mor ve ötesi fan sitesi (Arşiv Ana sayfa) => Edebiyat

Konu: hayata yön veren hikayeler

Sayfa: 1 2 [ 3 ]

yumurta 10.06.2008 13:23:48
arkadaşlar değiik bulduğunuz hikayeleri paylaşmak ister misiniz ben başlayayım

Kör Çocuk...
Adamın biri, ilk defa gittiği küçük bir kasabada şaşkın şaşkın
gezindikten sonra yol kenarında duran bir arabanın yanına sokulmuş ve arka
koltukta tek başına oturan çocuğa:
- Buraların yabancısıyım, demiş. Parkın heemen yanıbaşındaki fırını
arıyorum, çok yakın olduğunu söylediler.

Çocuk, arabanın penceresini iyice açtıktan sonra:
- Ben de buraya ilk defa geliyorum, demiş.. Ama sağ tarafa gitmeniz
gerekiyor herhalde.

Adam, çocuğun da yabancı olmasına rağmen bunu nasıl anladığını sormuş
ister istemez.
Çocuk:
-Ihlamur çiçeklerinin kokusunu duymuyor muusunuz? diye gülümsemiş.
Kuş cıvıltıları da oradan geliyor zaten.

- iyi ama, demiş adam, bunların parktan deeğil de tek bir ağaçtan
gelmediği ne malûm?
- Tek bir ağaçtan bu kadar yoğun koku gelmmez, diye atılmış çocuk.
Üstelik,
manolyalar da katılıyor onlara. Hem biraz derin nefes alırsanız,
fırından
yeni çıkmış ekmeklerin kokusunu duyacaksınız.
Adam, gözlerini hafifçe kısarak denileni yaptıktan sonra, cebinden bir
kağıt para çıkartıp teşekkür ederken farketmiş onun kör olduğunu.

Çocuk ise, konuşurken bir anda sözlerini yarıda kesmesinden anlamış,
adamın kendisini farkettiğini.

Işığa hasret gözlerini ondan saklamaya çalışırken - Üç yil önce bir kaza
geçirmiştim, demiş, görmeyi o kadar çok özledim
ki.
Sizinkiler sağlam öyle değil mi?
Adam, çocuğun tarif ettiği yerde bulunan fırına yönelirken:
- Artık emin değilim, demiş. Emin olduğum tek şey, benden iyi
gördüğündür

kristal 17.07.2008 16:48:30
bir hikayede benden olsun  Smiley


Sevginin Sadece Sözünü Edenlerle, Onu Yaşayanlar Arasında Ne Fark Vardır ?

Sormuşlar ermişlerden birine; "Sevginin sadece sözünü
edenlerle, onu yasayanlar arasında ne fark vardır?"
"Bakın göstereyim" demiş ermiş.
Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar icinde
sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar.
Ermiş "Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz" diye bir de şart koymuş.
"Peki" demişler ve içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına. En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan.
Bunun üzerine "şimdi..." demiş ermiş. "Sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe."
Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen ışıltılı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa.
"Buyurun" deyince her biri uzun boylu kasıklarını çorbaya daldırıp, sonra karsısındaki kardeşine uzatarak içmişler çorbalarını. Böylece her biri
diğerlerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan.
"İşte" demiş ermiş. "Kim ki hayat sofrasında yalnız kendini görür ve doymamış düşünürse o aç kalacaktır. Ve kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır. Şüphesiz bunu da unutmayın. Hayat pazarında alan değil veren kazançlıdır her zaman..."



ayıp_olmaz_mı 18.08.2008 20:49:40
çok güzel hikayeler arkadaşlar.. hepinize teşekkürler.. ama hepsinden çok ilk hikaye hoşuma gitti.. gerçekten de hayatın her zamanında yön veren bir hikaye.. umudumuzu kaybettiğimizde bir nevi yaşamımızı da kaybetmiş sayılırız öyle değilmi..

çorap 18.08.2008 23:11:22
ben kurabiye hırsızını sevdim Smiley



Sayfa: 1 2 [ 3 ]