|
||
| DAR AĞACINDA ÜÇ FİDAN (NİHAT BEHRAM) öyle bir an vardır ki,bir can bir duygunun simgesi olur.bütünleşir o duyguyla.anlamı derinleşir.ölümle ikiye bölünmek istenen birşeydir bu.kimisi yaşatmanın saflarında kenetlenir,kimisi öldürmek için pusuya yatar;en karanlık yollarını arar can almanın.tarih böyle oluşa gelmiştir.bir bakıma,yaşama arzusuyla ölümün çarpıştığı yerdir dünya.toplum yasalarının anlamı da bunun içinde düğümlüdür.kimisi o düğüm çözülmesin ister;kimisi çözülsün düğüm,toplum ferahlasın diye can vermeyi göze alır... sinsiliğin,çıkarın,acının,açlığın,acımasızlığın,ko rkaklığın,bencilliğin,açgözlülüğün,kalleşliğin,söm ürünün...kol gezdiği bir dünyada hergün binlerce bebek doğmakta şefkate,merhamete,doymaya muhtaç;çıkarsız dürüst bir titreyiş taşıyan çocuklar.ve onların büyük kesimini açlık beklemekte;kalleşlikler,acılar,sömürü...ve içlerinde bazıları düşünmeye başlar.düşünür ve düşündükçe yiğitlenir,korkusuzlanır,bilinçlenir..eğilir halkının acılarına.UMUT VERİR.. ÖTEKİ RENKLER(ORHAN PAMUK) insan ilişkileri öyle kurulmuştur ki,özellikle gençlikte,insan ruhunu olduğu gibi masanın üstüne koyamaz.ilişkiler herkesin herkesi,bir yerlere bir dengeye çektiğibir ip üzerinde yürümek gibidir sanki.bu ipin üzerinde yürüken siz ruhsal dünyanız gibi ağır bir yükü,büyük bir sandığı,iyi niyetle açıp gösteremezsiniz.aslında çok çürük mallarım varbu sandıkta,ama sizinle paylaşmak istiyorum,diyemezsiniz.sizi de sandığınızı da havaya uçururlar sonra ve bir başkası bunu yapsa siz de kahkahalarla gülersiniz. yaz sabahı,serinlikte,tepenizdeki öteki martılarneşe ve hırsla öterken ölmek zor olmalı.ama yavru martı ölmüyor da hayattan korunuyor gibi.belki birşeyler sezmişti,belki de birşeyler istemişti,pek azı oldu,hiç biri olmadı.bir martı ne düşünür,ne hisseder?gözlerinin çevresinde ölüme alışan ihtiyarlar gibi bir keder.ölmek sanki bir çeşit yorganın içine girivermek.bırakın,bırakın da gidivereyim,der gibi. |
||
|
||
| Oğuz Atay - Tehlikeli Oyunlar ( Ülkemiz Bölümü) Ülkemizde tarım ürünleri yetişir. Onları güneş olan yerlerde kurutarak kuru yemişler yetiştiririz. İngiltere’ye göndeririz, onlar da bize gerçek gönderirler. Gerçek tohumları gönderirler. Biz, o gerçeklerden kendimize göre gerçekler yetiştirmeye çalışırız. Son yıllarda kuru üzüm ve incirin yanı sıra, köylü de göndermeye başlamışızdır. Bu köylüleri, önce şehirlerde biraz yetiştiririz; tam olgunlaşmadan (yolda bozulmasınlar diye) başka ülkelere göndeririz. Onlar da bize döviz gönderirler. Halk müziği göndeririz; şoför pilağı gönderirler, aranjman gönderirler. Azgelişmişülke gönderirik, yardım gönderirler. Zelzele, toprak kayması, sel felaketi haberleri göndeririz, çadır ve heyet gönderirler. Asker göndeririz, teşekkür gönderirler. Bin zorlukla yetiştirdiğimiz değerler göndeririz, dış ülkelerde çalışan yabancılar istatistiği gönderirler. Gerçek insanlarımızı göndeririz, bize ordan mektup gönderirler… |
||
|
||
BU arada bu güzel şiirleri yazarken kimlerden(en azından kimden)beslendiği ortaya çıkmış bulunuyor.
|
||
|
||
| Atay, hakikaten de benim için en önemli yazardır. Elbette etkili olmalı, onun anlatımındaki yalınlığı başka nerede bulabildim ki şimdiye dek. Zaten şiir yaşamak gibi bir şey olsa gerek. İnsanı anlatır ve insanı bana en iyi Atay anlattı. İyi ki de o öğretmiş. Şiirlerimi güzel bulmana da ayrıca sevindim neslihannn.. Teşekkürler.. |
||
|
||
| sevgi, tırmananları birbirine bağlayan bir halattı. biri düşerse diğerlerinin hayatta kalması için halatın kesilmesi gerekiyordu. ancak sevgi, kesilemeyecek kadar kalın bir halattı ve sonunda herkes düşerdi. kötüler sevdiklerini aşağı çeker,aptallar sevdikleriyle düşer Hakan Günday - AZİL |
||
|
||
| Yanımda üç şeyle kitap okurum 1 TDK sözlüğü 2 Fihristli sözlük defteri 3 beğendiğim yerleri not aldığım defterim. bir tane örnek vereyim: İNCE MEMED 1 YAŞAR KEMAL BÖLÜM 8 SYF. 93 Memed, hayli zamandır koca dalları şemsiye gibi açılmış dutun yanındaki çitin altına sinmişbekliyordu. Memed düşünüyordu ki... Hayır, bu durumda Memed, hiçbir şey düşünemez. Memed yalnız üşüyordu. Memed bir şeyler duyuyordu düşünmeden. Karanlığa yağmur çiseliyordu usuldan... |
||
|
||
| elimdeki kör jileti tebeşir,bileklerimi karatahta sanıyor,taptaze hasretliklerle kokuşmuş intiharları aynı paydalarda eşitlemeye çalışıyorum. rahmi vidinlioğlu |
||
|
||
| Babalar güzel ağlarmış.O da benim babam.Bana,ağlamanın da güzelliğini öğretse ya.Gülmenin, sevmenin güzelliğini öğrettiği gibi.. Öner Yağcı-Kardelen |
||
|
||
| "Demir olsam çürürdüm, toprak oldum dayandım...Toprak, toprak, toprak oldum da dayandım..." İnce Memed (2. cilt) Yaşar Kemal |
||
|
||
| Kimsenin birbirine bakmadığı, yalan, ihanet, şiddet, tecavüz ve acımasızlıkla yoğrulan, yalnızca hayallerin göz göze geldiği bir hayattan intikam almanın en iyi yolu yaşamaktır. Zargana, Hakan Günday |
||
|
||
| İÇİMDEN GELDİĞİ GİBİ Son ağaç kesildiğinde son ırmak kuruduğunda son toprak çatladığında ancak o zaman anlayacaksınız paranın yenmediğini |
||
|
||
| Eroin Güncesi-Kanat Güner Allah korusun,ya ölmeye değil de üremeye karar verseydim!Neyse ki aklım hala başımda,sahneye girmem gereken yeri ayarlayamadım ama çıkmam gereken yeri biliyorum. |
||
|
||
| Elveda Sevgilim-Derek Humphry -Yaşayacağımı varsaydığım kadar bile yaşamayacağım. -Çocukken sık sık Jean'e:''ben beyaz mıyım,siyah mı?'' diye sorduğunu hatırlıyorum.Karım onu ''sen insansın.'' diye yanıtlardı. |
||
|
||
| birgün artık sacma sapan düşüncelere kapılmadan adaletsiz olmayı öğrenmeliyim Amin Maalouf-Yüzüncü Ad |
||
|
||
| yabancı entrikaların aleti durumundaki kişiler,güvenini ve alkışını kazandıkları halkı aldatarak onun çıkarlarını başkalarına teslim etmesini sağlarken bütün bunlara karşı çıkan gerçek yurtseverler şüpheli duruma düşüm lanetlenebilirler Soner Yalçın-Bay Pipo |
||