|
||
![]() Çağır beni, çağırda büyüsün içimde biriktirdiğim bütün yalnızlıklarım! Adım adım büyür yalnızlık, yürüdükçe devasallaşır kimsesizlik! Dur!Ne olur Sende gitme! Yalnızlığın üzerime yüklediği bu sessizlik artık beni boğuyor. Buradayım baksana karanlığın tam ortasında. N'olur artık gitme. Sana çok ihtiyacım var. Kurtulmak istiyorum ama koşamıyorum.Çaresizlik öyle bir bulaşmışki bu sokaklara takılıp düşüyorum. Off.. bu kadar mı zor sen, bu kadar mı zor sensizlik!! Canım o kadar çok acıyor ki.. Artık bağırmak istiyorum sesimin yettiğince. Bağıra bağıra ağlamak ve haykırmak istiyorum "Anla artık anla!! seni seviyorum" diye. Ama olmuyor işte. Ve yine o şarkı başlıyor bir uğultu misali; "gitme nolur gitme itirazlar elimde değil yalnızım yalnızız yalnızlıklar elimde değil düşerken son birkez yalana benimsin benim yalansan yalanı severim elimde değil.." Biliyormusun..... "Seyirci kaldıysam bu yürek yangınlarına..Her yıla bir nefes tutar oldum.. Arta kalan küllerden..Kurşuni sevdalara bir adım var.. Lakin.. Yüreğime adım geçmiyor.. Ömür defterimden hüzün yapraklarını yırttım.. Ama.. Yüreğine adı'mı astım.." |
||
|
||
| kırkıncı oda ne kadariniz gercek sizin, kirk odali satonuzun kirkinci odasindaki kilitler altinda sakladiginiz gercek duygularinizla, gercek dusuncelerinizin ne kadari yansiyor hayatiniza, soylenmeyen neler var kuytularda, hani kendinizden bile sakladiginiz, bir sinir kriziyle ya da buyuk bir aciyla yahut da muhtesem bir sevincle kabugunu catlatipda ortalara dokulecek neler biriktiriyorsunuz icinizde... ![]() ne kadariniz kendi sahtekarliginizin esiri? sevip de soyleyemediginiz, ozleyip de aciklayamadiginiz ya da sevmeyip de sevginizin eksikligini icinize gomdugunuz oluyor mu, korkakliklar var mi, kalleslikler var mi, yoksa diplerde saklanan cesaretiniz bir isaret mi bekliyor... ![]() gorundugunuz insan misiniz siz, yoksa bir define arayicisi hazineler mi bulur icinizde ya da yikilmis bir kentin harabelerini mi tasiyorsunuz? derununuzda neler sakliyorsunuz? ne kadariniz gercek sizin? ulkenizle ilgili dusuncelerinizi soyluyor musunuz, yoksa basinizi belaya sokmayacak kadar akillimisiniz, gercek dusuncelerinizi basbasa konusmalara mi sakliyorsunuz, acikca konusanlari biraz aptal buluyor musunuz? gunahlardan yapilmis hayaller var mi icinizde, gunahtan korktugunuzdan bunlari saklayip tanri'yi mi kandirmaya ugrasiyorsunuz? gunahlari sevmiyor musunuz, seviyor musunuz yoksa... ![]() uzun bir yolculuga cikar gibi duygularinizla dusuncelerinizi denklere sarip da iclerinizde bir yerlere mi yerlestirdiniz, bir gun yolculuk bitince acmayi mi dusunuyorsunuz aslinda yolculugun hic bitmeyecegini ve denklerinizi hic acmayacaginizi bilerek... birgun cildirsaniz da butun duygularinizla dusuncelerinizi acikca soyleseniz, neler duyacagiz sizlerden, gizli palyacolar mi cikacak ortaya, yoksa korkakligin altinda, bir istiridyenin icinde buyuyen inciler gibi buyumus yigitlikler mi kizginliklariniz yok mu sizin, ofkeleriniz, isyanlariniz? asklariniz yok mu? kendi sahtekarliginiza ne kadar esirsiniz? esaretten kurtulsaniz da gercekler dokulse ortaya, kendinize sasar misiniz, hic dusundugunuz oluyor mu kirkinci odada neler var diye, hangi unutulmaya calisilmis sevgililer, dile getirilmeyen ozlemler, soylenmeye soylenmeye birikmis ofkeler, hangi bosvermislikler, hangi inkar edilmis arzular yatiyor diplerde? ne kadariniz gercek sizin? kimselerden korkmadiginiz kadar korkuyor musunuz kendinizden? sehrin isiklarinin bulutlara yansidigi turuncu piriltili kulrengi bir gecede, simseklerle bosanan yagmur basladiginda satonuzun odalarinda bir gezintiye cikiyormusunuz, agir agir yaklasip o kirkinci odaya aciyor musunuz kapiyi usulca, gordukleriniz aglatiyor mu sizi, bu kadar gercegi o odada saklayip, hayati yalandan yasadiginizi farketmek nasil bir sarsinti yaratiyor? yoksa, ne gokyuzune vuran isiklar, ne yagmur, ne de issiz gece, sizin kirkinci odaya yaklasmanizi saglayamiyor mu, korkuyor musunuz kendi gerceklerinizden, kirkinci odaniz size de mi kapali, kendi kendinize bile mahrem misiniz? ne kadariniz gercek sizin? ne kadariniz kendi sahtekarligina esir? biktiginiz olmuyor mu kendi yalanlarinizdan, hic kendinizden sikildiginiz olmuyor mu, kendinizi bir yerlerde terkedip de gitmek istemiyor musunuz, butun yalanlarinizdan uzak bir yere? soyle rahatca butun duygularinizi, butun dusuncelerinizi soyleyebileceginiz bir diyara, kendinizi bile yaniniza almadan. ah aslinda ben onu seviyordum diye aglayacaginiz kimleri sakliyorsunuz koynunuzda, yuksek sesle elestirip de icinizden hak verdiginiz hangi dusunceler var, kendinizi akilli bulurken aslinda gizlice kendi korkakliginizdan utandiginizin itirafini nerelerde gizliyorsunuz? ne kadariniz gercek sizin? ne kadariniz kendi sahtekarligina esir? bunu hic dusundugunuz oluyor mu yoksa bunu dusunmek bile yasak mi size? neler var kirkinci odada? otuzdokuz odadan yapilmis hayatinizi, kirkinci odanin kapisini acmamak icin yalandan mi yasiyorsunuz? niye yapiyorsunuz bunu? açsaniza kirkinci odayi yagmurlu bir gecede belki... belki de hiç açmazsiniz, kapali bir odayla yasarsiniz butun ömrünüzü, kendinizden sikilarak... ahmet altan |
||
|
||
| İLK AŞK Taptaze bir yüz Henüz onaltısında Belli ki. Baharda tomurcuklanmış Bir gonca gibi Al yanaklı, pembe dudaklı Bir kız. Gözlerinde mutluluk Aydınlık bir dünyayı yaşıyor Sanki pembe her şey. Yerinde duramıyor Belli ki aşkı içinde yaşıyor İçine sığmıyor Dışına da taşıyor. Tüm zerreleriyle seviyor.. |
||
|
||
Yüreğine adı'mı astım.."[/b] [/quote] ![]() Çağır beni, çağırda büyüsün içimde biriktirdiğim bütün yalnızlıklarım! Adım adım büyür yalnızlık, yürüdükçe devasallaşır kimsesizlik! Dur!Ne olur Sende gitme! Yalnızlığın üzerime yüklediği bu sessizlik artık beni boğuyor. Buradayım baksana karanlığın tam ortasında. N'olur artık gitme. Sana çok ihtiyacım var. Kurtulmak istiyorum ama koşamıyorum.Çaresizlik öyle bir bulaşmışki bu sokaklara takılıp düşüyorum. Off.. bu kadar mı zor sen, bu kadar mı zor sensizlik!! Canım o kadar çok acıyor ki.. Artık bağırmak istiyorum sesimin yettiğince. Bağıra bağıra ağlamak ve haykırmak istiyorum "Anla artık anla!! seni seviyorum" diye. Ama olmuyor işte. Ve yine o şarkı başlıyor bir uğultu misali; "gitme nolur gitme itirazlar elimde değil yalnızım yalnızız yalnızlıklar elimde değil düşerken son birkez yalana benimsin benim yalansan yalanı severim elimde değil.." Biliyormusun..... "Seyirci kaldıysam bu yürek yangınlarına..Her yıla bir nefes tutar oldum.. Arta kalan küllerden..Kurşuni sevdalara bir adım var.. Lakin.. Yüreğime adım geçmiyor.. Ömür defterimden hüzün yapraklarını yırttım.. Ama.. Yüreğine adı'mı astım.." Belki mesajım silinebilir ; ama yazmadan duramam: Bu resimdeki plastik surat. )))))))))))))))Konuyla alakası yok biliyorum.
|
||
|
||
| BOZGUNLAR bozgunlarla sağlamlaşır Ütopya Kalesi dağılmış parçaları bütünler yeni zamanlar gümrüğünde yol ayrımını doğru bilenler hiçbir aşk ve macera tanrısı yola çıktığı gibi dönmez geriye kabuk bağlar yüzümüzdeki gölgeler unutarak ve vedalaşarak geçilen durakların birinde inmemiz gerekir bindiğimiz düşlerden hayat belki başka biri yapar bizi bir melodram öğesi olarak umudun da, umutsuzluğun da aşıldığı o altın dengede biliriz içimizdeki avdan yorgun dönen akşamlar ne kadar bütünlese de parçalar MURATHAN MUNGAN |
||
|
||
| yas 35, yolunuarisi eder dante gibi ortasindayiz omrun delinkali cagimizdaki cevher yalvarmak yakarmak nafile bugun.... CAHIT SITKI TARANCI |
||
|
||
| YİNE DE BEN TOPLARDIM YERLERDEN KALBİMİN KIRIKLARINI en çok senin yanında üşürdüm sen beni her zaman üşütürdün de haddimi aştığım zamanlarda sana yaklaşmayı denediğim zamanlarda yani en acımasız soğuğunu çarpardın üstüme çok toydum dayanamazdım buz kesilirdim ve son bir vuruşla paramparça etmeyi de ihmal etmezdin o buz kütlesini her seferinde yine de ben toplardım yerlerden kalbimin kırıklarını suya benzerdin musluktan damlardın mesela ben uykuya dalmadan hemen önce uykumu bölmek için yada durup dururken bir salgın hastalık getirirdin uzaklardan bana armağan ederdin hiç bi şey yapmasan ayakkabımın içine girerdin tam da evden yeni çıkmışken ben sen basbayağı suya benzerdin ne zaman kötü hissetsen kötü hissettirmek için yokuş aşağı akmaya başlardın bütün gücünle tabi ki ben olurdum yokuşun altında ve her zaman hazırdı savunman; yokuş yukarı nasıl akacaktın ve tabi ki gövdemi parçalardın sen benim gövdemi parçalardın da yine de ben toplardım yerlerden kalbimin kırıklarını sen suya benzerdin ya sensiz olmazdı olduğu kadar da olmazdı yani ben bir hiç kimseydim ama yine de ben toplardım yerlerden kalbimin kırıklarını sırf ayaklarına batmasın diye... EMRE AYDIN |
||
|
||
| Otobiyo seksenlerde çocuktum doksanlarda çocuk en küçük çocuk iki bin beşte ikibin altıda ölü bulundum EMRE AYDIN |
||
|
||
| atilla ilhanın ÜÇÜNCÜ ŞAHSIN ŞİİRİ gözlerin gözlerime değince felaketim olurdu ağlardım beni seviyordun bilirdim bir sevdiğin vardı duyardım çöp gibi bir oğlan ip ince hayırsızın biriydi fikrimce ne vakit karşımda görsem öldüreceğimden korkardım felaketim olurdu ağlardım ne vakit maçkadan geçsem limanda hep gemiler olurdu ağaçlar kuş gibi gülerdi bir rüzgar aklımı alırdı sessizce bir cigara yakardın kirpiklerini eğer bakardın üşürdüm içim ürperirdi felaketim olurdu ağlardım akşamlar bir roman gibi biterdi jezabel kan içinde yatardı limandan bir gemi giderdi sen kalkıp ona giderdin benzin mum gibi giderdin sabaha kadar kalırdın hayırsızın biriydi fikrimce güldü mü cenazeye benzerdi hele seni kollarına aldı mı felaketim olurdu ağlardım |
||
|
||
BOZGUNLAR ben yazmak isterdim.
bozgunlarla sağlamlaşır Ütopya Kalesi dağılmış parçaları bütünler yeni zamanlar gümrüğünde yol ayrımını doğru bilenler hiçbir aşk ve macera tanrısı yola çıktığı gibi dönmez geriye kabuk bağlar yüzümüzdeki gölgeler unutarak ve vedalaşarak geçilen durakların birinde inmemiz gerekir bindiğimiz düşlerden hayat belki başka biri yapar bizi bir melodram öğesi olarak umudun da, umutsuzluğun da aşıldığı o altın dengede biliriz içimizdeki avdan yorgun dönen akşamlar ne kadar bütünlese de parçalar MURATHAN MUNGAN |
||
|
||
| ANLADIM Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,kendimi bulduğumda anladım. Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış, Kendi yolumu çizdiğimde anladım. Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak,dinleyerek değil.. Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım.. Yüreğinde aşk olmadan geçen hergün kayıpmış, Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım... Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden, Neden hiç ağlamadığını anladım.. Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş, Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım.. Bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir tek en çok sevdiği acıtabilirmiş, Çok acıttığında anladım.. Fakat,hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını, Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım.. Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet, Yüreğini elime koyduğunda anladım.. ''Sana ihtiyacım var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak, Sana ''git'' dediğimde anladım.. Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmiş sevmek, Git dediklerinde gittiğimde anladım.. Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan, Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım... Özür dilemek değil, ''affet beni!'' diye haykırmak istemekmiş pişman olmak, Gerçekten pişman olduğumda anladım.. Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş, Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış, Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım.. Ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi, Beni afetmeni ölürcesine istediğimde anladım.. Sevgi emekmiş, Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş... Can YÜCEL |
||
|
||
| Sevgilerde / Behçet Necatigil Sevgileri yarınlara bıraktınız Çekingen, tutuk, saygılı. Bütün yakınlarınız Sizi yanlış tanıdı. Bitmeyen işler yüzünden (Siz böyle olsun istemezdiniz.) Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi Kalbinizi dolduran duygular Kalbinizde kaldı. Siz geniş zamanlar umuyordunuz, Çirkindi dar zamanlarda bir sevgiyi söylemek. Yılların telaşlarda bu kadar çabuk Geçeceği aklınıza gelmezdi. Gizli bahçenizde Açan çiçekler vardı, Gecelerde ve yalnız. Vermeye az buldunuz Yahut vakit olmadı. |
||
|
||
| Devrim Temiz kalan tek yerdir devrim bütün bir yıl kirlenen duvarda ama görebilmek icin asıldığı çividen indirilmelidir yapraklari biten takvim Zorbalara direnmektir devrim bir çocuğun annesinin çantasından aldığı paraları altına gizlediğini söylememiştir dövülen hiçbir hali İçinde yaşamaktır devrim dikiş kutusunun ve toplu iğneler gibi bir arada olmayı gerektirir karşı koyabilmek icin zulmüne makas denilen patronun Gece ışıklar arasında koşmaktır devrim ateş böceklerini yakalamak isteyen çocukların peşine takılır gün gelir yanıp sönen mavi ışıkları polis arabalarının Kağıt bir gemidir devrim bütün gemiler hurdaya çıksa da sonunda taşıdığı özgürlük şiiriyle batmadan yüzer nicedir dünya sularında Kim bilir kaç yunus görmüş kaç DENİZ GEZMİŞ... Sunay Akın |
||
|
||
| Gelir dalgın bir cambaz. Geç saatlerin denizinden. Üfler lambayı. Uzanır ağladığım yanıma. Danyal yalvaç için. Aşağıda bir kör kadın. " Hısım. " Sayıklar bir dilde bilmediğim. Göğsünde ağır BİR KELEBEK.. İçinde kırık çekmeceler. İçer içki Üzünç Teyze tavanarasında. İşler gergef. İnsancıl okullardan kovgun. Geçer sokaktan bakışsız bir Kedi Kara. Çuvalında yeni ölmüş bir çocuk. Kanatları sığmamış. Bağırır Eskici Dede. Bir korsan gemisi, girmiş körfeze... Ece Ayhan |
||
|
||
| Bana Aşktan Bahsetme Ne deryalarda yüzdüm ben, Boğulmaktan son anda kurtulduğum. Ne ormanlarda dolaştım, Kaybolduğumda zor bulunduğum. Ve ne karanlıklarda yaşadım, Aydınlığa çıktığımda kör olduğum... Yaşayamıyorum artık, Körüm, göremiyorum güzellikleri Sağırım, duyamıyorum gülücükleri Ellerim yok, hissedemem sıcaklığı Ve dilim yok artık Söyleyemem aşkımı.. Ve ölemiyorum artık, yaşayamamakla beraber. Uçurumun ucuna varıyorum Bir şeyler bırakmıyor beni Dönüpte ardıma baktığımda Bir hayalet var gibi Uzanıp ta dokunduğumda anlıyorum ki, Yasak olan aşk sanki... Ömer G.Gürtemel |
||