|
||
Bir maymun gördüm sigarayı önüne atıyorsun alıp içiyor yanan yerinden bile tutmuyor
|
||
|
||
| dediğim gibi tamamen içgüdüsel sen sanıyo musun ki bi maymun insan gibi düşünüpte o sigarayı içicek onlar eğitiliyo köpeklerde eğitiliyo o yüzden bu örnek pek mantıklı değil | ||
|
||
| ben inanıyorum. çünkü adaptasyonlara bakınca ve evrim teorisi çokta mantıksız olmadıgını görüyorum. sadece adaptasyonlar da degil mutasyon filan da. çünkü eger bir canlının kullanılmayan organı işlevini yitiriyorsa insan da evrim geçirmiş olabilir. | ||
|
||
| "Evrim teorisi doğru olsaydı ortada maymun olmazdı" vb. evrim teorisinden bihaber sadece yorum yapmış olmak için yazılmış mesajlara tahammülüm yok... Kısaca açıklamaya çalışayım teoriyi: Evrim kavramı zaman süreci içerisindeki değişimleri açıklar. Fizyolojiye, jeolojiye, paleontolojiye, embriyolojiye, karşılaştırmalı anatomiye, biyolojiye, termodinamiğe ve hatta arkelojik kazılardan elde edilen bilgilere ters düşmemektedir. Darwin'in evrim teorisine ayrıkı olan benim bildiğim kadarıyla tek teori din'dir. Evrim temel olarak üç kısımda incelenir: 1. Anorganik Evrim: Cansızların değişimini inceler; özellikle evrenin oluşumundan, canlıların temel maddelerini oluşturan cansız maddelerin oluşumuna kadar ortaya çıkan olayları kapsar. 2. Organik Evrim: Canlıların değişimini inceler. 3. Sosyal Evrim: Toplumların değişimini inceler. Biyoloji bilimi, özellikle Organik Evrimi kapsar. En çok tartışılanı şüphesiz organik evrimdir. Canlıların bugünkü ve geçmişteki yapılarını karşılaştırmalı olarak inceleyerek, onların fiziki, fizyolojik ve biyokimyasal benzerliklerini ve farklarını ortaya koymak suretiyle, belirli genelleştirmelere gidilmesi organik evrimin çalışma alanını oluşturur. Organik Evrim bugün de devam etmektedir; hatta bugün tarihin birçok evrelerindekinden daha hızlı olmaktadır. Fakat bu ayrılma ve türleşme o kadar yavaş yürümektedir ki, gözlemek yalnız tarihsel belgelerin bir araya getirilmeleriyle karşılaştırmalarıyla mümkün olur. Son birkaç yüzbin senede yüzlerce yeni bitki ve hayvan türü meydana gelirken, yüzlercesi de yeni tür oluşumları için ayrılmaya başlamıştır. Biyolojik evrimin oluştuğuna ilişkin kanıtlayıcı tipik bir örnek, 15. yüzyılın başlarında Madeira yakınında, Porta Santo denen küçük bir adaya bırakılan tavşanlarda gözlenmiştir. Tavşanlar, Avrupa'dan getirilmişti. Adada diğer bir tavşan türü ve getirilen tavşanların düşmanları olmadığı için getirilen tavşanlar anormal derecede çoğaldılar ve sonuçta, 400 yıl sonra, Avrupa'daki anaçlarından tamamen farklı yapılar kazandılar. Öyleki, büyüklükleri, Avrupa'dakilerinin yarısı kadar oldu; renklenmeleri tamamen değişti ve daha gececi hayvanlar oldular. En önemlisi, atalarıyla bir araya geldiklerinde, artık çiftleşip yeni bir döl meydana getiremiyorlardı. Yani Biyolojik olarak yeni bir Tür özelliği kazanmıştılar. Charles Darwin (1809-1882), evrim bilimine iki önemli katkıda bulundu. Birincisi organik evrim düşüncesini destekleyen zengin bir kanıtlar dizisini toplayarak ve derleyerek bilim dünyasına sundu. ikincisi evrim mekanizmasının esasını oluşturan ''Doğal Seçilim'' ya da diğer bir deyimle ''Doğal Seçim'' kuramının ilkelerini ortaya çıkardı. (Dip not olarak Darwin için "okulu bırakmış ondan ne beklenir ki diyenleri bilgilendirmek için belirteyim: hekimlik ve hukuk eğitimlerini yarıda bırakmış ancak Cambridge Üniversitesine bağlı Christ Kollejinde teoloji öğrenimi yapmıştır. Yani din konusunda akademik bilgiye de sahiptir.) Darwin - Wallace Tarafından Temeli Kurulan Doğal Seçilim Kuramının Ana Hatları Bu kuram ana hatlarıyla iki gerçeği, üç varsayımı ortaya çıkarmıştır. Gerçekler: 1. Tüm Canlılar, ortamdaki sayılarını koruyacak matematiksel oranların üzerinde çoğalma eğilimindedir. Elemine edilen bireylerle bu fazlalık azaltılır ve populasyonların dengede kalması sağlanır. Doğal koşullar sabit kaldıkça bu denge korunur. 2. Bir türe ait populasyonlardaki bireylerin kalıtsal özelliği birbirinden farklıdır. Yani canlı populasyonlarının hepsi varyasyon (=Çeşitlilik) gösterir. Darwin ve Wallace, bunun nedenini tam anlayamadılar ve varyasyonların canlıların iç özelliği olduğunu varsaydılar. Bugün bu varyasyonların mutasyonlar ile oluştuğu bilinmektedir. Varsayımlar: 1. Ayakta kalan bireylerin sayısı, başlangıçta meydana gelenlerden çok daha az olduğuna göre, ayakta kalabilmek için canlılar arasında karşılıklı, besin, yer vs. için, savaşım, ayrıca sıcaklık, soğukluk, nem vs. gibi doğal koşullara karşı bir mücadele vardır. Bu savaşım ve mücadele bir ölüm kalım kavgasıdır. Gerek besin ve yer gereksinmesi aynı olan canlı türleri arasında ve gerekse normalden daha fazla sayıda bireyle temsil edilen populasyonlardaki aynı türe bağlı bireyler arasında, yani doymuş populasyonlarda bir yaşam kavgası vardır. Bu görüş ilk defa Malthus tarafından ortaya atılmıştır ''Yaşamak için Savaş'' 2. İyi uyum yapacak özellikleri (=Varyasyonları) taşıyan bireyler, yaşam kavgasında, bu özellikleri taşımayan bireylere karşı daha etkili bir savaşım gücü göstereceğinden, ayakta kalır, gösteremeyenler ise yok olur. Böylece bulunduğu bireye o koşullara en iyi uyum yapabilecek yeteneği veren özellikler, gelecek döllere kalıtılmış olur. Bu varsayımın anahtar cümleciği ''Biyolojik Olarak En İyi Uyum Yapan Ayakta Kalır'' dır. 3. Bir bölgedeki koşullar diğerlerinden farklı olduğundan, özelliklerin seçimi de her bölgede, koşullara göre farklı olur. Çevrede meydana gelecek yeni değişiklikler, tekrar yeni uyumların meydana gelmesini sağlar. Birçok döl boyunca meydana gelecek bu tip uyumlar, daha doğrusu doğal seçilim, bir zaman sonra, atasından tamamen değişik yeni bireyler topluluğunun ortaya çıkmasını sağlar ''Uyumsal Açılım'' Farklılaşmanın derecesi, eskiyle yeni populasyonlardaki bireyler biraraya getirildiğinde çiftleşemeyecek, çiftleşse dahi verimli döller meydana getiremeyecek (Üreyemiyen, Kısır) düzeye ulaşmışsa, artık bu iki populasyon iki farklı tür olarak değerlendirilir. Bir ata populasyondaki bir kısım bireyler, taşıdıkları varyasyon yetenekleriyle herhangi yeni bir ortama uyum yaparken, diğer bir kısmı da taşıdığı farklı varyasyonlar nedeniyle daha değişik bir ortama uyum yapabilir. Böylece uyumsal açılım ortaya çıkar. Bununla beraber, bitkiler ve hayvanlar, yaşam kavgasında, bulunduğu koşullarda, yararı ya da zararı olmayan diğer birçok varyasyonu da meydana getirebilir ve onları daha sonraki döllere aktarabilir. (bugün bilinen nötral mutasyonlar) İnsan-maymun ilişkisi üçüncü maddede açıklık bulmaktadır. Maymunlar insana dönüşmemiştir; maymun ve insan ortak atadan gelmişlerdir. Bugun de bu iki türün DNAlarının %95 (bazı kaynaklar %99 bazıları ise %75 yazıyor. Ancak %75 yazan kaynaklar dna'nın tamamı çözülmeden önce yayımlanmış) benzerlik gösterdiği kanıtlanmıştır. Aslında bu çok yetersiz oldu ama mesajı daha fazla uzatmak istemiyorum. Bu bir teoridir; kanun değil doğruluğu ve yanlışlığı hala tartışılmaktadır. Siz inanın ya da inanmayın ama bilmeden yorum yapmayın. |
||
|
||
| evet. insanlarda da evrimin su anda en büyük kanıtı apandistti galiba. ilerki nesillerde yok olacagını iddia ediyor bazı evrimci bilim adamları(ileriki nesil dedikleri 3-5 degil yüzyıllar sonra.) | ||
|
||
evet. insanlarda da evrimin su anda en büyük kanıtı apandistti galiba. ilerki nesillerde yok olacagını iddia ediyor bazı evrimci bilim adamları(ileriki nesil dedikleri 3-5 degil yüzyıllar sonra.) Ayrıca 20 yaş dişleri. Besleme şeklinin değişmesinden dolayı (çiğ et yeme ve çene ile parçalama) alt ve üst çene kemikleri küçülüyor. Bu nedenle 3. azı dişleri olan 20 yaş dişleri fonksyonunu yitirdi. Genellikle çeneye sığmadığı için çekiliyor.
|
||
|
||
| nedense ülkemizde insanların %90 ı evrim teorisi hakkında hiç bir bilgiye sahip olmadan saçma sapan yorumlarda bulunuyor. adam evrim diye birşey yok diyor. neden diyorum. saçma sapan sebepler. muymun musun sen diye soruyorlar. bu kadar saçma bir düşünce sadece bizim ülkede var heralde. | ||
|
||
| mesela ADEM ( Müslümanların inandığı ve yeryüzünde yaşamış ilk insan ) bana konu olarak saçma gelir. nereden geldiği konusunun cevabı bile yoktur. | ||
|
||
mesela ADEM ( Müslümanların inandığı ve yeryüzünde yaşamış ilk insan ) bana konu olarak saçma gelir. nereden geldiği konusunun cevabı bile yoktur. Sadece müslümanların değil Hristiyanların inancında da vardır..Bizde Adem onlarda Adam ismini almıştır. Hatta Adam's apple diye söz ederler yasak elmadan.. |
||
|
||
mesela ADEM ( Müslümanların inandığı ve yeryüzünde yaşamış ilk insan ) bana konu olarak saçma gelir. nereden geldiği konusunun cevabı bile yoktur. Sadece müslümanların değil Hristiyanların inancında da vardır..Bizde Adem onlarda Adam ismini almıştır. Hatta Adam's apple diye söz ederler yasak elmadan.. Hristiyanların inancı da vardır. ben de bir Hristiyanım ama inanmam. saçma gelir. bilimle ilgisi yoktur ve mantıksızdır. Hristiyanlarda Adem'in sudan yüzerek çıktığı söylenir. ama ben DARWİN e katılıyorum. en mantıklısı odur. |
||
|
||
darwin adem i kabul etmiyor diye birşey yok ki. hatta benzer. ortak ata dedikleri adem işte.adem bence tam insan degildi. yani şimdiki insanlar gibi degildi demek istiyorum
|
||
|
||
| Sirf Allah'a inanmiyorsun diye herseyi balik gibi yutmaya gerek yok. Evet, evrim bircok yonuyle dogru ve guzel bir teori. Ama insanla maymunun ayni atadan geldigi konusunda yetersiz kaliyor. Daha dogrusu insanin evrimini aciklamakta yetersiz. Insanin da zamanla bazi taraflari evrimlesmis ama maymunla ayni atadan geldigi cürütülmüs bir teori. Kisaca, bir arkadasin da dedigi gibi: "bu mesele tam türban olayina dÖnmüs..." | ||
|
||
| evet bende bu teoriye pek inanmıyorum arkadaşında dedeği gibi çürütülmüş bir teori ama REFRESH ' in düşüncesinede saygı duymak lazım herkesin doğruları ve fikirleri farklı.... | ||
|
||
mesela ADEM ( Müslümanların inandığı ve yeryüzünde yaşamış ilk insan ) bana konu olarak saçma gelir. nereden geldiği konusunun cevabı bile yoktur. banada saçma geliyor. |
||
|
||
darwin adem i kabul etmiyor diye birşey yok ki. hatta benzer. ortak ata dedikleri adem işte.adem bence tam insan degildi. yani şimdiki insanlar gibi degildi demek istiyorum Kesinlikle katılıyorum :} Adem bugunku modern insan fiziğiyle ama bilimsel bütün bilgilerden yoksun olarak vahşi doğada kaç gün dayanabilidi ki? Fiziksel olarak maymun kadar hızlı kaçabilmeye, ağaç dallarını kavrayabilmeye (hem elleriyle hem de ayaklarıyla) , gelişmiş duyulara sahip olmaya ihtiyacı vardı.
![]() |
||