|
||
| içimde çoşma duygusunu anlatan şarkıları olan, bazen koştururken bazen oturup ağlatan veya hafifçe gülümseten bi grup ... gerçekten anlatması zor ... deneyerek öğrenilmesi gereken bişi bence... | ||
|
||
| dört tane birbirinden duyarlı müzik adamının bir araya gelipte akıllarından geçenleri çekinmeden dile getirmesi bizim de duygularımıza tercüman olması bir yaşam felsefesi mor ve ötesi... bilmiyorum saçmaladım mı ama mor ve ötesi ni elimelere dökmek çok zor |
||
|
||
hani bir dönem gecirirsin .. hic birsey yolunda gitmez... bir bosluk icindesindir...herseyi düzeltmeye halin kalmamis durumndasindir... sonra bir sarki duyarsin.. ve O an anlarsin... herseyi düzeltmek, yine dogru yoluna sokmak... senin elinde... cünkü baska bir hayat yok ki...O sarki genelde MOR VE ÖTESI'nin bir sarkisi olur, ve sonra baslar mor ve ötesi Aski
|
||
|
||
bizimkiler turneden dönünce röportaj yağmuruna tutuldular
|
||
|
||
bizimkiler turneden dönünce röportaj yağmuruna tutuldular ya sorma onlar konuşcak diye aralık ayını sefil bir şekilde geçirdim ![]() ..
|
||
|
||
| hakikaten aralık ayı onlar için bayağı bir yogun oldu.tabi biz morfanlar içinde. | ||
|
||
bizimkiler turneden dönünce röportaj yağmuruna tutuldular ya sorma onlar konuşcak diye aralık ayını sefil bir şekilde geçirdim ![]() .. dolduracaklar dergileri ..iyi ki de gitmişler turneyetürkiye gibi orası da nasıl inlemiştir kimbilir
|
||
|
||
| bir harun iki kerem bir burak =) | ||
|
||
3 isim 3. harf R:haRun,keRem,buRak aaa bir de deRin vardı e şansına küs alpeR...bir de ne kadar doğru bir yer bilmiyorum ama paylaşmak istedim...: yalnızım bu şehirde.'bırak' diyorum kendime,'bırak zaman aksın'...aksın bize dokunmadan,bizi yormadan.ne zaman benim umrumda;ne de ben zamanın.herkes gibi kaçıp giderken zamandan,pis bir koku yayılıyor.dönüp bakınca gördük birden;vurulmuştu son giden,gidemeden.nazik bir katil tarafından...kimse sormadı neden,niye diye.kıpırdıyordu ruhu özgürlük isteyen tutsak bedenin dudakları;'yardım et'diyordu,'yardım et bana,daha yaşamam gerek bu kimsenin bilemediği kördüğümün içinde.'.sanki bir şeyler eksikti bu bedenin hayatında,tamamlanması gerektiğine inadığı bir şeyler...anlatmalıydı,ağlamalıydı,boşalmalıydı...-öyle demediler mi bize yıllarca;'ağla yavrum ağla geçer...'.- netekim sonraları anlattı anılarını,çok vardı daha sesini duymayan ama ben duymuştum: ölmek istememişti,göremeden o büyük düşleri...hep anlattı...arada bir de duruyor,düşünüyor,sonra devam ediyordu aklına gelen anıları anlatmaya..:bir çocuk varmış 16 yaşında;bir şey yapmayıp sadece bakan...'durma öyle'demiş çocuğa;'biter mi sandın tüm dertlerin?durup beklersen hiçbir şey olmaz.uğraş,didin,bir şekilde öğren.dinleme söylenenleri,dünya yalan söyler.sen uyan hem de hemen uyan!' koşmaya başlamış çocuk birden,bağırmış adam arkasından 'koş,geç kalma sakın,koş...'.sonra durmuş çocuk üç-beş hayvanın arasında.çocuklar ve hayvanlar...ıslak,çıplak,pırıl pırıl bir dünyanın içindeydiler,masumdular.sorsanız elbette istemezlermiş ama yine de gelmişlerdi dünyaya.bağıra çağıra gelen kışın ortasında asla kaygılanmıyorlardı;evet kışlar soğuktu ama takmıyorlardı.oyun oynuyorlardı yeşilliklerin içinde... sustu adam yine.döndü,beyaz duvar üzerinde duran tv.'deki kıza baktı.medya maymunu olmuştu kız,usta bir cambaz misali kıvırıyordu işini...'yazık'dedi adam gülerek,devam etti anlatmaya: insanların,paraya,güce,savaşmaya,ölüme doymamalarından yakınıyordu.'sonsuz acılara boğulacağız ve öleceğiz işte sonunda'diyordu. konuşmamız sabaha karşı bitti.ayrılırken sabahın köründe adamın yanından,son bir şey söyledim,toprağın altında yatan çaresiz bedene;'belki bir gün güneş doğar mezarının üstünden sen sessizce uyurken.' ve ekledim 'uyanınca üzülme gerçek bu işte...',yürümeye başladım.bastıran ağır uyku ardından esnerken,rüzgar fısıldadı kulağıma;'lütfen beni uyandırma...'. ilerledim.eve vardığımda saat birdi.uzandım ve düşünmeye başladım.düşündüm,düşündüm...her şey açık,her şey kolaydı.aslında şu an karanlıktı daha ama o gün gelecekti.inanıyordum;zamanın ruhu terk ediverecekti dünyayı ve zaman yok olacaktı.benim için şimdi de öyleydi...artık inanılacak tek bir şey kaldı:zaman yok,mekan yok,hiçbir şey yok!!! |
||
|
||
bizimkiler turneden dönünce röportaj yağmuruna tutuldular ya sorma onlar konuşcak diye aralık ayını sefil bir şekilde geçirdim ![]() .. dolduracaklar dergileri ..iyi ki de gitmişler turneyetürkiye gibi orası da nasıl inlemiştir kimbilir ![]() cidden boş dersleri markette geçirdim hep...paralarda direkt dergilere...valla eurovisiona katılcaklar,sonra da albüm kayıtları için arayı sıcak tutmak gerekeceğinden daha devam eder bu röportaj olayı... |
||
|
||
3 isim 3. harf R:haRun,keRem,buRak aaa bir de deRin vardı e şansına küs alpeR...bir de ne kadar doğru bir yer bilmiyorum ama paylaşmak istedim...: yalnızım bu şehirde.'bırak' diyorum kendime,'bırak zaman aksın'...aksın bize dokunmadan,bizi yormadan.ne zaman benim umrumda;ne de ben zamanın.herkes gibi kaçıp giderken zamandan,pis bir koku yayılıyor.dönüp bakınca gördük birden;vurulmuştu son giden,gidemeden.nazik bir katil tarafından...kimse sormadı neden,niye diye.kıpırdıyordu ruhu özgürlük isteyen tutsak bedenin dudakları;'yardım et'diyordu,'yardım et bana,daha yaşamam gerek bu kimsenin bilemediği kördüğümün içinde.'.sanki bir şeyler eksikti bu bedenin hayatında,tamamlanması gerektiğine inadığı bir şeyler...anlatmalıydı,ağlamalıydı,boşalmalıydı...-öyle demediler mi bize yıllarca;'ağla yavrum ağla geçer...'.- netekim sonraları anlattı anılarını,çok vardı daha sesini duymayan ama ben duymuştum: ölmek istememişti,göremeden o büyük düşleri...hep anlattı...arada bir de duruyor,düşünüyor,sonra devam ediyordu aklına gelen anıları anlatmaya..:bir çocuk varmış 16 yaşında;bir şey yapmayıp sadece bakan...'durma öyle'demiş çocuğa;'biter mi sandın tüm dertlerin?durup beklersen hiçbir şey olmaz.uğraş,didin,bir şekilde öğren.dinleme söylenenleri,dünya yalan söyler.sen uyan hem de hemen uyan!' koşmaya başlamış çocuk birden,bağırmış adam arkasından 'koş,geç kalma sakın,koş...'.sonra durmuş çocuk üç-beş hayvanın arasında.çocuklar ve hayvanlar...ıslak,çıplak,pırıl pırıl bir dünyanın içindeydiler,masumdular.sorsanız elbette istemezlermiş ama yine de gelmişlerdi dünyaya.bağıra çağıra gelen kışın ortasında asla kaygılanmıyorlardı;evet kışlar soğuktu ama takmıyorlardı.oyun oynuyorlardı yeşilliklerin içinde... sustu adam yine.döndü,beyaz duvar üzerinde duran tv.'deki kıza baktı.medya maymunu olmuştu kız,usta bir cambaz misali kıvırıyordu işini...'yazık'dedi adam gülerek,devam etti anlatmaya: insanların,paraya,güce,savaşmaya,ölüme doymamalarından yakınıyordu.'sonsuz acılara boğulacağız ve öleceğiz işte sonunda'diyordu. konuşmamız sabaha karşı bitti.ayrılırken sabahın köründe adamın yanından,son bir şey söyledim,toprağın altında yatan çaresiz bedene;'belki bir gün güneş doğar mezarının üstünden sen sessizce uyurken.' ve ekledim 'uyanınca üzülme gerçek bu işte...',yürümeye başladım.bastıran ağır uyku ardından esnerken,rüzgar fısıldadı kulağıma;'lütfen beni uyandırma...'. ilerledim.eve vardığımda saat birdi.uzandım ve düşünmeye başladım.düşündüm,düşündüm...her şey açık,her şey kolaydı.aslında şu an karanlıktı daha ama o gün gelecekti.inanıyordum;zamanın ruhu terk ediverecekti dünyayı ve zaman yok olacaktı.benim için şimdi de öyleydi...artık inanılacak tek bir şey kaldı:zaman yok,mekan yok,hiçbir şey yok!!! kompozisyonun çok güzel olmuş. |
||
|
||
gerçeği yakalayabilmek için felsefeyle müziği birleştiren nadide insancıklar
|
||
|
||
bi harun iki kerem bi burak =) harika açıklanmış.
|
||
|
||
| dinleyince ayrı bir haz,düşününce ayrı bir haz alıyorum.Kelimeler yetse neler neler anlatırdım ama onları anlatabilecek kadar geniş bir kelime dağarcığım yok mükemmel ötesi bir grup kendimi buluyorum dinlerken | ||
|
||
| teşekkür ederim burakpurple... |
||