mor ve ötesi fan sitesi (Arşiv Ana sayfa) => Felsefe

Konu: helenistik felsefe

Sayfa: [ 1 ]

anarsist 12.06.2008 19:59:46
Kent devletinin sona erdiği M.Ö. 323 yılıyla
Hellenistik çağın son büyük imparatorluğunun
Roma’nın bir parçası olduğu M.Ö. 30 yılı
arasındaki dönemin felsefesine verilen ad.

Bu dönemde yer alan dört büyük felsefe okulu
sırasıyla, Akademi, Peripatetik okul, Epikürosçu
ve Stoacı okuldur. Bu dört okuldan, hazcı ahlâkı
ve Tanrı’nın evrene müdahalesini reddeden varlık
görüşüyle Epiküros felsefesi, daha ağır basan ve
döne*me çok büyük ölçüde damgasını vuran felsefe
olmuştur. Amaçlı bir evren anlayışıyla en yüksek
insani iyi olarak, aklın doğru ve yerinde
faaliyetine duyulan inanç ise, en güçlü ifadesini
Stoacılarda bulmuştur. Stoacıların görüşlerinde
somutlaşan bu amaçlı evren görüşü, son çözümlemede
Sokrates’ten miras alınan bir görüş olarak
Epiküros’un varlık görüşüyle karşıtlık içindedir.

Bu dönemde ortaya çıkan başka bir felsefe okulu
da, dogmatik oldukları gerekçesiyle tüm
felsefelere ve özellikle de Stoacı felse*feye
gösterilen tepkiyle seçkinleşen, kuşkuculuk
olmuştur. Nihayet dönemin sonlarına doğru,
Poseidoinos Panaetios ve Antiokhos, Stoa
felsefesini Platon ve Aristotelesçi öğretilerle
birleştirmeye çalışmıştır.

GENEL ÖZELLİKLERİ

Hellenistik felsefenin en önemli özelliği, bu
felsefenin konularını mantık fizik ve etik
şeklinde düzenlemesidir. Mantık, Aristoteles’ten
miras alınan bir tavırla, bilgi teorisini de
kapsayacak şekilde, doğru bilgiye ulaşmanın
yöntemi ve felsefenin vazgeçilmez aracı olarak
görülmüştür. Nitekim, bu anlayışın bir sonucu
olarak, özellikle Stoacılar mantık alanına çok
önemli katkılar yapmışlardır. Aynı şekilde, fizik
de arka planda kalıp, yalnızca etik için bir temel
ve hazırlık olma fonksiyonunu yerine getirmiştir.
Bundan dolayı, bu dönemde filozoflar, fizik ya da
varlık alanında yeni teoriler geliştirmek yerine,
Sokrates öncesi doğa filozoflarının görüşlerini
aynen benimsemişlerdir. Bu bağlamda, Stoalıların
Herakleitos’un fiziği*ni Epiküros’un ise
Demokritosun atomcu görüşünü pek büyük bir
değişiklik yapmadan benimsediğini söylemekte yarar
vardır.

Hellenistik felsefede ön plana çıkan çalışma alanı
ya da disiplin, etik olmuştur. Bunun nedeni,
bireyin amacına ulaştığı, iyi bir yaşam sürdüğü,
kendisini her bakımdan evinde gibi hissettiği kent
devletinin yıkılması, kent devletinin yerini alan
imparatorlukla birlikte, bilinen dünyanın
sınırlarının genişlemesi ve bireylerin kaçınılmaz
bir biçimde dünyaya topluma ve kendilerine
yabancılaşması, yalnız ve başıboş kalmasıdır.

Böylesi bir toplum düzeninde, felsefeden
beklenebilecek tek şey, ilgisini birey üzerinde
yoğunlaştırması, bireyin felsefeden bek*lediği yol
göstericilik görevini yerine getirmesidir. Bu
dönemde, felsefenin herkesçe kabul görmüş amacı,
insanı mutlu bir yaşama ulaştırmak, bireye güven
ve bilgelik kazandırarak, onun yaşadığı
yabancılaşma ve yolunu kaybetmişlik duygusunu
aşmasını sağlamaktır. İşte bundan dolayı,
Hellenistik dönemin en. büyük ve en önemli iki
sistemi olan Epikürosçulukla Stoacılık kişisel bir
ahlâk üzerinde yoğunlaşmışlar, siyasi ya da
toplumsal düzenle ilgili problemlere pek az önem
vermişlerdir. Bir tinsel bağımsızlık ve kendi
kendine yetme idealini ön plana çıkartan iki
akımın da ahlâkı, fiziklerinin katkısız
materyalizmini yansıtacak şekilde doğalcı ve ‘bu
dünyacı’, yani içinde yaşadı*ğımız dünyayla, bu
dünyadaki yaşam ve değeri temele alan bir ahlâk
anlayışıdır.

Döneme Damga Vuran İsimler: Stoalılar, Epiküros,
Akademi, Septikler, Philon, Plotinos.


Sayfa: [ 1 ]