|
||
| Bu yazı beyniyle alakalı hasar gören tanınmış bir kişinin hayatında olan değişiklikleri anlatıyor. Bir yazar bu adamın hayatıyla ilgili belgesel yapıyor ve bunu ders verdiği üniversitede öğrencilerine izletiyor. En sonunda da bir soru soruyor. "Uzun yıllar önce Clive Wearing ile alakalı bir belgesel yapmaya karar verdim (Clive Wearing çağdaş müzik alanında uzman tanınmış ingiliz bir müzisyendir). Wearing kariyerinin tam zirvesindeyken beyin enfeksiyonu geçirdi ve bunun sonucunda, ne yaşadığı anı ne de geçmişte yaşadıklarını hatırlayamaz hale geldi. Bu belgesel hafızanın hayatımızdaki rolünü görmemize ve beynimizin kritik bir noktası zarar gördüğünde neler olabileceğini anlamamıza yardımcı olacak. Wearing’in karısı Deborah nın eşini ziyaret etmesiyle belgesel devam ediyor. Deborahın odasına girmesiyle Wearing hızla ayağa kalkıp neşeyle eşini karşıladı ve onu çok sevdiğini söyledi. Sonra, hastalığından beri onu hiç görmediğini söylemeye başladı. Bu beynindeki hasarın bir belirtisiydi. Wearing hastalığından sonra kendini sanki yeni doğmuş gibi hissediyordu. Ve sürekli bir şekilde bilinçsiz olarak kendini sanki o dakika uyanmış gibi hissediyordu, yani 5 dakika öncesinde ne yaptığını hatırlayamıyordu. Film, bu aşırı derecede ileri hafıza kaybının Wearing’in hayatını nasıl etkilediğini anlatmaya çalışıyor. Örneğin; Kendisinin bir orkestra şefi olduğunu biliyordu fakat hiçbir konsere çıktığını hatırlayamıyordu, lakin belgesel için koroyu yönetmesi söylendiğinde, müziği kavrıyordu, ve müziğe aşina olduğunun farkına varıyordu ve sonra rahatlıkla orkestrayı yönetiyordu. Belgeselde, Wearing’in içinde bulunduğu durum zaman zaman onu çok sinirlendiriyor ve bazen de yılmasına sebep oluyordu. Deborah’nın hayatı hakkında hiçbirşey hatırlamıyordu ama odasına her girdiğinde ona yine de sevgiyle sarılıyordu. İnsanı insan yapan şeyler hakkında konuşmak için bu filmi kullanmayı tasarladım kafamda. Karar verme, öğrenme, hafıza gibi durumları ortaya çıkaran şey bizim davranışlarımızdır ve film bittiğinde sınıfa şöyle bir soru sordum “bu yeteneklerimizi kaybettiğimizde daha az mı insan oluyoruz?” Ve açıkçası Clive Wearing’in durumu bu soruyu çok acı bir hale getiriyordu. Film sınıfta görüntülenirken deborah nın söylediği bişey beni çok etkilemişti “ onun hayatındaki en önemli şey bana olan aşkıydı” belgeseli izlemeden önce farkedemediğim bir şeyi farkettim: bu hikaye Clive Wearing’in olduğu kadar aynı zamanda Deborahnındı. Film bittiğinde açılış sorumu değiştirmeye karar verdim. Sınıfa döndüm ve sordum: Wearing hala Deborah yla evlendiği zamandakiyle aynı insan mıydı? NOT:Alıntıdır Kaynak: Carlson, Neil R. & Heth, C.D. et al. (2007). Psychology: The Science of Behavior (6th edition). Publisher: Allyn & Bacon. |
||
|
||
| aynı insandı ama fark etmeden davranışlarında bir farklılık oldu... | ||
|
||
Alıntı Wearing’in karısı Deborah nın eşini ziyaret etmesiyle belgesel devam ediyor. Deborahın odasına girmesiyle Wearing hızla ayağa kalkıp neşeyle eşini karşıladı ve onu çok sevdiğini söyledi. Alıntı Deborah’nın hayatı hakkında hiçbirşey hatırlamıyordu ama odasına her girdiğinde ona yine de sevgiyle sarılıyordu. aynı kişidir fakat değişen birşeyler vardır şüphesiz.Artık eşini her gördüğünde, sanki yıllardır görmediği çok sevdiği birini ilk kez görür gibi mutlu oluyordur. Ama aslında Deborah çok sevdiği herhangi biri gibi değil, belki de bu hayatta en çok sevdiği kişi, yani 'eşi'dir. |
||