Eurovision Şarkı Yarışması `nı büyük bir dikkatle izledim. Hatta elimde kağıt kalem vardı. Kim kime oy verdi, kim iyi, kim kötü hep not aldım. Ama oylama başladıktan ve üç-beş ülkeden sonra... Kağıdı fırlattım, TV `nin sesini kestim, yarışmayı kenara itip internette dolaşmaya başladım. Açıkçası Eurovision Şarkı Yarışması `nı taaa önümüzdeki yıla kadar hayatımdan çıkardım. Söylenecek tek cümle var, bu şarkı yarışması filan değil resmen Avrupa Birliği oylamalarından biri... İğrençten de öte...
Ancaaaaak... İlk günden beri tüm hareketlerini, açıklamalarını ve müziklerini yakından izlediğim `Mor ve Ötesi ` grubunu sevmeye, gençlere örnek olarak göstermeye devam edeceğim. Gençler; işte size en iyi rol model... Tarkan , Kenan , Serdar Ortaç falan filan değil... Mor ve Ötesi `nin 30 yıllık yaşam öykülerine bakın. Hangi lise ve üniversiteleri bitirmişler? Ölçünüz bu olmalı... Dördü de iki dil biliyor. Bir salak da `Siz rockçısınız. Neden şarkınızı İngilizce söylemiyorsunuz` diye soruyor. Solistin yanıtı şu; `Biz istersek İngilizce makale yazarız. Ama önemli olan Türkçe rock müziğini Avrupa `ya tanıtmak...` İşte bu diyalog bile yeter...
Gençler demek ki istenince oluyormuş. Hem okuyup, hem topçu, hem de rockçı olunuyormuş. Hem de böyle kaliteli besteler yapan, müziği bilen grup... `Mor ve Ötesi ` grubunun hiçbir yerde boş konuştuğunu gördünüz mü? Her yerde o bildiğimiz, `kameralara zafer işaretleri yapan şımarık gençler`den çok farklı durdular. Delikanlı gibi, asil ve onurlu...
Müziklerine Avrupalı şovenistler oy verse ne olur, vermese ne olur. Bu yarışmada müzikal açıdan en iyi beste `Deli` idi. Ve en iyi yorumu `Mor ve Ötesi ` yaptı. Rock müziğin vatanı İngiltere , onlara 8 puan vermişse... Uzun uzun düşünün. Eski komünistler birbirine yalakalık yapıp durdular da ne oldu?.. En çok da Polonya `nın rezil olmasına sevindim. Ermenistan `a tam puan vererek ince bir hesap peşinde olduklarını gösterdiler.
Ama komşuları Avrupalılar tarafından ne kadar dışlandıklarını göremiyorlar. Oysa son yıllardaki en kaliteli şarkı ve şarkıcı ile temsil edildi. Yarışma sırasında sunucu Bülent Özveren , TRT yöneticilerine kıyak yapmaya çalıştı. `Belki TRT `den bir program kaparım` diye düşünmesi çok doğal. Bu düşünce yeni genel müdürle birlikte çok kişide oluştu. Müzik Eğlence Dairesi Başkan Yardımcısı canlı yayında Özveren`e geceyi özetleyen en güzel düşünceyi seslendirdi. `Okumuş çocuklara güveniyoruz` dedi...
Evet 7. olduk ama Boğaziçi , Koç üniversitelerini bitiren, iki dil bilen, albümleri 300 bin satan, rekorlar kıran ama... Eurovision macerası ortaya çıkana dek entel- dantel gazetelerde bile fotoğrafları çok az yayınlanan `Mor ve Ötesi ` gibi gruplara, bu gençlere güvenmemiz gerekiyor. Bu ülkeyi bu cahil ve çıkarcı gazeteciler yıllardır Hülya Avşar , Gülben Ergen , Demet Akalın , Petek Dinçöz gibilere mahkûm ettirdi. Şarkı diye Gülben `in müsamere şarkısı Sürpriz`i dinliyoruz. Bu ses ile Demet vokalist bile olamaz. Hele hele Hülya Avşar ... Yıllar önce söylemiştim süpermarkette tezgahtar kadın...
TRT `yi kutluyorum. Deli`yi dinlemeden önce buna şiddetle karşıydım. Mor ve Ötesi `ni gönderdiği, yarışmayı son saniyeye dek desteklediği için... Bakın göreceksiniz önümüzdeki yıl yüzlerce üniversiteli grup veya şarkıcı yarışmaya katılmak isteyecek. Ve böylece o mini etekli veya yumuşak düğün salonu şarkıcılarından kurtulacağız. En azından çocuklarımız en iyi okullarda başarılı olmuş ağabeylerine özenecek, pavyon şarkıcılarına değil... Şarkıcıların cep telefonlarını zengin delikanlılara satan, tanıştıran magazinciler de defolup gitsin artık. Ama önce müdürlerinin gitmesi gerekiyor.
O kadar büyük gazetenin yayın koordinatörü, bir dergi sekreteri için kara cahil ve yalancı muhabiri aracı kullanıyorsa... Ben ne diyeyim artık. Güya Eurovision `dan hiç bahsetmeyecektim. Köşe doldu hâlâ devam ediyorum. Herkesin benimle aynı düşüncede olduğuna eminim. Rahmetli ağabeyimiz Altan Erbulak `ın şirin kızı Ayşe Erbulak Gang (kocası Norveçli sanatçı) Facebok`ta profil vitrininde olayı çok güzel özetlemiş. `Eurovision oylamasına yuh diyorum da başka bir şey diyemiyorum. Yahu komedi filmi gibiydi. Sağırlar birbirlerini ağırladı .`
Aykut Işıklar
Bugün Gazetesi / 25.05.08
|