|
||
| Şu an ben bu kitabı okuyorum.Bence siz de okuyun.Felsefe tarihi üzerine bir kitap.Arka kapağını yazıyorum size. Benzer insanların, yüzeysel bilgilerin geçerli olduğu çağımızda, '3000 yıllık geçmişinin hesabını yapamayan insan günübirlik yaşayan insandır' diyen Goethe'nin günübirlik insanlarından olmama yolunda ciddi bir adım. 15. yaşgününü kutlamaya hazırlanan Sofi, bir gün posta kutusunda 'Kimsin' yazılı bir not bulur. Bu sorudan hareketle, bütün bir felsefe tarihinde sorulmuş soruları ve cevapları, sürükleyici bir roman kurgusu içinde anlatan Jostein Gaarder, Umberto Eco'nun 'Gülün Adı'nda Ortaçağ teolojisini romanlaştırma gücünü bu kitabında felsefede gösteriyor. Gaarder (1952) özellikle gençliğe yönelik kitaplarıyla tanınan Norveçli bir felsefe öğretmeni. 'Sofi'nin Dünyası' yayınlandığı 1991 yılından bu yana aralarında Korece, Rusça, Japonca, Arapça gibi diller de olmak üzere kırka yakın dile çevrilmiş ve yayınlandığı her ülkede en çok satan kitap olma başarısını elde etmiştir. |
||
|
||
| okuduğum ilk felsefe romanı dilaver hocadan çok çektik bu yüzden
|
||
|
||
| Ben okudum ve cok hosuma gitti...almanca versiyonunu "Sophies Welt" kitabini okudum. Platonun (Eflatunun) felsefesinden cok güzel anekdotlar ve aciklayaci düsünceler bulunmakta...herkese tavsiye ederim! | ||
|
||
dilaver hocadan çok çektik bu yüzden ![]() onun yüzünden okumadım,hayatım boyunca okuyacagımı da sanmıyorum ![]() sofi okuyalım mı biraz da yaaaaaaaaaa
|
||
|
||
![]() İkinci kahvem gelince kulaklıkları cebimden çıkartıp Ceren'e uzattım. İki beyaz kordonun ucuna bağlı minik hoparlörleri eline aldı. En hayati iki iç organımı dışarı doğru çekip uzatmıştı sanki. Beyaz kordonlar, sinirlerimle birlikte gerilirken gülümsedi. Bu gülümseme, Ceren'in cephaneliğindeki en etkili siilahtı. "Ne bu?" "Benim bestem. İki tane. Stüdyoda kaydettik. Albüm çıkartmaya hazırlanıyoruz." Stetoskopla kalbimi dinlemeye hazırlanan bir doktor gibi kulaklıkları dikkatle kulağına yerleştirdi. Kalp atışlarımın hızlandığını hissettim. Mp3 çaları çalıştırdım. Bir sigara yakıp önüme bakarak bekledim. Biraz sonra kafamı kaldırıp yüzüne baktım. Sigaradan derin bir nefes çektim. Dumanı ağzımın içinde tutup Ceren'in ağzından çıkan dumanları izledim. Sesim kulağındaydı. Şarkımı dinliyordu. Ender'e dinletirken hissettiğimden çok farklı bir duyguydu hissettiğim. Korku değil, utanç... Tarifsiz, derin ve yıpratıcı bir utanç... İlk şarkının ortalarında olmalıydı. Çok etkilendiğini açık eden samimi bir ifade vardı yüzünde. Bu o kadar içten bir bakıştı ki, utancım ikiye katlandı. Ağlayacak gibi oldum. Şarkıların nasıl ortaya çıktığını, daha doğrusu nereden çıktığını anlatmak istedim. Bir tek ona... Tüm ayrıntılarıyla... Beste yapmak için eve kapanan bir müzisyen, evden gelen tuhaf sesler, evin duvarındaki karanlık delik ve sahipsiz şarkılar... İlham perili bir evde geçen; yaratıcılık, esinlenme ve santaçı egosu üzerine bir psikolojik gerilim... Apartman Boşluğu, Hakan Bıçakçı'nın dördüncü romanı, beşinci kitabı... -------------------------------------------- kendi yorumumu yapayım hemen;ilk başlarda sıkıcı geldi bana ama sonradan elimden bırakamadım,çok sürükleyici bir psikolojik kitap... kısaca kitap bize işi gücü bırakıp beste çalışmasına ağırlık vermeye çalışan amatör bir müzisyenin yeni bir eve taşınmasıyla hayatında değişen olayları anlatıyor..hatta çok ilginçtir karakter su damlasından tutun da kaloriferin borularından çıkan sese kadar bir sürü ilham kaynağıyla boğuşuyor...ben çok sevmiştim kitabı.. |
||
|
||
| STEPHAN KING=TEPKİ Bir deney sonrasında olağanüstü yeteneklere sahip olan bir ailenin, cocuklarında meydana gelen farklı yeni yeteneğin(gozlerle; düşünerek yakma gücü)ele gecirilmek istenmesi,kızın onlardan kacışı,gücünü kullanmaya engel olamamasının anlatıldığı korku-gerilim romanı. tavsiye ederim.Gercekten cok sürükleyici. |
||
|
||
felsefeyle ilgilenenler için afşar timuçin- felsefeye giriş kitabını öneririm. diğer kitaları okumadan önce kafanızda felsefe hakkında birşeyler şekillenmesini sağlayabilir. ayrıca doğu yücel'in hayalet kitap ve düşler kabuslar ve gelecek masalları adlı kitaplarını okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum... arka kapak yazılarını da koyacağım
|
||
|
||
| Şimdi size bir kitaptan bahsetmek istiyorum.Yazar Maksim Gorki.Eser adı ANA Kitap Rusya'da ki sosyalist devrim çalışmalarını ustalıklı bir dille anlatıyor.Yeni okumaya başladım.Hikayesi ilgimi çektiği kadar da kullanılan dil çok sade ve akıcı.Size kitaptan bir bölüm yazacağım buraya.İlginizi çekerse eğer (ki eminim çekecektir) mutlaka alın okuyun derim.Eğer kitabı daha önceden okuyanlarınız varsa lütfen bana özel mesaj yoluyla düşüncelerinizi iletin.. ''Pelage dudaklarında geniş,parlak bir gülümseyiş olduğu halde Fedya'nın arkasına geçti.Şimdi, buradan oğlunu da bayrağı da daha iyi görebiliyordu.Çevresinde hoşnut,sevinçli yüzler görünüp yitiyor,renk renk gözler parlıyordu.Pavel'le Andre ön sırada idiler.Seslerini işitiyordu: Andre'nin sesine karışarak: Uyan artık,uykudan uyan Uyan esirler dünyası.. Şarkısını söylüyor ve halk koşarak bu devrim bayrağına geliyor,evlerde herkesin korkarak yavaş sesle söylediği bu şarkının şimdi havayı dolduran titreşimleri bu bir yığın halkın gürültüsüne karışıyordu.Sokağın içini korkunç titreşimlerle dolduran bu ezgi tıpkı bir çanın madeni sesi gibi çınlıyor,insanları uzak bir geleceğin mutlu kucağına götüren uzak bir sesi izlemeye çağırıyordu.Bu ezgi tehlikleri de gösteriyordu.Yolda rastlanacak güçlükleri de gizlemeyerek söylüyordu...'' |
||
|
||
| Jack London [/glow] Demir Ökçe çok güzel bir kitap bir devrimcinin eşi tarfından ihtilal günlerinin ve davalarının anlatıldığı duygusal ve siyasi bir roman ama bence her görüşteki kimsenin okuması ereken bir kitap Ben Dostoyevski'nin tüm kitaplarını beğeniyorum hele Suç ve Ceza 10 üzerinden 10 alır. |
||
|
||
| Veryansın-Nihat GENÇ "bu insanların başında kubbe yok. Allah ile aralarına birileri girmiş. bir duvar çekmiş, onları labirentlere almışlar. tabiatın ırzına geçilirken, nükleer bombalar dünyamıza tehdit oluştururken, nerede bilim adamları, aydınlar? eskiden belediyelerde kadrolu fareler vardı. rögarlar sıkıştığında bu kemirici fareleri kanalların içini kemire kemire açsınlar diye atarlardı oraya. rögar fareleriydi bunlar. şimdi aydınlarımız, akp hükümetinin başına bir sıkıntı geldiği zaman köşelerden rögarlara atılan fareler gibiler... akp’nin, inşaat şirketlerinin, altın şirketlerinin, nükleercilerin önünü açmak üzere görev üstlenip amerika’nın, iktidarın rögar fareleri oluyorlar... bu rögar farelerinin şöyle dönüp de göğe, şu sonsuz semaya bir baktıkları yok. bu topraklarda istediğimiz, altına gireceğimiz küçük bir kubbedir... biz, bu ülkenin altınlarını değil, ağaçlarının gölgesini sevdik. hafız’ın lafıdır; ‘rüzgâr geçtiği yerlerin kokusunu taşır…’ herkes bulunduğu yerin kokusunu taşır… gökkubbenin veya rögarların…" sky türk'teki konuşmalarının kitaplaşmış hali (bu ikincisi).programda dinlediğim zamanki konuşmaları hatırlamak adına bu kitap süper bence.daha bitmedi,klasik Nihat GENÇ söylemleri işte kitap bir anlamda. |
||
|
||
| Adam Fawer-Empati Yaşamınızın kontrolü sizde değil! Öyle olduğunu düşünebilirsiniz, ama yanılıyorsunuz. Elbette ki kendi kararlarınızı kendiniz vermekte özgürsünüz. Bu kitabı kapatabilirsiniz. O sandalyede oturmaya devam edebilirsiniz. Ya da gözlerinizi oymak gibi çılgınca bir şey yapabilirsiniz. Ne isterseniz yapabilirsiniz. Ama sorun şurada: Ne isteyeceğinizi kontrol edemezsiniz. Her davranışınızı önceden belirleyen arzularınız ruhunuzun o kadar derinlerine işlemiştir ki, onlara dikkat bile etmezsiniz. Ve bu da sizi mükemmel bir köle yapar. Bu nedenle, hayatınızı yaşamaya devam edin. Ne isterseniz yapın. Sadece 'isteklerinizin' tümüyle sizin kontrolünüzde olmadığı gerçeği üzerine kafanızı çok fazla yormamaya çalışın. Babamın sayesinde okuduğum bir kitap ve çok beğendim tavsiye ederim. |
||
|
||
| RÜŞDÜ PAŞA-KADINLAR VE TÜRKLER HAKKINDA BİLDİĞİN HER ŞEY YANLIŞ TÜRKLERİN, ANADOLU'YA İLK GELDİKLERİ DKUZUNCU YÜZYILDAN BERİ BAŞLARINA GELEN HER OLAY KOMPLODUR. TÜRKLER PRATİKTİR.İKİ SAVAŞA VE AŞKA HAZIRDIRLAR.ÖLÜM TÜRKLERİN HAYATINDA HER YERDEDİR. TÜRKİYE'DE HER ŞEY DEVLETTTİR. TÜRKLERDE,BOYKOT KAVRAMI YOKTUR.ZAM YAPAN KASAPTAN ET ALMAMAK KİMSENİN AKLINA DAHİ GELMEZ. AMERİKALILAR VE AMERİKA TÜRKLERE GÖRE BÜYÜKTÜR. TÜRKLER,ÜÇ SINIFTIR:ALACAKLILAR, BORÇLULAR VE GÖRENLERDİR. TÜRKLERDE AYNI SORU BİRDEN ÇOK SORULUR. TÜRKLERDE BABA TEŞKİLATLA İLGİLİ BİR KAVRAMDIR. TÜRKLER,GENEL LAFLARI SEVERLER. TÜRKLER,FUTBOLA MERAKLIDIR.ANCAK, NEDENİ KONUSUNDA ELDE FAZLA BİLGİ YOKTUR. TÜRKLER, PROGRAM YAPMAZLAR, PLANLARI YOKTUR. BİR KADIN, ERKEĞİ TAKMAZ.EĞER TAKIYORSA , GEÇİCİ BİR DIRUMDUR.TÜRK KADINLARI BEKLERLER.BEKLEMEK EYLEMİ SÜREKLİDİR. KADIN,SEKSİ BÜTÜNLÜĞÜNE KAVUŞMAK İÇİN İSTER, HAZ İÇİN DEĞİL. TÜM BUNLAR KİTAPTAN KARIŞIK OLARAK AKTARDIĞIM BÖLÜMLER.RÜŞDÜ PAŞA'NIN PEK ÇOK ŞEYİ ALTÜST EDEN BU KİTABINI MUTLAKA OKUMALISINIZ! |
||
|
||
![]() Kadıköy Underground Poetix Mevsimlik Beat Pulp Neşriyat / 2020 Vol: 18 Kolektif Yeraltı edebiyatı ekseninde, ekoloji, dada, sürrealizm, cyber, sitüasyonizm, yeşil anarşi, beat kuşağı, pulp şiir, punk, anarşizm, felsefe, medya teorileri, kolaj, mimari, fotograf, karşı şehircilik, politik edebiyat ve daha bir çok alanda, denemeden, makaleye, düz yazıdan liriğe dek, her 3 ayda bir çehresini yenileyecek olan süreli bir kitap-dergi projesidir. Şehrin kötü çocuklarına Doğuştan kaybedenlere ayrıca kitap-derginin 2. sayısı bayramdan sonra basıma geçecek.. |
||