|
||
| Pickpocket 2000 yılının Haziran ayında Barbaros Özoktar ve Onur Özgönül tarafından Kadıköy’de kuruldu. Müzik hayatlarına yabancı grupların cover parçalarıyla başlayan Pickpocket, kurulduktan 1 sene sonra Kaan Yayla’yı gruba dahil ederek beste çalışmalarına başladı. 2 sene boyunca birbirinden farklı underground barlar ve konser salonlarında sahne alan grup, 2003 yılının Ocak ayında “Kurban” grubunun solisti Deniz Yılmaz’ın stüdyosunda kaydettiği “Just wait for me” parçası ile Roxy müzik yarışmasına katıldı. Pickpocket, o yıl 8.si düzenlenen “Efes Dark Müzik Günleri”nde, hem birincilik ödülünü, hem de 5 bine yakın tüketicinin oylarıyla belirlenen “Efes Dark Özel Ödülü”nü, oyların yüzde 63’ünü toplayarak kazandı. Pickpocket “Roxy Müzik Günleri”nden sonra birçok konser, festival, TV ve radyo programlarında yer aldı. Roxy yarışması ile birlikte beste çalışmalarına hız veren Pickpocket, ilk önce davula Emir Celt’i, daha sonra ise bas gitara Muratay Özkan’ı alarak yoluna bu kadro ile devam etmeye karar verdi. 2004 yılının sonlarına kadar müziklerini İngilizce sözlerle icra eden grup, o günlerde yaptığı “İlk” adlı Türkçe parçayla ilgi çekmeyi başardı. Yaptıkları ilk Türkçe parçanın bu kadar olumlu tepki alması üzerine, bu şekilde daha geniş kitlelere ulaşabiliceğini düşünen Pickpocket, yoluna Türkçe sözlerle devam etmeye karar verdi. 2 sene boyunca sayısız konser organizasyonun da yer alan grup, özellikle sahnedeki duruşu ve performansı ile ilgi çekmeyi başardı. 2006 yılında bestelerini bir albümde toplamaya karar veren Pickpocket, “Müzikotek” firması ile yayım anlaşması yaparak bu yöndeki ilk adımını attı. Dağhan Baydur aracılığı ile bir çok iyi müzisyen ve yapımcı ile konuşma ve tanışma fırsatı bulan grup, 2007 yılının Ocak ayında “Virus Production” ile anlaşarak albüm kayıtlarına başladı. Martin Cru Spencer ve Ümit Kuzer prodüktörlüğünde “Marşandiz, Kendi ve Virüs Stüdyoları”nda kaydedilen albümün kayıt süreci 1 yıl sürdü. Bu süreç içinde konser vermekten kaçınan grup, bütün dikkatini albüm kayıtlarına vererek “Hayalle Gerçek Arasında” adlı ilk albümünü tamamladı. Dağıtımı İrem Records tarafından gerçekleşecek olan, 10 Türkçe şarkıdan oluşan albüm, enerjik alt yapısı ile daha piyasaya çıkmadan dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. İlk klibini “Kork Benden” adlı parçasına çekecek olan grup, 14 Nisan 2008’de “Hayalle Gerçek Arasında” albümünü piyasaya çıkararak 2008 yılını oldukça hızlı ve hareketli geçirmeye hazırlanıyor. resmi site: www.pickpocketband.com myspace: www.myspace.com/pickpocket http://youtube.com/watch?v=c9G461CjHU8 ilk bu şarkıyı dinleyin sonra yorumuzu yazın.. |
||
|
||
| Emocore da türkiyede bir numara,canavar gibi bir grup. | ||
|
||
| Bana kalırsa parça da sağlam grup da, ancak YouTube da yorumlarda da söylendiği gibi emo kültürünü sindirebilecek bir topluma sahip miyiz; bu toplum böyle bir kültür anlayışına sahip müzisyenleri kabul eder mi orasını bilemiyorum.. | ||
|
||
| bence şarkı güzel. | ||
|
||
| gerçektende grup süpermiş. Ben bayıldım.... ama neden hala belirli bir kesimin emolara gay gözüyle baktığını anlayamıyorum, her siyah giyene yada metalcilere satanist gözüyle baktıklarını anlayamadığım gibi...insanlar garip yaratıklar nede olsa! | ||
|
||
| vokal onur dışında cidden cok kaliteliler.ama o tarz müzige de o vokal fazla sırıtmıyor. | ||
|
||
| Nisan başında ''Hayalle Gerçek Arasında'' isimli albümleri çıkıyor.6 Senelik bekleyişin sonunda nihayet diyebiliyoruz. www.myspace.com/pickpocket den albümün bazı kesitleri dinlenebilir. |
||
|
||
| Gün İtibari İle Virus Prod. etiketi altında ''Hayalle Gerçek Arasında'' adlı albümleri çıkmıştır. Artık türkiyenin en teknik grubu diyebilirim. Mutlaka alın,dinleyin,takip edin...Pişman olmayacaksınız eminim. |
||
|
||
| adlarını çokca duyduğumu anımsıyorum ama dinlemedim hiç. albümü dinlemeye çalışacağım artık. bu arada başlık taşınmıştır gün itibariyle.. |
||
|
||
| Öncedende dinlediğim çok sıkı parçalar var...İlk,Ne Fark Eder,Rüyalarım,Hayalle Gerçek Arasında ve Vazgeç Diğerleride mükemmel olmuş...Ama türkiyede son yıllarda dinlediğim en iyi gitar riffleri arasında,Vazgeç adlı parçada kesinlikle var...Güzel düzenleme olmuş... Milyon satması temennisi ile ![]() |
||
|
||
ilk kez nerede dinlediğimi hatırlamıyorum ama gerçekten çok başarılılar tanınmaya başlandıklarında daha da yükseleceklerine eminim
|
||
|
||
| Albümü dinledikten,2 Hafta sonrada bir yorum daha... Türkiyede bu güne kadar çıkmış en kaliteli sound a sahip grup.Böylesi gelmez gelmedi,gelmez.... |
||
|
||
iki gündür devamlı albümü dinlemekteyim. gerçekten sound çok sağlam olmuş, sözlerde dikkat çekici. baya sevdim ben ya
|
||
|
||
| Pickpocket: Ne Mutlu Türküm Diyene! İlk albümleri “Hayalle Gerçek Arasında” ile Türkçe sözlü metal müzik canavarını uyandıran Pickpocket üyeleri Türklüğün ne anlama geldiğini tartıştı. ![]() Türkiye’de gençlerin çoğunun yurtdışına karşı özendiğini, bunun da yabancılaşmaya sebep olduğunu söylüyorsunuz. Onur: Türkiye’de geçim çok zor diye yurtdışını yücelten insanlar bizim karın ağrımız. Kendi kültürümüze, ülkemize yabancılaştığımızı düşünüyoruz. Eğer konu eğitimse ona birşey diyemem çünkü Türkiye’de eğitim standartları dışarıya göre oldukça düşük. Çok sınırlı imkanlar var. İTÜ, Boğaziçi ya da ODTÜ’de okumuyorsan diğer devlet okullarının standartları yurtdışına göre daha düşük. Muratay: Ama sorun bunu yaratanlarda bence. “Niye gidiyorsun?” diye yargılamak yerine önce neden burada okuyamıyoruz diye düşünmeliyiz bence. Zorunlu bir yabancılaştırma mı söz konusu sizce? Muratay: Olabilir. Çünkü burada soruların cevapları genelde “beğenmiyorsan git” oluyor. Sizin yaşlarınızda birçok genç “buradan gitmeliyim” diye düşünür. Siz hiç düşünmüyorsunuz anlaşılan. Kaan: Ben açıkçası geçici bir süre için yararlı olabileceğini düşünüyorum. Burada herşeyde bir kısıtlama var. Vizyonu genişletmek için bence illa ki yurtdışına çıkıp biraz da oranın havasını almak gerekiyor ama bu benim için asla temelli olamaz. Onur: İnsanlar sadece eğitim için de kaçmıyor burdan. Düşüncelerinde özgürlüğü yaşayamadığından kaçan bir sürü insan da var. Yirmili yaşlarında olan beş genç neden bu tür sorunlarla ilgilenir? Muratay: Ben öyle düşünmüyorum açıkçası. Bunlardan bahsediyor olmamızın sebebi yurtdışına özeniyor olmamız değil. Aksine üzülerek koşulları kıyaslıyor olmaktır. Ben nefret ediyorum şahsen yurtdışında şöyle demekten. Onur: Bence kaçmak yerine savaşmalıyız. Bazıları huzursuz olabilir burada ama üstüne düşmezsek de hiçbir şey değişmeyecektir. Her alanda gençlerin önünü açmak gerekiyor. Eğitim şartlarını iyileştirmek, gençleri spora, sanata teşvik etmek, daha cok sporcu bursu sağlamak, genç politikacılar yetiştirmek gerekiyor. Muratay: Gitmek yerine kalmak lazım kısacası. Pekin olimpiyatlarında da benzer sorunların baş gösterdiğini söylediniz. Bağlantıyı anlatır mısınız? Onur: Madalya bile alamıyoruz. Sporu önemseyen ülkelerde ise sporcular üç yaşında eğitilmeye başlıyorlar. Ama bizde başka sorunlarla uğraşmaktan spora hala sıra gelmiyor. Geçmişimizden kurtulamıyoruz. “KENDİ ÜLKEMİZİ BÖLMEYE ÇALIŞIYORUZ” Geçmişimizde ne var ki kurtulamıyoruz? Onur: Geçen 40 sene içinde iki darbe, bir de muhtıra gören bir ülkede aslında o korkuyu yaşamamak imkansız olurdu. Ya da geçmişimizle uğraşmamak. Ders çıkarmak zorundayız ama biz sadece sürekli önümüze geçmişimizi koyuyoruz. Çözüm bulmak için uğraşmıyoruz. Muratay: “Ne mutlu Türküm diyene” diyoruz ama hala Çerkez, Kürt tartışmaları yapıyoruz. Atatürk bunu ayrıştırıcı birşey diye söylememişti ki. Aksine birleştirici etkisi vardı. Ama biz hala kendi ülkemizi bölmeye uğraşıyoruz. Onur: Biz susarsak kutuplaşma olacaktır ve hoşumuza gitmeyen düşüncedeki insanlar sivrilmeye devam edecektir. Ve onlar sivrildikçe bizim de konuşmaya halimiz kalmayacaktır. Bunları bağırmak da çözüm değildir. AKP başa geldiğinden beri sürekli demokrasi demokrasi diye tartışıyoruz. O zaman demokrasi varsa bunu göstermek zorundayız. Sen neden karışmak istemiyorsun Emir? Emir: Türkiye’nin nerdeyse yarısının istediği ve seçtiği hükümet buysa o zaman ben de kendimde bir arıza arıyorum açıkçası. Ben şu an susuyorum ama sokakta da hakettikleri gibi davranıyorum. Ben hoşlanmıyorum bu durumdan. Cumhuriyet kurulduğundan beri bu ülke kötüye gidiyorsa bundan sonra da düzeleceğini zannetmiyorum. Elimde olsa ben kesin giderdim. Çünkü hala başa takılan bir örtünün tartışıldığı, futbol maçlarında “ne bakıyorsun” diyerek birbirlerini öldürdükleri bir ülkede yaşamaktan mutlu olduğumu söyleyemem. Ben bunu gördükçe de insanlardan nefret ediyorum. Bunların yaşanmayacağı bir ülke yoktur eminim ama daha az yaşandığı bir ülkede yaşamayı tercih ederdim. Siz burayı terk etmemek lazım diyorsunuz ama aranızdan biri de fırsatını bulsa hemen kaçıp gidecek. Muratay: Eğer bir gün Emir gitmek isterse biz de ona göre muhalefetimizi kurar, ona göre davranırız. Emir’in söylediğine üzülüyorum açıkçası. Ben gurur duyuyorum mesela Türk olduğumu söylermekten. Ailem çerkez. Ama ben Türküm sonuçta. Çok da kökene inersek ooo. O zaman biz Adem’le Havva’nın çocuklarıyız der, işin içinden çıkarız. Siz de gurur duyuyor musunuz bunu söylemekten? Onur: Türkiye sınırları içinde yaşayan herkes Türk’tür. Atatürk bunu bütünlüğü sağlamak için söylemiştir. Bize burada verilen üst kimlik vatandaşlık kimliğidir. Ama kimsenin alt kimliğinden de soyutlanmasını isteyemezsiniz. Ben Türk olduğum için, Türkiye’de olduğum için mutluyum. Artık bunun altını karıştırıp Kürt müsün, Çerkez misin demenin anlamı yok bence. Emir: Benim öyle koyu bir milliyetçiliğim yok. Bazen rahatsız olduğum bile oluyor. Şu anki halime tabiî ki şükrediyorum ama yine de daha iyi koşullarda yaşamak isterdim. Olimpiyatları izliyor musunuz? Pickpocket: Evet Onur: Emir’in konuya geldik. Orda bir Türk başarılı olunca sevinmiyor musun? Emir: Türk çıktı zaten ama bu ülkenin yetiştirdiği kişiler değiller. “Biz yapamıyoruz. Bari seni Türk yapalım da sen al madalyayı” diyorlar. Bir tenisçimiz var soyadı Çince. Güreşte madalya alan Ramazan Şahin de Rus’muş. Elvan var o da Afrikalı. Tabiiki bu sporcularda gelsinler ama öncelikle biz yetistirmek icin calısalım. “Ne mutlu Türküm diyene” demiş olamazlar mı? Emir: Olabilirler de olmayabilirler de. Bence onlara bir çek yazmışlar, şekerle kandırmışlar.Dediğim gibi ithalat yerine ülkemizdeki yetenekleri keşfedip burada eğitmek bana göre daha önemli. KAÇARSAK KURTLARA BIRAKMIŞ OLURUZ Bu ülkede sporcu yok mu? Emir: Futboldan başka spor yok ki burada. Badminton oynayan gördün mü mahallede? Ama olimpiyatlarda halay olsa herhalde madalyayı kapmıştık. Muratay: Küçüklüğümüzden beri bu var zaten. Oğlum popçu mu olacağın, topçu mu diye büyütüldük bizler. Onur: Phelps’e bak mesela. Adamın bir günde yedikleri bizim grupça yediklerimizin üç katı. Sporda başarı beslenmeyle mi alakalı diyorsunuz yani? Onur: Hayır tabii ki sadece beslenme değil ama bir güreşçimiz kazanamadığı madalya alamadığı zaman “altın madalyayı alsaydım hayatım kurtulacaktı” diyor. Başarı diye bakmıyor ki olaya. Eğitim konusunda her zaman yurtdışı daha iyi ama ben Türkiye’yi sürekli olarak dışarıyla kıyaslamak istemiyorum. Ben buranın sorunlarını biliyorsam çözmeye de bir yerden başlayabiliriz diye düşünüyorum. Ülkemizi daha iyi bir hale getirebiliriz. Bizim grup olarak yapmaya çalıştığımız şey de bir anlamda müzik alanında bir adım atmak.Bizim meziyetimiz bu ve bunu yapmaya çalışıyoruz. Muratay: Kişisel düşünmek bir yere varmıyor. Onur: Buradan kaçmak burayı kurtlara bırakmak diye düşünüyoruz. *biraz uzun ama çok keyifli bir röportaj olmuş..söyledikleri sözler tam yerinde. ![]() |
||
|
||
kork beden komşuları kaçırmak için ideal ![]() bence çok güzel albüm olmuş yalnız daha önce ilk,rüyalarım gibi coverları dinlerken de aynı şeyleri hissediyordum şimdi de,yani onur'un vokalini geliştirmesi ve daha epey ilerletmesi lazım diye düşünüyorum.bazen kulağı rahatsız eden bir takım şeyler olabiliyor.belki onun tarzıdır tamam ama ı'ları hep i yapıyor kendisi
|
||