Notice: Undefined index: arc_full in /home/mor/public_html/forum/arsiv.php on line 613
Manic Street Preachers

Notice: Undefined index: arc_home in /home/mor/public_html/forum/arsiv.php on line 372

Notice: Undefined index: arc_topic in /home/mor/public_html/forum/arsiv.php on line 373
mor ve ötesi fan sitesi () => Yabancı Sanatçılar

: Manic Street Preachers

Notice: Undefined index: arc_page in /home/mor/public_html/forum/arsiv.php on line 389

: [ 1 ]

lel92 14.09.2007 18:38:30
Grup 1986'da Galler'de dört arkadaş James Dean Bradfield, Sean Moore, Nicky Wire ve Flicker
(gerçek adı Miles Woodward) tarafından kurulmuştu. Grupta önce sözleri Bradfield
yazarken daha sonra Wire günümüze kadar
devam edecek söz yazarlığıa başladı. Önceleri grubun vokalini Wire'ın eski kız arkadaşı
Jenny Watkins-Isnardi yapıyordu. 1988'de Flicker grup punk'tan uzaklaştığı için
gruptan ayrıldı.

Flicker'ın ayrılığı sonrası Nicky Wire bas gitara, Bradfield'de vokale geçti. Üçlü 1989'da ilk singleları
"Suicide Alley"'i çıkardı. Single'ın kapak tasarımını grubun şöforu Richey James Edwards yapmıştı.
 Daha sonra Edwards gitarist olarak gruba katıldı ve grup son halini aldı.

Grubun Albümleri 
Generation Terrorists - 1992
Gold Against Souls - 1993
The Holy Bible - 1994
Everything Must Go - 1996
This My Truth Tell Me Yours - 1998
Know Your Enemy - 2001
Lifeblood - 2004
Send Away The Tigers - 2007

_______________________________________________________________________________

Bildiğiniz üzre manic street preachers rock'n coke 07 de ana sahnede yer aldıı.
Şahsen çok sevdiğim ve takip
ettiğim bir gruptur. Ocean spray , ıf you tolerate this ,rendition ,suicide ıs painless en sevdiğim şarkılarıdır
tavsiye ederim:)

read 14.09.2007 18:58:20
bende çok severim bu grubu rockn coketaki performanslarıda hoştu

bar 19.09.2007 12:37:40
sanırım kübadaki konserlerini fidel castro izlemişti,grup üyeleride minnettar olduklarını sölemişlerdi comandanteye

badlik_amiri 24.09.2007 20:59:20
Your love alone is not enough not enough not enough Cheesy

immortal_deniz 28.09.2007 20:31:38
muhteşem bir grup seviyorum ya kendilerini boş olmayan politik söylemleriyle müziklerini birleştirebiliyorlar.james deanin sesine hayranım zaten çok etkileyici.nobody loved you,ocean spray,autumnsong,you stole the sun from my heart,second great depression,ıf you tolerate this,a design for life,everything must go,fearless punk ballad.... başta olmakj üzere süper şarkılar ama tüm geçmişe rağmen Cheesy çok sevdiğim the cardigansın çok sevdiğim nina perssonuyla düetlerine bayıldım doğrusu klip şarkı sözler vokaller... o yüzden tek geçiyorum onu ayrıca your love alone is not enoughtaki canlı performanslarından birine özellikle hayran kalmıştım yani çok harika bir grup canlı izlemek isterdim

zafer_bergama23 28.03.2008 15:26:46
beni en çok solistinin sesi etkiliyor.yabancı olarak favorilerimden m.s.p

bir_derdim_var 11.06.2008 14:33:04
Muhteşem parçalar ve muhteşem bir ses..
Autumsong 'u mutlaka dinleyin.

+++KoRn+++ 11.06.2008 14:34:09
On numara bir grup..harika,süper birşey..

EMOPUNK 11.06.2008 14:35:28
bende severim.. =) çok iyiLer gerçekten..

Birgül 11.06.2008 15:50:14
"everthing must go"çok güzel bence.yanlış hatırlamıyorsam,Harun abinin de çok sevdiği bir şarkı bu.

immortal_deniz 02.10.2008 16:59:35
Manic Street Preachers

Üç yıllık bir aradan sonra yeni albümleri “Send Away the Tigers” ile Billboard listelerine hızlı bir giriş yapan, Galli topluluk Manic Street Preachers, bu yıl aralarında  Rock’n Coke’un da olduğu birçok büyük festivalde sahne alıyor. Grubun basçısı Nicky Wire, bu festivallerden birine gitmek için trene yetişmeye çalışırken sorularımızı yanıtladı.

(Billboard Türkiye- Ağustos 2007)


Rock’n Coke şu ana kadar Türkiye’de yapılan en büyük festival, ama aynı zamanda insanların Coca Cola yüzünden en çok eleştirdiği festival...


Bilirsiniz, bu festivallerin gerçeğidir. Dünyanın her yerinde durum aynı. Bu gerçeklik yüzünden konserleri boykot etmek utanç verici. Bence Jack White gibi birinin bir marka için reklam şarkısı yapması daha beter. Yıllardır sosyalist Marksçıyım. Ama bazen kapitalizmin kazandığını kabullenmek durumundasınız. Boykot etme dönemlerini çoktan aştık.

 

İnternet sitenizde Everything Must Go ve hatta Generation Terrorists zamanlarındaki gençlik ideallerinize dönmek ve yeniden 18 yaşında hissetmek istediğinizi yazmıştınız. Müzikal olgunluk konusunda ne düşünüyorsunuz?


Kabul edersiniz ki gençlik idealleri ve naifliğini yitirmeye başlayıp yaşlanmak zor bir durum. Bu varlığınız açısından yıkıcı olabiliyor. İstedik ki son albümde o hisleri tekrar yakalayalım, zevk alalım, insanları harekete geçirelim ve kendimize de enerji verip pırıl pırıl bir rock albümü yapalım. İnanın sonuçtan da çok memnun kaldık.

 

Müzikteki önceliğiniz nedir? a) Sound b) Şarkı sözleri c) Canlı performans

Geçerli önceliğimiz insanları entelektüel ve psikolojik olarak harekete geçirmek. Hepimizi düşündürecek bir şeyler yaratmak... Bir fikir ortaya atmak. Biz dinleyicinin çok seveceği ya da nefret edeceği şeyler yaratmak istiyoruz, beyinlerini uyaran şeyler...



“Send Away the Tigers” müzik eleştirmenlerince alternatif, indie, glam punk ve britpop olarak tanımlanıyor. Siz tarzınızı kategorize etmek konusunda ne düşünüyorsunuz?

Bu bizim için çok garip çünkü hiçbir zaman grunge, glam ya da britpop gibi bir hareketin parçası olmadık. Radiohead gibi kendi küçük dünyamızda varolduk.Müzik kariyerimizdeki eğriye baktığınızda bu müzik türlerinden öğeler bulabilirsiniz. Ve sanırım müziğimizin hiçbir kategoriye uymamasını da bu sağlıyor. Biz buyuz, sadece yaratıyoruz.

 

Imperial Bodybangs gerçekten cesur bir şarkı ve hayranlarınız bu şarkıyı üçüncü single olarak görmek istiyor...


(Gülüyor) Hımm, evet biliyorum, internet sitemizde de Imperial Bodybags için büyük bir kampanya var. Oysa şarkı, radyolarda hiçbir zaman çalınmayacak. Hayranlarına çok daha iyisini, fazlasını sunmak istiyorsun, tıpkı Imperial Bodybags gibi. Uzun zamandır müzik piyasasındayız, artık nasıl bir müziğin başarı yakalayabileceğini tartabilmeniz gerekiyor. Radyoda çalınabilecek bir şeyler mi istiyorsun yoksa müziğini hayranların için mi yapıyorsun. Bunu elde etmek uzun bir müzik kariyeri gerektiriyor.

 

İlk single’ınız “Your Love is not Enough” için The Cardigans’tan Nina Persson’la çalışma fikri nasıl gündeme geldi?


Beklenmedik şeyleri tesadüfen bulma yeteneğimizden. Sanırım bu en iyi tanımlama oldu. Onun büyük hayranıydık. 60’lardan kalma eski moda şarkıyı yazdık ve vokal listemizde Nina birinci sıradaydı. O da kabul etti. Bazen bizimle festivallerde çalıyor ve her zaman umduğumuzdan daha iyi iş çıkarıyor.

 

Müziğinizdeki politik motivasyondan bahsedebilir misiniz?

Sanırım biz epey politik bir zamanda, sosyalist bir dönemde büyüdük ve politika bizim için hep gündemde oldu. Belli değer yargılarıyla büyüdük ve bugün hala bu şekilde hissediyoruz. Ayrıca bu alanda eğitim gördüm. Politika her zaman ilgimi çekti.


En son grubun “Springsteenesk” etiği olduğundan ve ayrıca saçma punk eğlencesinden bahsettiniz, bununla ne demek istediniz?

Hımm, sanırım şunu demek istedik. Şu an 8. albümümüzdeyiz, 38 yaşındayız uzun zamandır çalıyoruz ve Bruce Springsteen ve E Street Band gibi sahnede elimizde ne varsa ortaya dökmeye odaklıyız.


The Clash, Manics için ne ifade ediyor?

Grup kurmamıza onlar neden oldu. Bizim ilham kaynağımız. Onlar gibi biz de sosyalist idealleri olan klasik rock grubuyuz. Paul Simonon dünyanın en cool basçısı.
   


Siz de gitarist olarak başlamıştınız değil mi?

Evet, ama ben uzundum ve keskin elmacık kemiklerim vardı. Beni bas gitara kaydırdılar! (Gülüyor)


Şovlarınızda neden annenizin kıyafetlerini giyiyorsunuz?

Bilmem. Anne ve babamla her zaman çok yakındık.Annemin giysilerini giyince kendimi daha rahat hissediyorum. (Gülüyor). Sanırım bu müzik grubundayken yaşadığınız tarz bir özgürlük... Belki Türkiye konserinde de buna şahit olabilirsiniz. 



İstanbul konserinde ne kadar sahne kalacaksınız?

Ben bir saat ya da daha fazla çalmayı umuyorum. Eğer bir saat çalacaksak en iyi şarkılarımızdan oluşan bir repertuvarla çıkacağız. Hayranlarımızın bunu beklediğini biliyoruz. O zaman yeni albümden üç ya da dört şarkı çalarız. Eğer daha uzun kalırsak o zaman eğlenmek, biraz akustik bir şeyler çalmak isteriz.

 
Amerikan müzik endüstrisi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bu konuda yeterli bir deneyimimiz yok. Amerika dışında birçok yerde iyi sayılabilecek sayıda albüm sattık. Bu konuda acı çekmiyoruz ama pişmanlığımız var. Gruhge müziğin zirvede olduğu dönemde oradaydık ve uyamadık. New York Dolls gibi görünüyorduk ve o dönem bu popüler bir şey değildi. Yıllar sonra Küba’ya gittik. Şimdi her ABD’ye gittiğimizde gümrükte “Hımmm, demek Küba’daydıız....Hımmmm..” gibi birçok soruya yanıt vermek zorunda kalıyoruz. Bizi kutuplaştırdılar.


Türk hayranlarınıza bir mesajınız var mı?


Umarım onlar da bizim kadar heyecanlıdır ve enerji depoluyorlardır. Orada çalmak için sabırsızlanıyoruz!


 

crocus 17.11.2008 09:00:35
MSP'TAN RICHEY EDWARDS ALBÜMÜ

Manic Street Preachers, önümüzdeki bahar aylarında kayıp üyeleri Richey Edwards'ın şarkı sözlerinin yer aldığı bir albüm yayınlamaya hazırlanıyor.

Gallerli üçlü, prodüktör Steve Albini ile 9 şarkı kaydettiklerini ve albümün muhtemelen "Journal For Plague Lovers" adıyla yayınlanacağını açıkladılar.

Albümdeki şarkı sözlerinin tamamının 1995 yılından bu yana kayıp olan MSP üyesi Richey Edwards'a ait olacağını söyleyen Nicky Wire, 14 yıldır bu sözleri ellerinde tuttuklarını ve kullanmak için doğru zamanı beklediklerini ifade etti.

Yeni albümlerinin birçok açıdan 1994 tarihli "The Holy Bible"ın devamı niteliğinde olacağını belirten Wire, sözlere çok az müdahale ettiklerini söyledi.

                                  -alıntıdır-


Notice: Undefined index: arc_page in /home/mor/public_html/forum/arsiv.php on line 446

: [ 1 ]



Notice: Undefined index: arc_register in /home/mor/public_html/forum/arsiv.php on line 468