|
||
| 1966 California doğumlu Jeffrey Scott Buckley, 1960’lı ve 70’li yılların folk ve caz müzisyeni Tim Buckley’in tek oğlu, tıpkı babası gibi genç yaşta müzik yolunda ilerlemeyi seçti. 18 yaşında Los Angeles’a geçerek buradaki ‘Musician’s Institute’da iki yıllık eğitim alan Buckley, bu sıralarda bir punk grubuna katıldı ve sonra da “Shinehead” adlı reggae grubunda gitarist oldu. ‘Musician’s Institute’da geçen vaktini zaman kaybı olarak nitelendiren sanatçı, Shinehead zamanında geri vokal yaparak vokal tekniğini geliştirdi. 1990 senesinde New York’a geçen Jeff Buckley, bir süre sonra tekrar Los Angeles’a dönerek kendi bestelerinden oluşan ilk demosunun kaydına başladı. 1991 senesinde yeniden New York’a dönerek babası Tim Buckley’nin anısına “Greetings From Tim Buckley” adlı bir konser düzenleyen Buckley, bu konserde deneysel gitarist Gary Lucas ile sahne aldı. Buckley, konserde babasının parçalarını seslendirirken, yaptığı açıklamada babasına olan saygısını dile getirmek için bu konseri düzenlediğini belirtti. 1991 yazında Gary Lucas ile birlikte “Grace” ve “Mojo Pin” parçalarını hazırlayan Jeff Buckley, Lucas’ın grubu ‘Gods And Monsters’ ile beraber New York ve çevresinde sahne almaya başladı. Grubun Imago Records ile anlaşması ve ilk albümünü 1992 senesinde çıkarmasının ardından sanatçı gruptan ayrılma kararı aldı. 1992 Nisan’ında East Village’daki “Sin-é” adlı kafede sahne almaya başlayan Jeff Buckley, repertuarında bulunan Bob Dylan, Led Zeppelin, Van Morrison ve Leonard Cohen parçalarıyla ve seyirciyle kurduğu iletişimiyle kısa sürede müzik çevresinin dikkatini çekti. Performansları sırasında kendi bestelerini de dile getiren Buckley, iki ay sonra Columbia Records ile anlaşmaya vardı. 1993 senesinde “Live At Sin-é” adlı konser EP’sini yayınlayan Jeff Buckley, bu EP içerisinde “Mojo Pin” ve “Eternal Life” adlı bestelerini bulundurdu. Aynı senenin sonbaharında Michael Tighe (gitar), Matt Johnson (davul) ve Mick Grondahl (bas) kadrolu grubunu oluşturan Buckley, Ağustos 1994’de “Grace” adlı ilk albümünü piyasaya sürdü. “Grace” listelerde herhangi bir başarı yakalayamadı ve satışları oldukça düşük oldu. Ancak albüm dünyanın her kesiminden belirli bir hayran kitlesinin ilgisiyle karşılaştı. Özellikle albümde yer alan Leonard Cohen bestesi “Hallelujah”ın baştan yorumu büyük beğeni topladı ve günümüzde hala bazı televizyon programlarında ve filmlerde kullanılıyor. Albümün prodüktörlüğünde Buckley ile beraber Andy Wallace yer alırken, ayrıca albümdeki iki bestede Gary Lucas gitarıyla sanatçıya eşlik etti. Albüm sonrası iki yıl boyunca dünyanın çeşitli yerlerinde performanslarda bulunan Jeff Buckley, özellikle 1995 senesinde Paris’teki Olympia sahnesinde gerçekleştirdiği konseri hayatının en iyi konseri olarak değerlendirdi. Buckley, yoğun geçen konser maratonundan sonra eskiden olduğu gibi kafelerde çalmak istediğini ve bundan daha mutlu olduğunu dile getiriyordu. 1996 senesinde “Live From The Bataclan” adlı konser EP’sini yayınlayan Jeff Buckley, 1997 senesinde Memphis’e geçerek “My Sweetheart The Drunk” adlı 2. albümü üzerinde çalışmaya başladı. Mississippi Nehri’ne bağlı ‘Wolf Nehri’ne yakın bir yerde bir stüdyo kuran Buckley, müzik ekibini çağırarak albümün kayıtlarının başlamasını istedi. Grubunu beklemeye başlayan sanatçı, 29 Mayıs tarihinde Wolf Nehri’ne yüzmeye gitti ve o gün kayıplara karıştı. Buckley, ertesi gün bir turist tarafından nehirde ölü olarak bulundu. 31 yaşında hayata veda eden Buckley’nin ölüm sebebi bazı açıklamalarda intihar olarak değerlendirilirken bazı açıklamalarda ise sebep sadece bir kazaydı. Jeff Buckley’nin ölümünün ardından sanatçının üzerinde çalıştığı 2. albümü “Sketches For My Sweetheart The Drunk”, 1998 senesinde piyasaya sürüldü. Albüm tam olarak Buckley’nin istediği seviyeye ulaşamadı ancak yine de birçok müzik eleştirmeninden olumlu yorumlar aldı. 2000 senesinde “Mystery White Boy” ve 2001 senesinde “Live At L’Olympia” adlı konser albümleriyle sanatçının 1996 senesinde gerçekleştirdiği konserler hayranlara ulaştırılırken, 2002 senesinde “Songs To No One 1991 – 1992” adındaki albümle Buckley’nin Gary Lucas ile oluşturduğu kayıtlar gün ışığına çıktı. Aynı sene “The Grace EPs” adlı box setle ‘Peyote Radio Theatre, Live at Nighttown, Live From Bataclan, The Grace EP, Last Goodbye’ kayıtları yayınlandı. 2003 senesinde “Live At Sin-é” adlı iki CD’lik albümle Jeff Buckley’nin Sin-é kafesinde gerçekleştirdiği performansları biraraya getirildi. Bu albümü 2004 senesinde “Grace” albümünün özel versiyonu izlerken, günümüzde sanatçıya hitaben besteler yapılmaya devam ediliyor |
||
|
||
Bob Dylan,Nirvana gibi bana coğrafik olarak yerler hatırlatan sanatçı...
|
||
|
||
hallelujah,forget her nerdeyse her gün dinlerim.kendisini çizmişliğim vardır,hatta en severek çizdiğim naçizane portremdir ayrıca the edukators filminde de hallelujah soundtrack olarak kullanılmıştır.filmi de tavsiye ederim.
|
||
|
||
| hallelujah gercekten harika. dinleyen kesinlikle pisman olmuyor..=) | ||