mor ve ötesi fan sitesi (Arşiv Ana sayfa) => Edebiyat

Konu: Kitap tanıtımları

Sayfa: 1 2 3 [ 4 ] 5 6

bir_derdim_var 22.01.2008 22:04:11



Angela'nın Külleri

Frank McCourt


"Geriye bakıp çocukluğumu anımsadığımda, nasıl hayatta kalabildiğime hâlâ şaşarım."

Ekonomik kriz sırasında, Amerika'ya yeni gelmiş bir göçmen ailesinin çocuğu olarak, Brooklyn'de dünyaya gelen ve İrlanda'nın Limerick kentindeki yoksul mahallelerde büyüyen Frank McCourt'un anıları böyle başlıyor. Frank'ın babası Malachy, genellikle çalışmadığı, çalıştığı zamanlar da aldığı parayı içkiye yatırdığı için, annesi Angela'nın çocuklarını bakıp besleyecek parası yoktur. Ancak aynı Malachy, sorumsuz ve garip bir adam olmasına karşın, Frank'ın hikâye yazma yeteneğini ortaya çıkaracaktır. Frank, babasının, İrlanda'yı kurtaran Cuchulain hakkında anlattığı hikâyelerle, annesine bebekler getiren, Yedinci Basamaktaki Meleğin hikâyesiyle büyür.



--------------------------------------------------------------------------------------------------------
Bu kitap Frank McCOurt'un kendi yaşam öyküsüdür.Gerçekten içler acısı bir durum. Okumanız gerekiyor arkadaşlar.

anarsist 23.01.2008 12:19:23
        Paulo Coelho: Şeytan ve Genç Kadın
      
     Konu:    
   
Gözlerden uzak,kuytu bir dağ köyü ve bu köyün dış dünyadan soyutlanmış,kendi halinde,çoğunluğu yaşlı,zamanın dışında bir yaşam süren insanları.Köydeki tek genç kadın,küçük otelin barında çalışan güzel Chantal'dır.Gelip geçen avcılarla ya da turistlerle gönül eğlendiren genç kadının tek dileği bu sıkıcı yerden kurtulmaktır.Beklenmedik bir anda köye gelen ve gerçek kimliğini gizleyen bir yabancı,köy halkına,hepsinin yaşamını alt üst edecek,onları kışkırtacak,değer yargılarını tersine çevirecek,hatta kökünden değiştirecek bir öneride bulunur.Yabancı,köy halkına yedi gün süre tanımıştır.Bu süre içinde bu insanların her biri yaşam,ölüm,adalet ve dürüstlükle ilgili temel sorunlarla yüzleşecek,bir yol ayrımında durup kendi yaşam çizgilerini değiştirecek bir karar almak zorunda kalacaklardır.Yabancıya kucak açan köy halkı,onun tehlikeli oyununa alet olurken,Adem'le Havva'dan bu yana insanoğlunun ruhunu ele geçirme mücadelesi veren İyi ile Kötü'nün ikilemi,bu basit insanların örneğinde evrensel boyutlara açılıyor.

   10/9
 
 çok güzel bir kitap bende 2 kere okudum,okuyanlar bilir çok akıcı ve etkileyici
cok güzel ve cok akıcı bi kitap.zaten paulo coelho'nun bütün romanlarını severim:D:D

anarsist 23.01.2008 12:22:42
Başucumda Müzik,Kürşat Başar,
  Evli bir dışişleri bakanı ile yine evli bir dışişleri bürokrat karısının aşkını anlatıyor. Romanda 1950-1960 dönemine ait politik bütün gelişmeleri birebir okuyorsunuz. Mesela İstanbul'daki bir ayaklanmadan (6-7 Eylül olayları), intihara teşebbüs eden bir cumhurbaşkanından (Celal Bayar), Eskişehir'e doğru giderken tutuklanan bir başbakandan (Adnan Menderes) söz ediliyor.
 basucumda müzik cok güzel ve ilgi çekici bi roman.tavsiye ederim
.

bir_derdim_var 24.01.2008 14:42:14



  KELEBEK
Henri Charrière


'Kelebek' Henri Charriere, işlemediği bir cinayetten müebbet kürek cezasına çarptırıldığında, yargıtaya bile başvurmayacak kadar umutsuz, toplumun gözden çıkardığı bir süprüntüydü. Uğradığı haksızlığın bilediği bir hınçla çok az insanın sağ kalmayı başardığı kürek cehenneminden kaçıp kurtulabilmek için aralıksız on üç yıl sürecek korkunç kaçma - yakalanma - yeniden kaçma mücadelesine atıldığında kıçında gizlediği bir tüp içindeki bin altı yüz franktan başka hiçbir şeyi yoktu. Bugün dünyanın en çok okunan, en sevilen yazarlarından biri.

(Arka Kapak)
------------------------------------------------------------------------------
Bir solukta okuayabileceğiniz kaliteli bir kitap.



mvo_only4me 25.01.2008 17:57:47
BEN 44 Yaşındayım Oğlum 53

Mutsuz geçirdiği çocukluk ve gençlik yıllarından sonra arzuladığı ve hayalini kurduğu tek şey; kendi çocuklarının sıcacık ve huzurlu bir yuvada, sevgi içinde büyümeleriydi.
Biricik kocası Selim, gurur duyduğu çocuklarıJessica ve Jeffrey ile bu özel hayalini gerçekleştirmişti.
Ama Stella, üzerine titrediği, hayatındaki her şeyden daha değerli tuttuğu ailesiyle birlikte, bir süre sonra hiç aklına bile gelmeyecek bir gücün tehdidiyle karşı karşıya kalacaktı!
Stella' nın samimi duyguları ve cesur itiraflarıyla kaleme almış olduğu, doğa üstü olayları duyduğunda müstehzi gülümseyen insanları bile düşündürebilecek bu gerçek hayat hikayesini okurken kimi zaman ürperecek, kimi zaman dehşete kapılacak, kimi zaman gülümseyecek, kimi zaman gözlerinizin dolduğunu hissedeceksiniz.
Bu ailenin yaşadığı olaylar bir gün hepimizin başına gelebilir!


tavsiye ediyorum çok güzel bir kitap.reenkarnasyonla ilgili bir kitap..
bu kitapi kim yazmis  Huh, cok ilgimi cekti burdaki kütüphanelerde bulabilirsem okumak isterim

zencefil.mof 25.01.2008 18:03:45
BEN 44 Yaşındayım Oğlum 53

Mutsuz geçirdiği çocukluk ve gençlik yıllarından sonra arzuladığı ve hayalini kurduğu tek şey; kendi çocuklarının sıcacık ve huzurlu bir yuvada, sevgi içinde büyümeleriydi.
Biricik kocası Selim, gurur duyduğu çocuklarıJessica ve Jeffrey ile bu özel hayalini gerçekleştirmişti.
Ama Stella, üzerine titrediği, hayatındaki her şeyden daha değerli tuttuğu ailesiyle birlikte, bir süre sonra hiç aklına bile gelmeyecek bir gücün tehdidiyle karşı karşıya kalacaktı!
Stella' nın samimi duyguları ve cesur itiraflarıyla kaleme almış olduğu, doğa üstü olayları duyduğunda müstehzi gülümseyen insanları bile düşündürebilecek bu gerçek hayat hikayesini okurken kimi zaman ürperecek, kimi zaman dehşete kapılacak, kimi zaman gülümseyecek, kimi zaman gözlerinizin dolduğunu hissedeceksiniz.
Bu ailenin yaşadığı olaylar bir gün hepimizin başına gelebilir!


tavsiye ediyorum çok güzel bir kitap.reenkarnasyonla ilgili bir kitap..
bu kitapi kim yazmis  Huh, cok ilgimi cekti burdaki kütüphanelerde bulabilirsem okumak isterim
Stella M. Trevez

bir_derdim_var 26.01.2008 21:56:56


En Uzun Gece
 Ahmet Altan

Hayatında herkesten ve her şeyden fazla sevdiği erkekten kaçarak Güneydoğu'nun dağlarında uluslararası bir araştırma grubuna katılan bir kadın.

Bir daha hiç kimseyi o kadını sevdiği gibisevemeyeceğini bilmesine rağmen ruhundaki zaafları saklamak için yaptığı vahşice hatalarla karşısındakini yaralayan bir adam.

Gerçek aşkın korkunç ağırlığını taşıyamayarak bir köprü gibi çöküp iki kıyısında iki insanı çaresiz bırakan bir ilişki.

Affetmelerine izin vermediği için kendi hafızalarından bile nefret etmelerine rağmen affetmeyi beceremeyen insanların içine hapsoldukları bir yalnızlık.

İki insanın bütün zekâlarını kullanarak öldürmek için uğraştıkları ve her yediği darbeyle biraz daha hastalanarak güçlenen bir tutku.

Kutsal Mezopotamya ovasının eteklerinde yükselen dağlarda süren tehditkâr bir hayat.

Bu iki insanın yaşadıklarını izleyen herkesin sorduğu bir soru:

'Hayatım boyunca beni böyle seven biri oldu mu? '

-----------------------------------------------------------
Şuanda hala okumaktayım etkileyici bir kitap.

     

zencefil.mof 29.01.2008 18:19:19
Leyla'nın Evi-Zülfü Livaneli

Kimi zaman bir savaş bir kentin, bir ülkenin kaderini değiştirir, kimi zaman bir tek kişi koca bir ailenin...

Leyla: Yalılarda doğmuş büyümüş bir paşazade, bir Osmanlı soylusu...

Ali Yekta: Uşaklık kaderini değiştirme ihtirasıyla yanıp tutuşan bir İstanbullu...

Rukiye-Roxy: Almanya’da doğmuş, asi bir hip-hop’çı..

Livaneli, birbirini hiç tanımayan bu üç ayrı kişiliğin yaşamını, bir 'İstanbul romanı'nda birleştiriyor. Kentlisi-köylüsü, varsılı-yoksulu, din hocası, söz sahibi bankacısı, gazetecisi... Her birinin bir nedenle ötekinin yaşamına girdiği, onu değiştirdiği, günümüz Türkiyesi... Ve bir roman kahramanı gibi öne çıkan pırıltılı Boğaziçi’nde, Bosnalılar Yalısı’nın ilginç dünyası...

bir_derdim_var 08.03.2008 19:02:58



Ayşe Kulin, Osmanlı İmparatorluğu'nun son günlerinde, işgal altındaki İstanbul'da bir konakta yaşananları anlatıyor bu kez. Son Maliye Nazırı ve ailesi aracılığıyla o dönemin resmini çizen Veda, çökmekte olan bir tarih ile yeni bir gelecek arayan Milliciler arasında sıkışan o dönem Osmanlı aydınının da öyküsünü dile getiriyor.
Ayşe Kulin'in her zamanki ustalıklı ve sürükleyici üslubu ile okurlarının elinden bırakamayacakları bir kitap bu. Günümüz Türk edebiyatında neredeyse eşsiz olan, biyografik veriler ile roman tekniğini birleştirmekteki ustalığını bir kez daha sergileyen Kulin, bu kez bir İstanbul öyküsü bir imparatorluk tarihini birlikte ele alıyor.

bir_derdim_var 10.03.2008 16:18:30


Bir kralın aşkı için birbiriyle savaşan iki kız kardeşin hikâyesi

NEFİS BİR TARİH MASALI OLAN BOLEYN KIZI, ARALIK 2007'DE BEYAZ PERDE PRÖMİYERİNİ YAPACAK.

BOLEYLER'İN İKİ KIZINI SCARLETT JOHANSSON VE NATALIE PORTMAN OYNAYACAK.

Mary Boleyn, on dört yaşında, masum bir kız olarak kraliyet sarayına geldiğinde, VIII. Henry'nin gözlerini kamaştırır. Gördüğü ilgiyle tüm varlığı alt üst olan Mary, hem altın prensine aşık olur, hem de gayrıresmi kraliçe olarak her geçen gün artan rolüne. Ancak öyle bir an gelir ki, kralın kendisine olan ilgisi gittikçe sönmeye başladığında, ihtiraslı planlar yapmakta olan ailesinin piyonuna dönüştüğünü fark eder ve en yakın arkadaşından uzaklaşmaya ve rekabet etmeye zorlanır: Kız kardeşi, Anne Boleyn'den. İşler iyice çığırından çıktığında ailesine ve kralına baş kaldırması gerektiğinin farkına varır ve kaderinin iplerini kendi eline alır.

Son derece zengin biçimde işlenmiş, etkileyici bir aşk, seks, ihtiras ve intikam masalı. Boleyn Kızı, Avrupa'nın en heyecanlı ve gösterişli saraylarından birinin tam kalbinde yaşamış, sıradışı eğilimleri ve ihtirasları olan, içindeki sesi dinleyerek varlığını sürdürebilmiş

bir kadını tanıştırıyor dünya okuruna.

“Gregory'nin artistik ehliyeti sağlam yerden, bu belli, bir kurmaca yazarı olarak ortaya çıkaramayacağı hikâye yok.”

-Times


-------------------------------------------------------------------------------------------------------

Kitabın 820 sayfa olması gözünüzü korkutmasın tek kelimeyle muhteşem bir kitap arkadaşlar...

bir_derdim_var 12.03.2008 14:39:42




Genç bir öğretmen bir sabah Kuzguncuk'taki evinden apar topar alınıp, askere götürülür. O, bunun bir kabus olduğuna, arkadaşlarıysa onun iç savaşa katıldığına inanmaktadır. Oysa annesi oğlunun bir ambulansla evden götürüldüğünü anlatmaktadır.

Kumral Ada Mavi Tuna, iç savaşın içimizde ve dışımızda, bireysel ve toplumsal olarak yarattığı yangınları umutsuz bir aşk üçgeni ekseninde anlatan sarsıcı bir roman.

Dört dile çevrilen Kumral Ada Mavi Tuna birçok toplumsal yaramızı irdelerken unutulmaz bir aşk hikâyesi anlatıyor.

bir_derdim_var 12.03.2008 14:41:49






500 adet, bez ciltli, şömizli, numaralandırılmış ve yazarı tarafından imzalanmış özel baskı

Yazarlığının 30. yılında İnci Aral'dan, Türkiye'nin bu zamanlarına dair, kolay unutulmayacak bir roman: Safran Sarı. Genç yaşta yükselmiş bir yatırım uzmanı; eski eser kaçakçısı bir kadın; üniversite mezunu bir telekız.

İnci Aral, 'Geleceksizlik' üzerine kurduğu romanında bu üç kişinin kesişen yollarını anlatıyor. Safran Sarı; para, güç ve başarı peşinde koşarken kimliklerinden, aşktan ve umutlarından uzaklaşan, en sonunda ruhunu kaybedişinin serüveni...


'Safran Sarı; 1994'te yayımlanan Yeni Yalan Zamanlar'da, insanımızın serüvenine, değerler yitimiyle savruluş ve çözülmelerine yönelttiğim bakış açısı ve edebi ilginin 2003'te Mor'la gelişen devamı oldu ve bu iki romanı tamamlayan bir üçleme oluşturdu. Safran Sarı'ya başlarken çağının tanığı olmayı önemseyen bir yazarın yaşadığı yıllara ilişkin izlenim ve duygularının birçok bakımdan ciddi bir bütünlük oluşturduğunu gördüm. Bu yüzden ilk kitabı Yeşil olarak yeniden adlandırdım ve üçlemeyi 'Yeni Yalan Zamanlar' üst başlığıyla tanımlamayı uygun buldum'.

- İnci Aral

(Tanıtım Yazısından)

bir_derdim_var 12.03.2008 14:44:06


'Bütün çocukların doğumları birer efsanedir ve bu evrensel bir özelliktir. Birinin kalbini, aklını ve ruhunu tanımak mı istiyorsunuz? Ona nasıl doğduğunu sorun. Size anlattıklarından gerçeği öğrenemeyecek, yalnızca hikâyeler dinleyeceksiniz.'

Değişim ve Umutsuzluk Hikâyeleri

Vida Winter

Margaret, anne ve babasıyla beraber yaşayan içedönük ve yalnız bir genç kızdır. İçten içe, doğumuyla ilgili çeşitli şüpheler taşımakta ve bunu anne ya da babasıyla paylaşmamaktadır. Margaret'in tüm bu iç hesaplaşmalar içinde en büyük uğraşısı, ölen ünlü insanların biyografilerini yazmaktır. Sonunda, ünlü Vida Winter'dan aldığı bir davet mektubu hayatında yeni bir sayfa açar. Geçmişi karanlıklar ve çelişkilerle dolu olan kadın, Margaret'ten kendisinin biyografisini yazmasını ister. Vida ve Margaret'in geçmişlerine yaptıkları bu yolculuk, ikisinin de içindeki karanlığa ışık tutacaktır. İki kadın, peşlerini bırakmayan hayallerle boğuşarak sonunda kendi gerçeklerine ulaşırlar.

On Üçüncü Hikâye, gotik öykülerle dolu başarılı bir ilk roman çalışması.

(Tanıtım Yazısından)



bir_derdim_var 12.03.2008 14:45:47



Nesillerin birikimiyle büyümüş bir sanayi imparatorluğu ve bu imparatorluğu yöneten son iki nesil aile bireylerinin dışarıdan gıptayla izlenen birlik ve beraberlikleri.

... Ve içlerinden biri; hırslı, kıskanç, megaloman, küstah, yalancı... Ruhsuz varlığını bu imparatorluğa tek başına sahip olmaya adamış ve şeytanıyla buluşmuş bir adam.

Sadece kendini seven, her şeyi herkesten iyi bildiğine, en mükemmel olduğuna inanan bu adamın bilmediği bir şey vardı: İhtiraslar yetenekleri aşınca bundan trajedi doğması kaçınılmazdı ve onun arsız hayalleri, hem dev bir holdingi hem koca bir aileyi çatırdatacaktı.

'Bütün imparatorluklar hazımsızlıktan ölür.' demiş Napoléon Bonaparte. Bu kitaptaki öykü, Vardar İmparatorluğu'nun ölüm tuzağında birinci perdedir.

(Tanıtım Yazısından)

bir_derdim_var 12.03.2008 14:48:00




Cevriye Teyze: 'Bizim sorunumuz sürekli yanlış anlaşılmak. Batılı zannediyor ki Türkler'de Araplara benzer. Niye? Biz kendimizi gösteremediğimiz için. Bir kişi bir kişidir demeden anlatacağız. kendimizi Batılara.'

Nihilizm Manifestosu'ndan: 'İnsanların ezici çoğunluğu asla düşünmez, düşünenler de olsa ezici çoğunluk olmaz. Ayrımı gör! Tarafını seç! '

Jinekolog: 'Yapmayın böyle... her şey yolunda gidecek merak etmeyin. Sadece uyku. Uyuyacaksınız, rüya göreceksiniz, daha rüya bitmeden biz sizi uyandıracağız ve sonra evinize gideceksiniz. Bir daha hiçbir şey hatırlamayacaksınız.'

Nar ağacı: 'Merak etme. Anlatacağım hikâye hazin gelebilir ilk başta ama mutsuz sayılmaz...'

Şuşan Nine: 'Ancak bir Ermeni sayıca böylesine azalmanın, azıcık kalmanın ne manaya geldiğini anlayabilir. Budanmış bir ağaç gibi küçüldük... Rose özgürdür elbette, istediği adamla çıksın, hatta evlensin, bizi alakadar etmez. Ancak Barsam'ın evladı Ermenidir ve Ermeni gibi yetiştirilmelidir.'

Gassal: 'Kadın sen aklını mı kaçırdın? Bizim dinimizde yok öyle herkes görsün diye alıp eve götürmeler! Komşularnız illa da rahmetliyi görmek istiyorsa, gidip mezarını ziyaret etsinler.'

Nüfus Memuru: 'Madem öyle, münasip gördüğünüz ilk isme de saygıda kusur etmeden ufak bir değişiklik yapalım. Levon'a yakın bir isim gene ama bariz surette müslüman olsun. Levent nasıl mesela? '

Ohannes İstanbuliyan: 'Lütfen oku. Eğer iyi değilse yak hepsini. Söz veriyorum sana sebebini bile sormayacağım. Ama eğer beğenirsen, Şafak Matbaasındaki Garabed Efendi'ye götür.'

Ağulu Bey: 'Ama hikâyenin en önemli kısmını kaçırdınız. Onu da öğrenmek isterseniz söyleyin yeter çünkü biz gulyabaniler her şeyi biliriz. Oradaydık.'

İkinci Şoför: 'Olmaz öyle şey. Cenaze arabasının önüne kadın oturtmam.'

Tanıtım yazısından


Sayfa: 1 2 3 [ 4 ] 5 6