|
||
| SENİN OLMADIĞIN O YERDE Adına aşk koyduğun o büyük boşluğa ben koca bir hayat sığdırdım... Beni sevmemene isyan edip kaçmak, sende aradıklarımı hayatla doldurmaya çalışmak, ruhumun en büyük yanılgısıydı... Hayat bana en acımasız yüzünü sevgini inkar ettiğim zamanlarda gösterdi... Ve şimdi asıl olmam gereken yerde, hayata başladığım yerde, kalbindeyim... Vazgeçilmez oluşunun sırrı bu işte: Senin olmadığın yerde ne olduğunu biliyorum |
||
|
||
| SENİ ARIYORUM Şimdi bir an dönerek gerilere, hani Bir zamanlar beni ölesiye yaşatan Ellerimi bırakıp sevecen ellerini Çevremi sımsıcak bir sevgiyle kuşatan Seni arıyorum. Bir deniz hıçkırıyor ta içimde, dinle Giderek yalçın kayalar, kumlar eriyor Simdi baş başayım bir kıyıda kendimle Ve bende var ettiğin o ben can veriyor Seni arıyorum. Gülerdin bir zamanlar, güneş batmazdı Baştanbaşa bir gül bahçesiydi ortalık Renkler ya mavi, ya pembe, ya beyazdı Oysa şimdi ne yana baksam karanlık Seni arıyorum. Varsın ama yoksun. yanımdasın, değilsin Gözlerim boşuna deliyor geceleri Tek seni bir kez daha görebilmek için Daldırıp ellerimi benden içeri Seni arıyorum. Ellerim içimde bir kan gölüne batıyor Bağırıyorum kimseler duymuyor sesimi Dişlerim hırsla dudaklarımı kanatıyor Ve senden uzakta verirken son nefesimi Seni arıyorum. Bu son aldanışım, son yıkılışım olacak Gelsen de boş artık gelmesen de, ben yokum Yine de son bir ümit kırıntısıyla, bak O her şeyi yitirdiğim anda bulduğum SENI ARIYORUM... |
||
|
||
| Bu Gece Bu gece dokunsalar ağlayacağım Bu gece gidiyorsun çıldıracağım Bu gece kadehleri hep kıracağım Bu gece ah bu gece Benimdin ben hep böyle bilmiştim seni Benimdin ölesiye sevmiştim seni Benimdin canım kadar can gibi Benimdin ah benimdin Benimdin hani benimdin Bu gece bağrıma taş basacağım Bu gece sen konuş ben susacağım Bu gece yüreğime seni basacağım Bu gece ah bu gece Benimdin ben hep böyle bilmiştim seni Benimdin ölesiye sevmiştim seni Benimdin canım kadar can gibi Benimdin ah benimdin Benimdin hani benimdin |
||
|
||
| ADI HASRET SOYADI VUSLAT Adı hasret, soyadı vuslat Hüznünün tınısı iplik iplik... Başı sonu bilinmez Karma karışık... Lakin bir açısı var ki Cançiçeği Can dayanmaz Goncası toz pembe bir rüya Maviliklerde oynaşır ışık ışık... Adı hasret, soyadı vuslat Nefes gibi yakın Yıldızlarca uzak... Ve bir gülüşü var ki, Nar kırmızısı, utangaç Şeftali çiçeği Adı hasret, soyadı vuslat Hasreti içimde alev alev kor Vuslat ! Hani nerede vuslat, Kim sürgüler kapıları, Yolları tutan kim..? Adı hasret, soyadı vuslat Çağlayanca geldin şiirime Hoş geldim başım üzre Gelişin neşem, sevincim Vuslatın şölenim olsun |
||
|
||
| Kaderde senden ayrı düşmek te varmış Doğrusu bunu hiç düşünmemiştim.. Seni tanımadan Hele seni böyle deli divane sevmeden Yalnızlık güzeldir diyordum Al başını, kaç bu şehirden Ufukta bir çizgi gibi gördüğün dağlara Rüzgarın iyot kokularını taşıdığı denizlere git Git gidebildiğin yere git diyordum Oysa ki, senden kaçılmazmış Yokluğuna bir gün bile dayanılmazmış. Bilmiyordum. Yine de dayanmağa çalışıyorum işte Bir kır çiçeği koparıyorum gözlerine benzeyen Geçen bulutlara sesleniyorum ellerin diye Rüzgar güzel bir koku getirmişse Saçlarını okşayıp gelmiştir diyerek avunuyorum Yaşamak seninle bir başka zamanı Bir başka zamanda seni yaşamak Her şeyden önce sen Elbette sen Mutlaka sen İster uzaklarda ol İster yanı başımda dur Sen ol yeter ki bu zaman içinde Ben olmasam da olur Seni bir yumağa sarıyorum yıllardır Bitmiyorsun Çaresizliğim gün gibi aşikar Su olup çeşmelerden akan güzelliğin İnceliğin ışık yüzüme vuran Sen güneş kadar sıcak Tabiat kadar gerçek Sen bahçelerde çiçekler açtıran Sudan, havadan, güneşten yüce varlık Sen, o tek sevgi içimde Sen görebildiğim tek aydınlık Bir nefeste benim için al Havasızlıktan öldürme beni Bulutlara, yıldızlara benim için de bak Susadım diyorsam Bir yudum su içmelisin Ben yorulduysam sen uyumalısın Ellerim sevilmek istiyor Saçlarım okşanmak istiyor Dudaklarım öpülmek istiyor Anlamalısın. Ağaçların yeşili kalmadı Gökyüzünün mavisi yok Bu dağlar o dağlar değil Rüzgarında kekik kokusu yok Kim bu çaresiz adam Bu kan çanağı gözler kimin Kaç gecedir uykusu yok Gündüzü yok Gecesi yok Yok Yok Anladım Sensiz yaşanmaz bu dünyada İmkanı yok. |
||
|
||
| Gittin Ayrılırken buz tutmuş bıyıktı gözlerin Kaçamak ellerimiz komutsuz sallandı Dudaklarımızda sıradan sözcükler Vedalaşmayı bile beceremedik Son bir bakış kaldı arkanda Kalabalığa karışan Her şey düzmece bir dinginliğe gömüldü Gittin. İçimde Yığınlarca kitap kaldı uçuşan Sözcükler beynimin köşelerinden Çıkıp korkuttular gecelerimi Peşimden geldi gölgeler Aynalara bakamaz oldum Hiçbir oyun avutmadı beni Yaşamıma sığmayan bir şey kaldı İçimde. Kaldı Yeni bir kent işkenceye hazır Ödeşemedim gittiğin mevsimlerle Belleğimi silkeleyip anılardan Tik tak çaldın uzun zaman Alışamadım yarımlığa Düşlerimde intihar tutkuları Sırtımda hançerinin oyduğu boşluk Kaldı. Ayrılık Çoğalarak giriyor günlerime Senden başka kim bilebilir Geçmişin dökümünü yaptığımı Ağır ağır pulsara dönüşürken güneşler Sonbahar hüznüne benziyor pencerede Artık konuk beklemeyen gözlerim Sayfalar da bitti ışık da her yanı kapladı Ayrılık. |
||
|
||
| suskunluğunun sesimde ki yankısı kimileyin nedenli ıssız ve karanlık anlatamam nasıl da almış beni benden bakışlarında ki derin buğu belki de yaşamama neden olan umut bu suskunluğunun sesi düşlerimin yanıtı olacaktır sözlerin kıyısında gezindiğim ayrılık devinmesine direngen bir sevi ile dingin son çığlığıma değin suskunluğunun karanfil pembesince çekingen gizemliliğini seviyorum gözlerini kaçırmanı siyah inciler gibi özüme mayaladığım sevinle benim gibisin düşlediğimce çocuksu ve özgür sevinin en tutkun içselliğince gül'e bukağılı bülbül gibi sevinçlerimin esinisin sessiz iletilerimin sözsüz yankısı çakınlar gönderen uzak duruşlarından çözemediğim ilk ve son sevi ugan içinde aradığım ve bulduğum yürek ereği de bana nedenli sürecek daha savuran sessizliğin çıngı çıngı umutlar taşıdın gönül katıma suskun yüreğinle binbir renk sevi çiçekleri sundum gökkuşaklarıyla sırılsıklam gün güzeli masmavi de bana büyüleyen duygulum yıldız bakışlım bitimsiz özleminle ne denli yanayım ne denli çıvgınlara boranlara vurulayım yalnızlıklarımda suskunluğunun sesi benim umutlarımın yanıtı olacaktır sözlerin suskunluğunun sesimde ki yankısı kimileyin nedenli ıssız ve karanlık anlatamam nasıl da almış beni benden sevin bakışlarında ki derin buğu suskunluğum umut ekeneğim oldu |
||
|
||
| YAK GİTSİN Gümüş renkli sabahlara uyandığında ince bir hasret uçuşmuyorsa gözlerinde, bu kendimdir diye bakabileceğin bir yüz yoksa aynalarda ayaklarından cesaret yüreğinden merhamet akmıyorsa yürüdüğün yollara ve ne olmuşsa bir şekilde bir yerlerinde hayatın yaşadım dediğin ne varsa unut gitsin! Sen bir kalbe sığamazken sığmayacaksa dünya sana sat gitsin benim dediğin ne varsa! Her yenilenişte eksiliyorsa adres defterinde isimler o defteri yırt gitsin! Yık gitsin, yaptığın her kapı gün gelip kapanıyorsa yüzüne sırıtkan bir duruşun olsun şehrin karşısında unutma Ebu Zer’i, Selman’ı , Bilal’i ve Umeyr’i unutma hiçbir şehrin paçalar sıvanmadan geçilmeyeceğini varsın kopuğun biri desinler sana varsın vaadkar bulmasın seni yarınlarına leylalar şehri kanalizasyonlara Leyla’yı kendi yalnızlığına göm gitsin! Aşklarını satarak yeminlerini yiyerek büyüyenlerce kovulup dokuz köyden sana asla Taif olmayacak onuncuya itildiysen aşka ihanet etmeyen Neron’un hatrına onuncu köyü yak gitsin! |
||
|
||
| sen hiç kabolmayı istedin mi? bilmediğin sokaklarda yitip gitmeyi anlamadığın bir dilde konuşup anlamsız kelimeler türetmeyi sen hiç kaybolmayı istedin mi? herkese yabancı olabilmeyi nereye gittiğini bilmeden korkusuzca yol alabilmeyi sen hiç kaybolmayı istedin mi? ruhunu özgür bırakabilmeyi olumsuz düşüncelerden uzak yüreğinin sesini dinleyebilmeyi sen hiç kaybolmayı istedin mi? ben istedim...!!! |
||
|
||
| İçimde Yığınlarca kitap kaldı uçuşan Sözcükler beynimin köşelerinden Çıkıp korkuttular gecelerimi Peşimden geldi gölgeler Aynalara bakamaz oldum Hiçbir oyun avutmadı beni Yaşamıma sığmayan bir şey kaldı İçimde. |
||
|
||
| Firari Sana çirkin dediler, düşmani oldum güzelin, Sana kafir dediler, diş biledim Hak'ka bile. Topladin saçtigi altinlari yüzlerce elin, Kahpelendin de garez bagladim ahlaka bile... Sana çirkin demedim ben, sana kafir demedim, Bence dinin gibi küfrün de mukaddesti senin, Yaşadin beş sene kalbimde misafir demedim. Bu firar aklina nerden, ne zaman esti senin? Zülfünün yay gibi çelik tellerine Takilan gönlüm asirlarca peşinden gidecek. Sen bir ahu gibi dagdan daga kaçsan da yine Seni aşkim canavarlar gibi takip edecek |
||
|
||
| Çaba Bir tek sen değilsin, sevmeyi bilen, Yıllarca severek, sevgisiz kalan. Sevda sana göre, en büyük yalan, Bendeki sevgiyi anlayamazsın Yüreğim ne kadar, vurgunum dese, Gönlün gömülmüştür, kuşkudan sise. Sana her yaklaşan, sahtekâr ise, Bendeki sevgiyi anlayamazsın. Yapyalnız gidersin, kendi yolunda. Aç kurt gözleri var, sağ ve solunda. Kâbuslar gördüğün, aşk masalında, Bendeki sevgiyi anlayamazsın. Sevda yarasıyla, kaldıktan sonra, Suçlayacak seven, bulduktan sonra, Sen hakim, ben suçlu, olduktan sonra, Bendeki sevgiyi anlayamazsın. Gönül denizinden, bu kadar çaba, Zemzem doldurmakmış, bir dipsiz kaba. Aşkım bende kalsın, katma hesaba, Bendeki sevgiyi anlayamazsın. Gaziantep |
||
|
||
| Kayalarını tanırım ben bu yeri Onlarki bazan hayat olurlar Pirleri yalıboyunu görenler Bu şehre hayran olurlar. Akar köpüklü suyu ortasından Baharda coşar kışın karından Geçenler bu şehrin toprağından İşte öylesine mutlu olurlar. |
||
|
||
| Söyle Berlin.... Söyle... Elleri bombalı mavi gömleklilerin bekliyecek mi yine Unter den Linden caddesinde nöbet? Alevden bayrakların üstünde Türküler söylendikçe Türk diliyle Seni seviyorum gülüm, dendikçe Türk diliyle Türk diliyle gülünüp Türk diliyle ağıtlar yakıldıkça, Adnan Bey, ben anılacağım, anılacak Türk diliyle size sövüşüm. Tarlalarımıza girmiş değil sizin gibisi yaban domuzunun. Şehrimiz görmüş değil yangının sizden kanlısını. Bir adınız var, Adnan Bey, adımıza benzeyen. Dilimiz kuruyor dilimizi konuştuğunuz için. Bitten, açlıktan, sıtmadan betersiniz. Yüz Türkiye olsa elinizden de gelse yüzünü de zincire vurur yüz kere satarsınız. Milletimin en talihsiz gecesi ana rahmine düştüğünüz gecedir. N.H.RAN Yine kitapları, türküleri, bayraklarıyla geldiler, dalga dalga aydınlık oldular, yürüdüler karanlığın üstüne. Meydanları zaptettiler yine. yeniden can bulacak mı Karl Liebknecht? Avrupa bocalıyor.. Hava fırtınalı omurga delik serdümen sarhoş.. Kooooş.... Dümen başına..... Sesler geliyor günbatısından sesler.... nazım..hikmet RAN brS_tmçn Beyazıt'ta şehit düşen silkinip kalktı kabrinden, ve elinde bir güneş gibi taşıyıp yarasını yıktı Şahmeran'ın mağarasını |
||
|
||
| Böyle zamansız güneşli Umulmadık mavi günlerde Bir bekleme salonu yanlızlığına bürünüyorum İliklerimdeki yitik aşkı Sarhoş bir unutkanlığa ilikliyorum. Sanki şiirini bilmediğim bi fransız akşamında Kaldırım taşlarını sayıyorum kalbimin İçimde ayak izlerin Aylak bir yaz geçiyor avuçlarımdan. Ve ben Ne zaman Kiminle sevişsem Hala seni aldatıyorum |
||