiler pitonun Tunalı da kahve içmesi gibi geliyor bana. Kerem : ama albüm hazırlıklarına çalmaya çok hazır olarak girdik. O açıdan çok büyük bir rahatlık vardı önceki albümlere kıyasla. Son 3 albümdür şarkılaraortak imza atıyorsunuz. Bonu u2 nun nasıl ayakta kaldığını anlatırken , albümlere bunlar u2 şarkılarıdır yazlmasının önemli bir etken olduğunu söylüyor. Bu bilinçli aldığınız bir kararmıydı yoksa gerçekten imece çalıştığınız için mi? Harun : uzun dönem yol arkadaşlığı yaptığımız Volkan Gürkan ın çok propogandasını yaptığı bir fikirdi . gerçek bir grup olmadığımızı iddia ediyordu volkan. Bu fikir de onun prodüktörü olduğu gül kendine albümüyle hayata geçti. Doğrusu çok da iyi oldu. Biz de içimize sinmese böyle bir şey yapmazdık . herkesin zaman zaman katkıları olmak zorunda tabi ki ama pek çok şarkının tohumu bir kişi tarafından atılıyor. Ama mece dediğimiz şey de özellikle son 3 albümde giderek yoğunlaşan şwkilde var. . özellikle enstrümantasyonda . bizdeki beklenmedik evrimin bir parçası bu aynı zamanda. İlk 3 albümde kolektivist olup daha sonra egoların patlayabileceği bir süreç bu aslında. Egolarımız yok olmuştur demek yalan olur , ama bir üst bilinç var ve onu herkes mümkün mertebe geliştirmeye, beslemeye çalışıyor . Hiç maaşlı çalıştınız mı? Kerem : maaşlı çalışan bir tek benim galiba. 2 sene koç üniversitesi tarih bölümünde çalıştım öğretim görevlisi olarak. Öğrencilerle aramda zıcık yaş farkı vardı gayet eğlenceli günler geçti. Burak: ben grup dışında para kazandım ama müzikle. Daha önce başka grupla özellikle istanbul blues kumpanyası yla çalışıyordun mor ve ötesi ne geldiğinde diğer gruplar gibi destekçi olacağını mı düşünüyordun yoksa grubunu bulduğunu mu? Burak : gerçekten çok fazla grubum olsun istiyordum . ve bunu sadece ben biliyordum (gülüyor) buarada benim gruba girmemi sağlayanda blues kumpanyasından sarp(keskiner)”basçı arıyorlarmış senin numaranı verdim” dediğinde çok heyecanlanmıştım. Harun : çok minik gözüken bazı şeyleri erken dönemde çok büyük yaşamışız onu farkediyorum. İlk albümün piyasaya çıkması sürpriz aslında. Çocuğumuz olunca dinletilim diye yapılan kayıtlardı. Grubun dönemlerinden bahsediyoruz baksananıza (gülüyor) çok tuhaf bir his bu. Yaygın medyanın sizlere en çok sorduğu sorular ne oluyor? Kerem : en sevdiğimiz mekanlar (gülüyor) mor ve ötesi kimleri dinliyor Harun : neden mor ve ötesi ? Kimleri dinliyor sorusu iyiymiş. Son dönemlerde çıkan genç rock gruplarını takip ediyor musunuz Kerem : retro bebeler? Gerçekten yeni bir şeyler üretilemiyorsa retro da yeni bir şey oluyor 20 yıl sonra 90 lar moda olduğunda çok mutlu olacağım (gülüyor) Harun : yeni bir şey üzerine çok mu düşünüyoruz acaba? Radiohead ok computer albümünden sonra kid a albümünü yapıyor ve haklı olarak kerem daha önce aphex twin dinlemiş biri olarak, “ kardeşim burada yeni bir şey yok ki” diyebiliyor. Bende korumacı bir yaklaşımla “canım melodiler değişik “ diyebiliyorum . ama sonra bakıyoruz ki adamlar bizim yaptığımız şey en sevdiğimiz albümleri kopyalamak diyorlar. Bu nekadar da kaçınılabilir bir şey o da apayrı bir konu. Ayrıca kaçınılması gereken bir şey mi? Kerem : bence de değil Harun : yeni olup olmamasından ziyade güzel olup olmadığı önemli. İnsanın kanını kaynatıyor mu harekete geçiriyor mu veya yerine çakıyor mu onu dinledikten sonra aynı adam olmayabiliyor musun? Sizin bazı şarkılarınız da hep bir şeylere benzetiliyor. Mesela Amorphis diye bir grubun adı çok geçiyor... Kerem : amorphis reamonn ... bir derdim var ın riffleriyle ilgili öyle 3 4 tane itham var Harun : böyle bir müzik dinlemek olacaksa, bence bu işi daha akademik yapalım . akor aralıklarına dikkat edelim sonra konuşalım . ama kendi adıma şuradan araklanmış diye hiçbir şeyi etiketlemekten yana değilim . araklanmışsa daha iyiyse napcaksın? Müzikle böyle bir ilişki kurmamayı tercih ediyoruz. Burak: gitar bas davulla yapabileceğin aşağı yukarı belli bir şey. Bir etkilenim kültürüde var. Bizim yaptığımız duygu ve tercihlerimiz başrolde olmak üzere tüm bu havuzdakiler bilinçsice süzmek. Yoksa hiçbir zaman şurda güzel bir şey var alalım gibi bir şeyin yakınından bile geçmedik. Kerem : bu işi araklama diye kategori edeceksek bütün enstrümanlara yaylım ve görelim ki john bonham dan bu yana bütün rock davulcuları arakçıdır. .. bu kategorileştirmenin ne kadar işlemez bir değerlendirme sunduğu bence çok açık. Sayısız şarkıda aynı pattern vardır bas ve bateride. Bunların hepsine dava açılması gerekiyor, ya da hepsi arakçı mı oldu bu adamların şimdi? Bu aynı zamanda çok da yerli bir paranoya gibi. Sizin özgün bir şey çıkaramayacağınıza dair bir kanı var sanki ve bunun ispatı için acayip bir enerji sarfediliyor... Harun : bunda sevimli bir şeyde buluyorum . bir adam bizimle ilgili bir şey söyleme ihtiyacı duyuyor. Çok derin analizler yapabilecek bir birikime henüz sahip değil belki ,belki çok seviyor , ama söyleybileceği şey ben bunu buna benzettim . illa kötü bir şey söylüyor diye de değerlendirmemek lazım . |
||
|
||
okudum ama ellerimle yazdım diyince bidaha okudum emeğe saygı. helal olsunfeci derecede güzel bir yazıdır çok severim çok açıklayıcı bir röportaj sorularına o kadar geniş cevaplar verdiler ki ve resimleride harikaydı
|
||
|
||
| siz siyasi angajmanı olan bir grup değilsiniz ama bir şeyleri dert ediniyorsunuz bazı alanlar açmak istiyorsunuz . BU çabaya da burun büküldüğü zamanlar oluyor... Harun : ben ona gerçekten sinir oluyorum özellikle de "bunları söylemeyi biz de biliriz , biz daha cool uz "gibi olduğu zaman. iyi siz daha cool olun biz de bunları söylemeye devam edelim. büyük düşler e gelelim: darbe ve şirket isimleriyle çok öne çıkan şarkılar. harun : 12 eylül onun etkileri bize, bu ülkeye neler yaptığı- üzerinde hep düşündüğümüz bir şeydi. büyük düşleri in provalarından önce yapmıştık biz darbeyi. bir emprovizasyon sırasında benim sayıkladığım sözler vardı ve devamlı bir darbe teması dönüyordu. zamanı gelen bir şarkının doğumu gibi bir şey. kerem : o şarkıyı ilk çaldığımız günkü halimizin de o temayı çağırdığını düşündüm sonradan . Burak ın bas riffinin üstüne şarkının şu andaki ana ritmini çalmaya başladım hala dinleyince şarkının ana örgüsünün militarizmin ucundan dönüp çok militan ve kışkırtıcı bir pattern olduğunu düşünüyorum . hiçbirimiz farketmeden bir şekilde etki etmiştir. harun : evet, arkada trampetler falan... darbe şarkısının muhattabı kim? 12 eylülün etkilerini doğrudan yaşamamış şu anda hiç bir şeyin farkında olmayan gençler mi, ya da mesela doğrudan kenan evren mi? harun :muhattap olmayı kabul edecek herkese kapımız açık aslında. kenan evren dinlesin diye yapılmış bir şarkı olma ihtimali uzak tabii. bütün olayı kenan evre e yıkmakda çok kolaycı bir şey ve şarkının da ucundan döndüğü bir hareket kenan evren in tek suçlu olmadığınmı sırf onu yargılamakla meselenin hallolamayacapını-yaşlı oluşunu da işaret ederek- zaman zaman söylüyordun . ama evvela onu yarf,gılamak yaşı kaç olursa olsun bunun üstüne gitmek gerekmez mi? harun : onu yargılamayı bile yüzmüze gözümüze bulaştırabilirz.bunu kastediyorum aslında. necmettin erbakan affı türü bir sound yok söylediklerimde. ama Türk usulü bir darbe yargılaması olacağına olmasın daha iyi. "kenan evren i darbeden yargıladık bitti" . Böyle olmamalı . hesaplaşılması gereken şey, çok büyük bir şey. kerem : bunun türk usulü bir yargılama olmaması için önce 12 eylül adalet sisteminin tasviye edilmesi gerekiyor zaten . Bence engellenmesi gereken temel şey aylar önce bir TV programında olduğu gibi gençlerin kenan evren i ağzı açık alkışlaması. harun : Ne yaptığının ne ettiğinin ayan beyan ortaya çıkması gerekiyor. daha sonra saygı duyacaklar olabilir hatta olur. O alkışlayanlar aynı zamanda sizin dinleyicileriniz olamaz mı? harun : öyleler zaten . burada bize düşen sorumluluk böyle paradoksun gözümüzü ve kalbimizi kör etmemesi için bir şeyler yapmak. bir MOR ve Ötesi fan sitesinde özlü sözler diye bir bölüm var. Bazı klişe sözlerin yanında Atatük ün alıntısı da var : TÜRK ordusu! dünyanın hiç bir ordusu seninkinden daha temiz daha sağlam bir askere rast gelmemiştir. haruın : fan sitelerini resmi site olarak kabul etmediğimiz için onlar hep bizim öngöremeyeceğimiz kontrol etmeyi tercih etmediğimiz yerler . kafa karışıklığı çok büyük. yolda gelirken bir minibüs arkası yazısı gördüm " atatürkçü olmak , her omuzun kaldıramayacağı kadar ağır bir yüktür." neresinden tutacaksın bunun? o lafı siteye yazan sizin darbe şarkısına ne diyecek_? harun : bunların sonuçları herhalde biraz zaman alacak. Yaptığımız şey bir ders kitabı yayınlat,yıp onu zorla okutmaya benzemiyor. Etkisi daha dolaylı, ama daha kalıcı olabilir. Herkesin şarkılarımızı dinlediği anda " hmm demek öyle " deyip başka bir yöne bakmalarını beklemek zor olur. Sabır lazım galiba biraz . İnsanlar felaket bir kültürel iklim içersinde yetişiyor Hazır kitleyi yakalamışken daha doğrudan konuşmayı bodoslama dalmayı neden tercih etmediniz? harun : Yakalamışken diye bir şey yok. yakalamak gerekiyor. elimizde veri olarak bulunan bir kitle yok. kerem : öyle bir kıstırılmış kitle, kapalı bir alanımız, belirli bir bölgemiz yok. Biz bir şeyler yaptıkça birilerine ulaşıyor ve o kitle oluyor Her şarkıya her anlatıma illa katılacak bir kitle de değil o. İnsan iki şarkıyı darbeyle şirketi beraber düşünüyor, özellikle darbe sonrası serbest sonrası pazar derken. şirket te kar tüketim gibi daha iktisadi kavramlar yerine şiddet cinnet vahşet gibi kavramlara yöneliyorsunuz . Darbe şirkete bağlanırken şirket de böylece darbe ye bağlanmış oluyor. Bu kan vurgusu kapitalizm eleştiri yapan şarkılarda pek vurgulanmaz ... kerem : dünyanın son 500 yılına mesela italyan şehir devletlerinin deniz tüccarlarına merkantalist kapitalizmin kökenlerine bakmak yeter bunun için. harun : Şu anda bu ülkede sendika liderlerini nasıl öldürttüğünü arkadaşlarına zevkle anlatan turizm patronları var. Bu , tüketim meselesinden daha ciddi bir şey. Bu topraklarda her şey bizi mal mülk düşündürmeye getiriyor. Hırsızın katilden daha kötü bir şey yaptığı, burada genel olarak kabul edilmiş bir şey. Bizse galiba meselenin insan hayatına kasteden bölümüyle daha fazla ilgileniyoruz . Hayatı sadece fiziksel olarak yok etme veya mundar etme değilde , anlam dünyamıza yapılan tacizler bağlamında da. Asla kendi başına kabullenemeyeceğin kadar büyük kötülükler şirket kisvesi altında bir anda kabullenebilir oluyor. "öyle çünkü karlılık" " öyle çünkü büyüme" denebiliyor. sürdürülebilir cinayet aslında . kerem : sermaye birikimi döngüsünün ikinci evrimi(gülüyor) ne yapsın şirket ayakta kalması için sürekli büyümesi gerekiyorsa? harun : o zaman da işte toplumun zengin tabakalarının zenginleşmesini fakirlerin de senginleşmesi için geçerli yol olarak sunan neo-liberal önerme ortaya çıkıyor. Bu önermenin ne kadar doğru olabileceğini hergün yaşayarak görüyoruz. Ve aynı zamanda karı attırmak için darbeleri de örgütleyebiliyorsun destek verebiliyorsun ... Harun : darbelerin reel-politikle ilgili olduğu kadar sermayeyle de ilgili olduğu adlı adınca söylenmeli. kerem : ulus- devletin sermaye ürünü olduğunun, bunun bir üretim ve tüketim ölçeğiolduğunun da söylenmesi gerekiyor. ulus- devlete ulusalcılık adı altında bazı kesimlerin saplandığı kadar saplanmanın aslında hiçbir işe yaramayacağını konuşmak gerekiyor. ulusalcı larla aranız nasıl? kerem : ben çok net bir şekilde enternasyonalizmi daha doğru bulduğumu söylerim harun : ben koalisyon mantığı çerçevesinde bakabiliyorum. Doğru Yol Partisi ne ne kadar uzaksak , o kadar da uzak olduğumuz unsurlar da var tabii. Ama ulusalcı benim açımdan başlı başına felaket bir şeyi sembolize etmiyor. emperyalizm karşıtlığı noktasında durup oradan gazı alıp birazcık daha ileri gitmiş çok değerli birikimler de var bence. Ntv de katıldığınız bir programda konu hiç açılmamışken birdenbire sponsorunuzdan bahsetmeye başlamışsınız. sponsorla ilişkinze yönelik eleştiriler sizi sürekli savunma halinde mi tutuyor? kerem : Öyle bir savunma içinde değiliz aslında. sponsorun adı geçsin veya geçmesin diye özellikle hazırlanan insanlarda değiliz. ama bir iş de iyi giden yanlar varsa o işten mutluluk dut,yarak bunu anlatabiliriz . BU konun açılması da gerekmiyor. çünkü o sırada büyük ihtimalle biz aramızda konuşuyor oluyoruz ," ne güzel bu sefer geçen sefer ki gibi olmadı" diye. sonuçta sponsor şirket dediğiniz şeyin gerçek dünyada bir geçerliliği yok. sponsorlu turne dediğiniz şey bizim normal dokuz on kişilik ekibimize katılan belki2-3 kişi daha ve onların bağlı bulundukları yerden aktarılan belli bir fon. muhakkak.. Herhalde şirketin CEO suyla her gün oturup içmiyorsunuz. kerem : o soğukkanlılık bizim sergilememiz gereken bir şey de değil. Soğukkanlılığı toplumun sergilemesi gerekiyor. çünkü sponsorluk sisemi toplumun suçudur , başka kimsenin suçu değil. modern kapitalist toplumun kendi kendine kestiği bir fatura sponsorlu kültür. şirket in nakaratı (şirket mirket anlamam /anlasam da anlamam) ister istemez ... harun : estarabim i hatırlatıyor değil mi? üzerine çopk konuşulmuş çok zaman harcanmış bir şarkı o. erkin koray a da bir gönderme var tabii Bu tür etkilenimler bana tatlı geliyor. Erkin Koray herşeyden önce bir alman liseli ayrıca (gülüyor) rock yapıp saçları uzatmaktan okuldan uzaklaştırıldığını anlatmıştı bize bir keresinde, " lise o işi kaldıramadı " diye. (gülüyor) siz okurken alman lisesi koridorlarında dolaşıyor muydu erkin koray hayaleti? harun : dolaşmazdı valla. 1980 de o kadar temel değişiklikler oluyor ki okulda mesela , değil erkin koray ı , 1978 de çıkmış çok bomba bir grubu bile bilmeme ihtimaliniz vardı. geçen yıllarla söz yan,zımında daha Türkçeleştiğiniz mesela erkin koray a yakınlaşabildiğiniz söylenebilir mi? nümayiş gibi bir kelimeyi tercih ediyorsunuz mesela , ama onun bir de iç müziği var. o müzik şarkılarınıza yansıyabiliyor mu? harun : bazen cambazın nakaratı mesela, o tip kelimeleri içeren ve o kelimelerin müziğe bir şey yaptığı bir nakarattı. şirketin vahşet cinnet şiddet kelimelerinde darbe de divan ı harp derken asmayalımda besleyelim mi derken de belli bir noktada ortaya çıkan bir durum aslında . o kelimeler kendi melodilerini bir şekilde müziğe katıyorlar. müziği şuradan alıp şuraya götürebiliyorlar veya götüremeyebiliyorlar... Gruptaki müzikal zenginliği yansıtacak bir noktaya gelmiş durumdayız bence artık . Ortak imza taşımakla beraber grup içersinde herkesin bir sonraki işle ilgili farklı algıları da var. roll vaktiyle BZA için ara albüm demişti . Büyük düşler de bize, herşeyin yerli yerine oturduğu bir dönemin BZA ı gibi bir hissiyat veriyor . Regresif bir süreç başladı geriye dönüyoruz gibi değil ama, DYS ,büyük düşler sürecinin esas sonucu bir sonraki albümde çıkacak bence Fikirtepe de stüdyonuz var albümde de fikirtepe ahalisine teşekkür ediyorsunuz. Nasıl aranız? kerem : teşekkür bizim geleneğimizdir. Gül Kendine de de yeldeğirmeni ahalisine teşekkür etmiştik oradaydı stüdyomuz. onlar fikirtepe ahalisine göre çok daha fazla çektiler bizden ses yalıtımımız yoktu, yeldeğirmeni ile paylaşıyorduk yeni şarkılarımızı. burak: istanbul içindeki farklı bir yer orası . Bizim ki su da dahil herşeyi geçirebilen ahşap bir evdi . bizde daha çok sokaktaydık, esnafla iç içeydik . Fikirtepe de daha çok kapalıyız . ama kapıyı açıp çocuklarla karşılaşıyoruz. içeri girmek istiyorlar mesela. Bir grup geldi biz bu mahallenin break dansçılarıyız diye kaldırım üstünde bize gösteri yaptılar. Çevredeki müzisyen çocuklarla tanıştık daha sonra onlardan bir kısmı 50 m ilerimizde bir prova stüdyosu kurdular. rock yapıyor onlarda saçlar uzun... internette forum sitelerinde okuduk kerem eski kaleciymiş... kerem : istanbulspor un üçüncü kalecisi(gülüyor) o bir uydurma. Ulaştığı kitlenin ekşi sözlük ü ne kadar gerçek bir bilgi kaynağı olarak gördüğünü saptamak için bir deneme. Eski menejerimizin aklına gelmişti . internette çok kabul görmüş bir bilgi ; bir röportajda ilk defa karşıma çıkıyor . lisede spor derslerinde sekiz sene kalecilik yaptım en azından, spordan ve futboldan hiç zevk almamamdan dolayı. çok güzel gol yerim (gülüyor) sağ açık filan yazsaydı belki biz de tufaya düşmezmişiz ama kaleci sanki davulcunun futboldaki muadili. kerem : (gülüyor) olabilir. burak : kaleye benzer davulu vardır geride duruyordur olmayacak bir topu içeri alırsa müzikde çöker ... kerem : zaten önümde o kadar fazla eşya durmuyor olsaydı sahneye çıkmazdım herhalde . hiç işim olmazdı. (gülüyor) peki basçıyı nereye yakıştırmak lazım ? libero olur mu? burak : olur. benim konumuma da yakışır: defans ve oyun kurma. kırk yılda bir halı sahaya gittiğimizde de yerim bellidir zaten . harun : boyundan posundan beklenmeyecek bir kıvraklık da vardır burak ta frontman forvet mi?-harun : evet (gülüyor) ama didinen ve sakar forvet. en basit golü kaçırabilirim ama ileride basarım koşarım. burak: çizgifilmlerde herşeyin hızlandırıldığı sahneler olur ya , bacaklar 360 derece dönerek gider sahada harun da o görüntüyü görebilirsiniz. harun : o da biraz dengesiz fiziksel yapımdan kaynaklanıyor. küçüklüğümden beri o kadar çok düştüm o kadar çok şey kırıp döktüm ki . ama son yıllarda geliştirdiğim bir refleks var:" Allah kafasını kırdı" dedikleri bir durumda yere şöyle bir inip devam etmemi sağlayan yaşamsal bir refleks ... forvet sakarlığıyla da örtüşüyor bu da(gülüyor) eylül 2003 te express in 29. sayısında harun un da katıldığı bir yuvarlak masa söyleşisi yapmıştık taner öngür ve kazım koyuncu yla rock n coke u barışarock ı müzik ve siyaset ilişkisini konuşmuştuk. yarın kazım koyuncunun ölüm yıldönümü onu anarak bitirelim mi* harun : o günü düşününce hep içimde kalan bir şey var . görüşelim buluşalım diye ayrılmıştık. hatta kazım yaptığı bir takım araştırmalardan bahsetmişti . Gürcistana gitmiş bir takım enstrümanlar toplamış bazı müzikler dinlemiş çalmış bir takım dillerin yakınlığını görmüştü... o sohbetin devamı bir türlü gelemedi. . muhabbetimiz uzaktandı bizim aslında. bir kere halı saha da karşılaşmıştık herkes kazım abi diye ona oynuyordu (gülüyor) bayağı iyiydi futbolu... grup olarak kazım ordaysa o iyi bir şeydir duygusunu hep hissettik . en azından layıkıyla anılabildiğini düşünüyorum . ölürken bile çok yüksekti. |
||
|
||
en sonunda bitti arkadaşlar çok güzel bir röportaj olduğunu düşündüğüm için sizinde okumanızı istedim elcağızımla yazdım silindi hepsi gene yazdım sakarım işte napayım ![]() inşallah beğenirsiniz |
||
|
||
en sonunda bitti arkadaşlar çok güzel bir röportaj olduğunu düşündüğüm için sizinde okumanızı istedim elcağızımla yazdım silindi hepsi gene yazdım sakarım işte napayım evet çok güzel bir röportaj,çok sağol valla!Uğraşmışsın ve paylaşmışsın ee daha ne olsun!Teşekkürler!Mor Ve Ötesi'ni bir kez daha tebrik ettim! ![]() inşallah beğenirsiniz
|
||
|
||
çok teşekkürler ellerine sağlık. röportaj gayet dolu dolu olmuş.kaliteli sorular ve cevaplar.çok beğendim.çok sağol
|
||
|
||
sağolun arkadaşlar paylaşmak çok güzel bir şey ![]() benim dikkatimi çeken şeylerden biri "yaz"a yakın olan şarkılar var mıydı demişler burak mavi ışıklar vardı.” Iyi düşün taşın” …. demiş bu avrupa yakasında gaffur un dans ettiği şarkı ve bir an bunu mor ve ötesi söylerken hayal ettim ![]() bir de içerisinde bir çok sorunun cevabını barındırıyor aslında mvö ye devamlı saldıran kişilerin sorduğu sorular özellikle
|
||
|
||
çok güzeldi,parmakcıklarına yazık kız! bir de çok güldüm hemde pek çok,çok komik yerleri vardı.sağol sağol sağol .
|
||