|
||
| Biliyorum bir gün bu şegirden gideceksin Pırıl pırıl ışıklı bir istasyonda Elinde ufacık valizin Ne yapalım hayat bu Yaşamak biraz böyle diyeceksin İçinde hür maviliklerin özlemi Küçücük odanı, kitaplarını Ve mahzun bırakıp göklerle baş başa beni BİLİYORUM BİR GÜN BU ŞEHİRDEN GİDECEKSİN Fethi Giray |
||
|
||
| PARK Öyle sevdim ki seni Öylesine sensin ki! Kuşlar gibi cıvıldar Tattırdığın acılar Cemal Süreya |
||
|
||
| Adiloş Bebenin Ninnisi Doğdun, Üç gün aç tutuk Üç gün meme vermedik sana Adiloş bebem, Hasta düşmeyesin diye, Töremiz böyle diye, Saldır şimdi memeye, Saldır da büyü... Bunlar, Engerekler ve çıyanlardır, Bunlar, Aşımıza ekmeğimize Göz koyanlardır, Tanı bunları, Tanı da büyü... Bu,namustur Künyemize kazılmış, Bu da sabır, Ağulardan süzülmüş. Sarıl bunlara, Sarıl da büyü. . Ahmed Arif |
||
|
||
| KARANFİL SOKAĞI Tekmil ufuklar kışladı Dört yön,onaltı rüzgar Ve yedi iklim beş kıta Kar altındadır. Kavuşmak ilmindeyiz bütün fasıllar Ray, asfalt, şose, makadam Benim sarp yolum, patikam Toros, Anti-toros ve asi Fırat Tütün, pamuk, buğday ovaları,çeltikler Vatanım boylu boyunca Kar altındadır. Döğüşenler de var bu havalarda El, ayak buz kesmiş, yürek cehennem Ümit, öfkeli ve mahzun Ümit, sapına kadar namuslu Dağlara çekilmiş Kar altındadır. Şarkılar bilirim çığ tutmuş Resimler, heykeller, destanlar Usta ellerin yapısı Kolsuz,yarı çıplak Venüs Trans-nonain sokağı Garcia Lorca'nın mezarı, Ve gözbebekleri Pierre Curie'nin Kar altındadır. Duvarları katı sabır taşından Kar altındadır varoşlar, Hasretim nazlıdır Ankara. Dumanlı havayı kurt sevsin Asfalttan yürüsün Aralık, Sevmem, netameli aydır. Bir başka ama bilemem Bir kaçıncı bahara kalmıştır vuslat Kalbim, bu zulümlü sevda, Kar altındadır. Gecekondularda hava bulanık puslu Altındağ gökleri kümülüslü Ekmeğe, aşka ve ömre Küfeleriyle hükmeden Ciğerleri küçük, elleri büyük Nefesleri yetmez avuçlarına -İlkokul çağında hepsi- Kenar çocukları Kar altındadır. Hatıp Çay'ın öte yüzü ılıman Bulvarlar çakırkeyf Yenişehir'de Karanfil Sokağında gün açmış Hikmetinden sual olunmaz değil "mucip sebebin" bilirim Ve "kafi delil" ortada... Karanfil sokağında bir camlı bahçe Camlı bahçe içre bir çini saksı Bir dal süzülür mavide Al - al bir yangın şarkısı, Bakmayın saksıda boy verdiğine Kökü Altındağ'da, İncesu'dadır. Ahmed ARİF |
||
|
||
| GÜLÜŞÜN EKLENİR KİMLİĞİME Gün biter gülüşün kalır bende anılar gibi sürüklenir bulutlar Ömrümüz ayrılıklar toplamıdır yarım kalan bir şiir belki de Aykırı anlamlar arayıp durma güz biter sular köpürür de kapanmaz gülüşünün açtığı yara uçurum olur cellat olur her gece Her gece yeniden bir talan başlar acı ses olur, ses deli bir yağmur eski bir eylüle gireriz böylece Sığındığım her yer adınla anılır ben girerim, sokağı devriyeler basar bir de gülüşün eklenir kimliğime AHMET TELLİ (Belki Yine Gelirim) |
||
|
||
| DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİ "Bana çiçek getirin, dünyanın bütün çiçeklerini buraya getirin." --- Köy öğretmeni Şefik Sınıg'in son sözleri. Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum Bütün çiçeklerini getirin buraya, Öğrencilerimi getirin, getirin buraya, Kaya diplerinde açmış çiğdemlere benzer Bütün köy çocuklarını getirin buraya, Son bir ders vereceğim onlara, Son şarkımı söyleyeceğim, Getirin, getirin...ve sonra öleceğim. Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum, Kir ve dağ çiçeklerini istiyorum, Kaderleri bana benzeyen, Yalnızlıkta açarlar, kimse bilmez onları Geniş ovalarda kaybolur kokuları... Yurdumun sevgili ve adsız çiçekleri Hepinizi, hepinizi istiyorum, gelin görün beni, Toprağı nasıl örterseniz öylece örtün beni. Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum, Afyon ovasında açan haşhaş çiçeklerini Bacımın suladığı fesleğenleri, Koy çiçeklerinin hepsini, hepsini, Avluların pembe entarili hatmisini, Çoban yastığını, peygamber çiçeğini de unutmayın, Aman Isparta güllerini de unutmayın Hepsini, hepsini bir anda koklamak istiyorum. Getirin, dünyanın bütün çiçeklerini istiyorum. Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum, Ben köy öğretmeniyim, bir bahçıvanım, Ben bir bahçe suluyordum, gönlümden, Kimse bilmez, kimse anlamaz dilimden, Ne güller fışkırır çilelerimden, Kandır, hayattır, emektir benim güllerim, Korkmadım, korkmuyorum ölümden, Siz çiçek getirin yalnız, çiçek getirin. Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum, Baharda Polatlı kırlarında açan, Güz geldi mi Kop dağına göçen, Yörükler yaylasında Toroslarda eğleşen, Muş ovasından, Ağrı eteğinden, Gücenmesin bütün yurt bahçelerinden Çiçek getirin, çiçek getirin, örtün beni, Eğin türkülerinin içine gömün beni. Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum, En güzellerini saymadım çiçeklerin, Çocukları, öğrencileri istiyorum. Yalnız ve çileli hayatimin çiçeklerini, Köy okullarında açan, gizli ve sessiz, O bakımsız, ama kokusu essiz çiçek. Kimse bilmeyecek, seni beni kimse bilmeyecek, Seni beni yalnızlık örtecek, yalnızlık örtecek. Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum, Ben mezarsız yaşamayı diliyorum, Ölmemek istiyorum, yasamak istiyorum, Yetiştirdiğim bahçe yarıda kalmasın, Tarumar olmasın istiyorum, perişan olmasın, Beni bilse bilse çiçekler bilir, dostlarım, Niçin yaşadığımı ben onlara söyledim, Çiçeklerde açar benim gizli arzularım. Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum, Okulun duvarı çöktü altında kaldım, Ama ben dünya üstündeyim, toprakta, Yaz kış bir şey söyleyen toprakta, Çile çektim, yalnız kaldım, ama yasadım, Yurdumun çiçeklenmesi için daima yaşadım, Bilir bunu bahçeler, kayalar, köyler bilir. Simdi sustum, örtün beni, yatırın buraya, Dünyanın bütün çiçeklerini getirin buraya. CEYHUN ATUF KANSU |
||
|
||
| İSTANBUL'A KAR YAĞIYOR İSTANBULA KAR YAĞIYOR GECENİN ORTA YERİNDE KAR YAĞIYOR ERİK AĞACINA KAR YAĞIYOR KUMRULARIN ÜSTÜNE DAĞ ZORBASI GİBİ HAİN VE UMARSIZCA ERİK AĞACI ÖKSÜZ KUMRULAR EVSİZ KALIYOR BİRBEN GÖRÜYORUM BELKİDE BİRBEN BİRBEN ACIYORUM KUMRULARIN HALİNE İSTANBULA KAR YAĞIYOR GECENİN ORTA YERİNDE ANSIZIN BİR KEDİ GEÇİYOR PENCEREMİN ÖNÜNDEN SÖYLENE SÖYLENE SİNİRLİ VE ISLAK BİR KEDİ BELLİKİ ANSIZIN YAKALANDI BİR ÇATININ TEPESİNDE VE MUHTEMELEN UYKUNUN EN TATLI YERİNDE BİRBEN GÖRÜYORUM BELKİDE BİRBEN BİRBEN ACIYORUM HALİNE İSTANBULA KAR YAĞIYOR GECENİN ORTA YERİNDE SEN MUHTEMELEN EN DERİN UYKULARDA BEN PENCEREMİN ÖNÜNDE İSTANBULA KAR YAĞIYOR KAR YAĞIYOR PENCEREME O SEBEPSİZ GİDİŞİN GELİYOR GÖZLERİMİN ÖNÜNE KAR CAMDAN GEÇİYOR TEN'DEN GEÇİYOR USULCA DOLUYOR YÜREĞİME VE BİR ÇİÇEK YEŞERİYOR KENDİLİĞİNDEN DONMUŞ KALBİMİN ORTA YERİNDE UZUN KIŞ GECELERİNDE YİTİRDİM SENİ ÖLDÜNMÜ KALDINMI HABERİN GELMEZ BİLMEMKİ BİR TANEM NERDESİN ŞİMDİ HER YAĞAN KAR'DA KAYBEDENLER OLUR HEP KİMİLERİ YUVALARINI KİMİLERİ RÜYALARINI KİMİLERİDE SEVDALARINI İSTANBULA KARYAĞIYOR GECENİN ORTA YERİNDE Naki Kızıldağ |
||
|
||
| ÜÇÜNCÜ ŞAHSIN ŞİİRİ gözlerin gözlerime değince felaketim olurdu ağlardım beni sevmiyordun bilirdim bir sevdiğin vardı duyardım çöp gibi bir oğlan ipince hayırsızın biriydi fikrimce ne vakit karşımda görsem öldüreceğimden korkardım felaketim olurdu ağlardım ne vakit maçkadan geçsem limanda hep gemiler olurdu ağaçlar kuş gibi gülerdi bir rüzgar aklımı alırdı sessizce bir cigara yakardım kirpiklerini eğer bakardın üşürdüm içim ürperirdi felaketim olurdu ağlardım Attila İLHAN |
||
|
||
| SANA NE YAPTILAR? O sabah mı çıkmıştın bir gün önce mi Bir bıçağın ağzında yürür gibiydin Demirlerin soğukluğu soluk dudaklarında Gözlerinde karanlığı dar hücrelerin Seni görür görmez özgürlüğümden utandım Söyle ne içersin;çay mı kahve mi Çok değişmişsin birden tanıyamadım Saçların uzundu omuzlarına akardı Gönlümüz şenlenirdi sarışınlığından Onlar mı kestiler sen mi kısalttın? ... |
||
|
||
| SEN YOKTUN sen gelmeyecektin ben bunu Allah'a imanım kadar biliyordum ama senden habersiz döktügüm gözyaşlarımla umutlarımı suluyordum akan yaslar gözlerden ayrılmayı ögrendi ama ben senden bir türlü ayrılamıyordum sen her ne kadar benden ayrılsan da ben hep sende mutlu olabiliyordum boguldum kendi gözyaşlarım içinde yüzme ancak kar etmedi akan yasları silmeye nedense ellerim gitmedi böyle bitmemeliydi sendeki ben bitmedi bitmeyecek bendeki sen gitmedi bir türlü gözlerimden giderkenki bakışın benden habersiz bakışlarınla boynuma kelepçe takışın öldürdün sendeki beni ruhum ise sensizlikle başa çıkamadı gidenlere ağlamak benim kaderimmiş öyle de kalmalı ben zaten yaşayan ölü gibi kaldım odam adını sayıklamakta bu ruh sensiz hayata düşman gözüyle bakmakta kırılsa da ellerim sensizliği anlatmaktan bıkmayacak ademden kıyamete keramet gercek olsa dönerdin sen aşkımızın hudut çizgilerine olsun güzelim sen mutlu ol bu bana yetecek, sana aşkım diyenler benim kadar kıymet bilmeyecek silmeyecek kahpe kader gözlerimden gözlerini,gözlerin gözlerimden gitmeyecek.... benı yalnızlıklaa arkadas edenlere ıtafen yazılmıstır |
||
|
||
| Felaketiniz olacak Ego’larınız, ihtiraslarınız Ne kadar da kirli Insanlık ırmağını besleyen sularınız...! Kalmayan yüzlerinizi Arındırırken(!) Döktüğünüz riyalardan... Gerçek diye önce kendinizi Kandırırken Yatsıya kadar değil Binlerce yıldır Bi damlacık ışığı için Mum yaktığınız yalanlardan... Ziftlendiğiniz talanlardan... Incittiğiniz canlardan... Yaptığınız katiliamlardan, kıyımlardan, Savaşlardan, yıkımlardan, Akıttığınız kanlardan... Ne kadar da kirlenmiş sularınız...! Sırtlan yavruları bile bilmezken En büyük icadınız olan Kahpeliği Zorbalığı, soysuzluğu Öğrenmiş çocuklarınız Biliyorum...! Bütün bunlar olurken Siz kaf dağının arkasındaydınız Unuttuğunuz insanlığınızdan Utanmadan, arlanmadan Yedi kat yerin dibine geçerken Utancınız utancından Siz Zulum üstüne Ölüm üstüne Zaferleri kâr saydınız Bombalar altında Ölen yığınları kül saydınız Insanlık onurunu Ayaklar altına aldınız Yoksuların, mazlumların feryatlarına Tıkayıp kulaklarınızı Kendinizi kör saydınız Aslında siz Bin yıldır Sadece başkalarına dokunan bir yılandınız Aklın panjurlarını kapatıp Yarattığınız karanlık efendilere Köle oldunuz da Başkalarını hep kul saydınız Cehaleti yenmek yerine Mucizeler beklediniz Doğrulara gerçeklere Inanmayı hep zül saydınız Keşke insan gibi insan olsaydınız Eyy...yy şairler, yazarlar, aydınlar…! Siz de aşktan, hülyadan Övgüden-sövgüden başınızı kaldırıp Biraz da can çekişen insanlığı yazsaydınız...! Şan, şöhret, para yerine Onura-erdeme sahip çıksaydınız...! Buna hiiiiiiiç mi hiç razı değil Bizim vicdanımız Ego’nun adamsendeci Aymaz oyuncakları...! Insanlık bahçesinde yaşamayı haketmediniz Oyun bozulmalı...! Korku infazınız sizin Ya böyle suskun Onursuz yaşamayı seçin Ya da korsan gemisine döndürdüğünüz Bu Dünya batmadan Çürümekte olan insanlığın Kurtuluşu için Kendi kendinizi infaz edin Ölümünüz En büyük mükâfatımız bizim / hayat, korsanca yaşamak için değil, Insanca yaşamak içindir / E e e e e e e e e e e e e en önce B e n n a s ı l ya...şı...yo...rum? Anama-babama ……karıma-kocama ………çoluğuma-çocuğuma …………… konuya-komşuya ………………….….eşime-dostuma…….karşı …...dilimden düşürmediğim aşkıma……karşı ………….......kendime, başkalarına…....karşı ………………..……………...…………….karşı ……………….............Dünya ya ve doğaya …...karşı ……………...…..…….......................ve insanlığa…...karşı § k o r s a n c a mı? ☺ in san ca mı? |
||
|
||
| LAVİNİA Sana gitme demeyeceğim. Üşüyorsun ceketimi al. Günün en güzel saatleri bunlar. Yanımda kal. Sana gitme demeyeceğim. Gene de sen bilirsin. Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim, İncinirsin. Sana gitme demeyeceğim. Ama gitme Lavinia. Adını gizleyeceğim, Sen de bilme Lavinia Özdemir Asaf |
||
|
||
| Memleketim, memleketim, memleketim, ne kasketim kaldı senin ora iş ne yollarını taşımış ayakkabım Son mintanımda sırtımda paralandı çoktan şile bezindendi sen şimdi yalnız saçım akında infarktında yüreğimin alnımın çizgilerindesin memleketim, memleketim, memleketim... NAZIM HİKMET |
||
|
||
| Gönlümle baş başa düşündüm demin; Artık bir sihirsiz nefes gibisin. Şimdi tâ içinde bomboş kalbimin Akisleri sönen bir ses gibisin. Mâziye karışıp sevda yeminim, Bir anda unuttum seni, eminim Kalbimde kalbine yok bile kinim Bence artık sen de herkes gibisin. Nazim Hikmet Ran |
||
|
||
| İSİS İLAHİSİ (İS. III ya da IV. yy) Birinci ve sonuncu olduğum için Hem kutsanan hem aşağılanan benim Fahişe ve azizeyim Bir erkeğin eşiyim ve bakireyim Anneyim ve kızım Annemin kollarıyım Kısırım ve çocuklarım sayısız Evliyim ve bekarım Dünyaya getirdim ve hiç doğurmadım Doğum sancılarının ilacıyım Hem karıyım hem koca ve beni erkeğim yarattı Babamın annesiyim Kocamın kızkardeşiyim ve o da benim dölümdür Bana hep saygı gösterin Çünkü ben, hem kepazeyim hem muhteşem |
||