|
||
| bir kitabı okurken beğendiğiniz yerlerin altını çizer veya not alır mısınız? (kitabın ismini de belirtelim) ben bir örnekle başlayayım: yeraltından notlar-dostoyevski ..insanın bütün işi gücü sanırım vida değil insan olduğunu her an kendisine kanıtlamaktır... ...iki kere iki dördün yetkinliğine inanırım,ama en çok övülmeye değer bir şey varsa , o da iki kere ikinin beş etmesidir... ...bize insan olmak, yani etiyle kemiğiyle insan olmak bile yük geliyor;bundan utanıyoruz, ayıp sayıyoruz. ''soyut insan'' diyebileceğim garip yaratıklar olmaya can atıyoruz. Biz ölü doğmuş kişileriz, zaten çoktandır canlı olmayan anne babaların soyundan ürüyoruz ve bu durumu gittikçe daha çok beğenyor,bundan zevk almaya başlıyoruz. neredeyse bir kolayını bulup bizleri doğrudan doğruya düşüncelerin doğurmasını sağlayacağız. |
||
|
||
| bu kitabı herkese tavsiye ediyorum!! kitaplığınızda MUTLAKA bulunması gereken ve uygulanması gereken bir kitap... ''rhonda byrne-the secret''... en beğendiğim bölümüyse kitabın arkasında yazan şey '' bu sırrın ne olduğunu söyleyemem tek söyleyebileceğim şey bunun varolduğu!...' | ||
|
||
| (Martı) Jonathan Livingston bir öykü-Richard Bach Yaşamak için ne çok neden var!Balıkçı teknelerinin etrafında o rutin,sıkıcı dönüp dolaşmadan başka nedenler de var yaşamak için.Cehaletimizi kırabiliriz,becerilerimizi,yeteneklerimizi ve zekamızı kullanarak kendimizi bulabiliriz,kendimiz olabiliriz.En önemlisi,özgür olabiliriz,uçmayı öğreneniliriz. [martı idealleri sebebiyle sürgüne gönderilecektir ve toplantıda geçen konuşma şöyledir; -Hangi sorumsuzluk kardeşlerim?Yaşamın gerçek anlamını arayan,bulmaya çalışan bir martıdan daha sorumluluk sahibi biri olabilir mi?Bin yıldır yaptığımız tek şey balık peşinde koşmak.Artık yaşamak için bir sebebimiz olmalı;öğrenmek,keşfetmek,özgür olmak gibi.Bana bir şans verin,öğrendiklerimi size göstereyim. -Kardeşlik bitti! -Burası cenet değil,öyle değil mi?Cennet diye bir yer yok mu? -Hayır Jonathan,öyle bir yer yok.Cennet bir yer,bir mekan değildir,bir zaman dilimi değildir.Cennet öğrenmektir,mükemmelliktir...sen hızlı bir uçucusun öyle değil mi? -Ben..hızı seviyorum. -En iyi hıza ulaştığın an cennete de ulaşmış olacaksın Jonathan.Ve bu saatte bin mil yada ışık hızıyla uçmak anlamına gelmiyor münkü rakamlar sınırları belirler;iyinin mükemmelin sınırları yoktur.Mükemmel hıza ulaşmak oğlum,orada olmak demektir. ...Gözünle gördüklerine sakın inanma.Görünenlerin hepsi sınırlıdır.Anlayarak bakmaya,bildiklerinin ötesine geçmeye çalış.O zaman uçmanın anlamını da daha iyi öğreneceksin... |
||
|
||
| SUÇ VE CEZA Kitaptan bir bölüm Raskolnikov yürürken... "Nerede okumuştum, hani bir idam mahkumu ölümünden biraz önce şöyle söylemiş ya da düşünmüştü: 'Yüksek ve sarp bir kayalıkta, ancak iki ayağımın sığabileceği, dar bir çıkıntıda, dört bir yanım uçurumlar, okyanuslar, sonsuz bir gece, sonsuz bir yalnızlık ve hiç bitmeyecek bir fırtınayla sarılmış durumda yaşamak zorunda olsam ve bütün ömrümce, bin yıl boyunca, hatta sonsuza kadar o bir karış toprakta durmamda gerekse o şekilde yaşamak, şu anda bir yarım saat içinde ölecek olmaktan çok daha iyidir.' Yeterki yaşasındı, sırf yaşasın! Nasıl olursa olsun, ama yeter ki yaşasın! |
||
|
||
| !!bir hayalden bir hayale geçerken sabahı karşılardım ben.güneş penceremden içeri girer,gecenin kasvetini bitirirdi.yıldızlar bir sonraki geceye kadar veda ederdi gökyüzüne.ama içimdeki karanlığın tek ışığı sendin .sen olmadan aydınlanamazdım ben.güneş olsada olmasada farketmez, o gün sensiz yaşanacaktı çünkü.ve ben sensizliği yaşarken hiç ağlamazdım.sadece yıldızlar düşerdi gözlerimden...'' - Mehmet çoşkundeniz--aşk bize yakıştı - |
||
|
||
| AHMET ALTAN ALDATMAK......BAZI ŞEYLERİN YOKLUĞU,VARLIĞINDAN DAHA ETKİLİ OLABİLİYOR KİMİ ZAMAN... CEZMİ ERSÖZ ŞİZOFREN AŞKA MEKTUP...YALNIZLIĞIN BUZ TUTMUŞ ÜLKESİNDE YALANLARI BİLE ÖZLERMİŞ İNSAN..... |
||
|
||
| ŞU ÇILGIN TÜRKLER KİTABINDAN ALINTI Savaşın en kanlı günlerinden biriydi. Asker en iyi arkadaşının az ileride, kanlar içinde yere düştüğünü gördü. İnsanın başını bir saniye siperden çıkaramayacağı gibi bir ateş altındaydılar. Asker teğmenine koştu hemen: Komutanım, bir koşu arkadaşımı alıp geleyim mi? "Delirdin mi?" der gibi baktı teğmen... Gitmeğe değmez oğlum, arkadaşın delik deşik olmuş. Büyük olasılıkla ölmüştür bile. Kendi hayatını da tehlikeye atma sakin! Ama asker o kadar ısrar etti ki, teğmen izin vermek zorunda kaldı. Peki, dene bakalım! Asker yoğun ateş altında fırladı siperden ve mucize, arkadaşının yanına kadar gitti, yaralı arkadaşını sırtlandığı gibi taşıdı. Birlikte siperin içine yuvarlandılar. Teğmen koşup yaralıya bir göz attı ve nefes nefese bir kenara yıkılmış askere döndü: Sana hayatını tehlikeye atmaya değmez, dememiş miydim? Bu zaten ölmüş... Değdi Komutanım, değdi! dedi asker. Nasıl değdi, arkadaşın zaten ölmüş, görmüyor musun? Gene de değdi komutanım, çünkü yanına vardığımda henüz yaşıyordu... Ve onun son sözlerini duymak, dünyalara bedeldi benim için... Ve, hıçkırarak, arkadaşının son sözlerini tekrarladı: "Geleceğini biliyordum!" GELECEĞİNİ BİLİYORDUM ! |
||
|
||
| doğan cüceloğlu----- 'Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada kendin olarak kalabilmek dünyanın en zor savaşını vermek demektir ve bu savaş bir başladı mı artık hiç bitmez!!!' |
||
|
||
| samipaşazade sezai nin sergüzeşt kitabından... ağlamak uğradığımız felaketlere karşı vücudumuzda kalan gücün çığlığıdır. ağlayamadığımız zamanlar, bizde o gücün de yok olduğu zamanlardır ki, onun yerine geçen etkili sessizlik, en şiddetli acının yarattığı göz yaşlarından daha yakıcıdır |
||
|
||
SİMYACI
|
||
|
||
DÜŞÜŞ
|
||
|
||
VERONİKA ÖLMEK İSTİYOR
|
||
|
||
| John Steinbeck'in Gazap üzümleri adlı romanından(bu tür o kadar çok şey yer alıyor ki..); -yanyana çömelmiş bu iki adamı ayırın; onların birbirinden nefret etmesini, korkmasını,kuşkulanmasını sağlayın!işte korktuğunuz şeyin merkezi burada.iki gametin birleşmesi ile oluşan hücre bu. çünkü burada, toprağımı yitirdim yok artık; bir hücre ikiye bölünüyor ve her bir parçasısından sizin nefret ettiğiniz şey gelişiyor: "toprağımızı yitirdik." tehlike burada işte, çünkü iki adam tek bir adam kadar yalnız ve şaşkın değil. ve işte bu ilk "biz"den daha tehlikeli şeyler oluşturuyor. "biraz yiyeceğim var" artı "benim hiç yiyeceğim yok" eğer bu problemin sonucu , "bizim biraz yiyeceğimiz var" ise iş yoluna girmiş, hareket başlamış demektir. şimdi biraz çarpma yapalım:"bu toprak bu traktör bizim". çukurun dibinde yan yana çömelmiş iki adam, yanan ateş, tek bir kaptan yemek, sessiz,gözleri mermer parçalarını andıran kadınlar; arkada akılları almayan sözcükleri dinleyen çocuklar.gece ilerliyor.bebek soğuk almış.şu battaniyeyi al. yündür. annemin battaniyesiydi... alda bebeğin üzerini ört. işte bombalanacak şey bu."ben"den "biz"e doğru gidişin başlagıcı bu. -sahip olma niteliği, sizi her zaman bende bırakır ve sonsuza dek sizi bizden ayırır. |
||
|
||
| "kelimeden once de yalnizlik vardi. ve kelimeden sonra da var olmaya devam etti yalnizlik... kelimenin bittigi yerde basladi; kelime soylenmeden once basladi. kelimeler, yalnizligi unutturdu ve yalnizlik, kelimeyle birlikte yasadi insanin icinde. kelimeler, yalnizligi anlatti ve yalnizligin icinde eriyip kayboldu. yalniz kelimeler aciyi dindirdi ve kelimeler insanin aklina geldikce, yalnizlik buyudu dayanilmaz oldu." tutunamayanlar - ouz atay |
||
|
||
HAC
|
||