dünden beri kendimi zor tutuyordum işte şimdi yazıyorum. kerem kabadayı ile geçirdiğimiz saatleri anlatacağım zamanı bekliyordum, çok doluydum, şimdi müsaitim ve evet artık her şeyi anlatmaya başlayabilirim hala "ya rüyaysa?" diye korktuğum o "daha mutlu olamayacağım" anları. tarih 07.03.2007 ve saat 15:05. zil çaldı. yaşasın çıktım okuldan bugün de dersleri atlattık ya, kafamız rahat atladım avcılar minibüsüne saat 15:45, hülyayla buluştuk. saat 18:00'a kadar güzelce vakit geçirdikten sonra ceren'le buluştuk. panel'den önce ceren'in tanıdığı birilerinin yanına gittik ve bir kafe gibi yere girdik o an zaten şok geçirdiğim andır kerem kabadayı ordaki masada oturuyordu, çevresinde insanlar, sohbet ediyor, sigara içiyordu falan. ve biz de o masaya oturmaya davet edildik (gibi bir şey ), yer sıkıntısından ceren ve hülya'nın karşına oturdum ama hiç problem değil çünkü aramızdaki bir adamı saymazsam kerem abiyle yanyanaydık o yanımızdaki adam konuşurken kerem abi kafasını bizim yöne çevrince falan kerem abiyle bir kaç kez göz göz geldik ama insan bakmaya kıyamıyor adamın gözleri ne kadar güzel ya... yok böyle bir şey acaip, anlatamam yani. daha önceden kerem abi tüm karizmasını sakalına borçlu diye bir espri yapmıştım da hayır kesinlikle gözlerine borçlu o ne öyle ya hala etkisindeyim çok da yakışıklı bir abimiz aman nazar değmesin bu arada o masadaki konuşmalardan aklımda kalanları söyleyeyim: biz geldiğimizde siyasi bir sohbet vardı, bir kavramdan bahsediyorlardı, aklımdaydı ama unuttum daha sonra konu müzikten açıldı. kerem abiye kimleri dinlersin dediler o da belli kişilerin olmadığını, karman çorman dinlediğini, belli sürelerde bir albüme taktığını ve aylarca sadece o albümü falan dinlediğini söyledi. bir de harun abi ile ikisi the doors'dan nerfet ederlermiş ama burak abi ile keröz abi the doors'a bayılırmış. kerem'le harun abi burak ve keröz'ü the doors'tan vazgeçirmeye çalışıyorlarmış ama senelerdir bunu başaramamışlar her neyse, sonra saat 19:00'a yaklaşıyorken kalktık oturduğumuz yerden, hemen yanda bir stüdyo gibi yer vardı, kerem abiyi oraya soktular ama hemen çıktılar. içerde ne yaptılar daha çözebilmiş değilim. belki kerem abiye bateri çaldıracaklardı ya da öyle bir bakıp çıktılar bilemeyeceğim sonra panelin olduğu yere yol almaya başladık. sokaktayız, keremler önde biz arkadan geliyoruz. sokakta yürürken bu insanlar ne kadar enayi, önlerinden kerem abi geçiyor dönüp bakmıyorlar diye düşündüm neyse işte girdik panel binasına... panel son andaki değişiklik üzerine ÖDP'nin binasında, bir odada yapıldı. toplasan 50 kişi falan vardı. panel başlamadan önce kerem abinin boş kaldığı çok an oldu ama biz çekindiğimizden bir türlü yanına gidemedik daha sonra hülya'nın eski rehber hocası sağolsun kerem abinin yanına gittik. merhaba ben pelin, ben hülya,ceren sonra el sıkışmalar ceren öncelikle teşekkür ederiz dedi kerem abi ben teşekkür ederim dedi ve bunu tatlı bir gülümseme ve süper bir ses tonuyla söyleyince kendisinin ne kadar kibar biri olduğunu bir kez daha farkettim. sonra işte biz morveotesifan.com üyeleriyiz falan dedik o da "aa öyle mi, ne güzel" falan dedi ama o sırada bir adam önümüze geçip kerem abiyle konuşmaya başladı sohbetimiz yarım kaldı o adama gıcık oldum her neyse, sonra panel başladı işte... kerem kabadayı konuşmaya başladığında ilk olarak şöyle bir açıklama yaptı: "ben mor ve ötesi'nin bateristiyim, insanlar beni müzisyen olarak tanır ve neden burada olduğuma bir anlam veremeyebilir, isterseniz onu açıklayayım." gibisinden bir şey dedi ve devamı: "aslında bu bir vicdan meselesi. yanı başımızda insanlar ölürken ben de insan olarak bir şeyler yapmalıyım..." gibisinden (tam olarak hatırlayamıyorum) çok güzel bir açıklama yaptı, bence her insan bu konuda onun gibi düşünmeli dedim içimden... bu toplantılara kendisinin ya da grubun solisti harun tekin'in ellerinden geldiğince katıldığını belirtti... daha sonra konuşmasına başladı ve birçok konuya değindi. emperyalizm, savaş karşıtlığı, iran, ırak falan... toplantılarına filistin'den bile insanların katıldığını ve onların bizim ülkemizde savaş olmamasına rağmen bizim de bir şeyler yaptığımız için teşekkür ettiğini söyledi. bu konulardan bahsederken bir açıklama yapıp, savaş karşıtıysak militarizm'e de karşıyız falan da dedi. açıkcası konuşmasını dinleyince ona hak vermediğim 1 nokta bile olmadı. ne dese haklıydı ben zaten daima kerem abinin düşüncelerinin doğruluğuna emindim, ama artık o ne dese inanır hale geldim. çünkü her konuda bilgili ve mantığını konuşturan bir insan. bu konuda kesinlikle onu örnek alıyorum biliyorum ki o bir şey diyorsa, bir dayanağa dayanarak söylüyorduk ve mutlaka bir açıklaması vardır yani artık bu yüzden o ne dese körü körüne bile inanabilirim onu dinlerken zekasına, her şeyine hayran kaldım. mor ve ötesi kimliğinin dışında, bir insan olarak ne kadar sevilesi olduğunu daha da iyi görebildim ve ona olan sevgim zaten ulaşılabilecek son seviyede olmasına rağmen yine de kat kat arttı... o bir tane ya.duyarlı bir insan diyoruz da bence duyarlı kelimesi yetersiz kalır. kaç tane insan bu kadar ünlüyken, kafası rahatken, güzel bir işi varken ve yeterince para kazanırken, oturur da insanlık adına bir şeyler yapar ki? kerem abi insan değil, insan kılığına girmiş bir melek bence. buna eminim neyse... bir de konuşurken kullandığı bazı sözcük ve tamlamalar çok hoşuma gitti örneğin: "dev ekranda linç keyfi" , "çölde oturup pilavlarını elle sıkıp yiyen insanlar"-> bunu suriyeliler için demişti galiba sonra şu sözü de çok hoş ve yerindeydi: "petrol ciddi bir kamusallaşmadır ve toplumun gelişmesini sağlamaz, topluma daha çok zarar sağlar." gibisinden bir söz ondan sonra yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimlerinden üstü kapalı çok az bahsetti. cumhuriyet'in reklamına falan değindi... o reklamla ilgili bir şey demişti onu da unuttum daha doğrusu bir bölümünü hatırlıyorum da şimdi yazarsam yanlış anlaşılacak. bir şeyler dedi daha sonra " '1881 çizgi 2007, tehlikenin farkında mısınız?' gibi komik saçmalıkları" gibi bir terim kullandı ama bu olumsuz anlamda değildi galiba, ondan önce ne dediğini bir hatırlasam medyayla ilgiliydi ama... of ya neyse kusura bakmayın... hatırlayamıyorum medyayla ilgili başka şeyler de söyledi. bunlar ya milliyet ya da hürriyet'in yaptığı iki komiklik üzerineydi. türkiye'deki insanların yüzde 18'i gibi küçük bir bölümünün interneti kullanmasına rağmen, internet sitelerinde yaptıkları anket ile bazı şeyleri yönlendirmek istemelerini saçma bulduğunu; bir de bazı anketlerden istedikleri sonucu alamayarak anketlerin onların geri ellerinde patladığını söyledi. sonra bir keresinde anketlerden biri türkiye lübnan'a asker göndersin mi? şeklindeymiş, 3 şık varmış: göndermesin, diplomatik ilişki yoluyla çözülsün, göndersin. ve göndermesin+diplomasi yoluyla çözülsün şıkları toplandığında yüzde 90 gibi büyük bir kesimin asker gönderilmesin dediği ortaya çıkmış. kerem abi üstüne şöyle dedi : "evet demek ki bu ülkedeki savaş karşıtları hiç de az değil..." bir de hrant dink konusu var. hrant dink'in öldüğünü ilk olarak televizyondan öğrenmiş, daha sonra mail kutusundaki küresel BAK'tan gelen mailde akşam hrant dink için yürüyüş olduğunu öğrenmiş. hemen evden çıkıp gitmiş... o akşam daha hrant dink'in yeni ölmesine rağmen agos gazetesinin orada yapılan yürüyüşe yanlış hatırlamıyorsam 100.000 kadar insan katılmış, bunun ne kadar önemli olduğunu söyledi... bir de o akşam atılan hepimiz hrant dink'iz, hepimiz ermeniyiz sloganının eleştirilmesine de değindi... işte bu konudan da bahsetti biraz..... arada söylediği şu söz de ayakta alkışlanmaya değerdi: "büyük bir şey yapıp ondan sonuç elde edememek; küçük bir şey yapıp, ondan sonuç elde ederek başardık diye sevinmekten daha iyi bence." evet kerem abi bence de sözlerine son verirken "benim süper, derin analizlerim buraya kadar" dedi, gülümsedi ha bir de kerem abi konuşurken bir ara gülmemek için kendimizi zor tuttuk.kerem abi konuşmaya başlamadan önce, pencereden gözüken camiyi görüp, "bir de kerem abi konuşurken ezan okunurmuş.." demiştim hülya'ya. bir de baktım kerem'in konuşmasının en can alıcı noktalarından birinde başladı ezan okunmaya neyse çaktırmadım, gülmedim. yoksa ayıp olurdu. çünkü en öndeydim ve tam kerem'in karşısındaydım aramızda en fazla 1 metre vardı... saygıyı korumak gerek  kerem abi konuşmasını bitirdikten sonra eklemek isteyenler ya da sorusu olanlar başladı konuşmaya. kerem abi onları dinlerken, gözlerini hiç ayırmamaksızın, pür dikkat dinledi. ne kadar kibar kimsenin sözünü kesmedi ve dikkatlice dinledi herkesi saygıyla. sonra üstüne varsa ekleyeceklerini ekledi... bir de panelin konusu "rock ve dünya"ydı ama kerem abi müzikten hiç bahsetmedi zaten sözlerini bitirirken "müziğe hiç değinmedik ama şimdi sorularınız veya diyecekleriniz varsa konuşuruz." falan dedi hafif gülerekten (o sırada gelenlerle sohbet şeklinde konuşmaya başlanacaktı da...) bir iki kişi yine siyaset üzerine konuştuktan sonra, sonlara doğru birisi kalkıp şöyle dedi: "abi biz yol olarak müziği seçtik, bize bu konuda öğüt değil de yol gösterici şeyler söylersen sevinirim." dedi. tabi adam bunu biraz daha komik ifadelerle söyledi, güldürdü hepimizi kerem abi çok tatlı gülüyor hehe bu soru üzerine kerem abi kafasını tutup, "şimdi beynimin baterist bölümüne geçmem gerekiyor." dedi güldü, güldük ondan sonra gerçekten çok ilginç şeyler dedi: "bu coğrafyada müzik yaparken dikkat edilmesi gereken şey deprem!" herkes şöyle bir şaşırdı kerem abi devam etti: "evet, deprem. çünkü deprem olunca, ortaya büyük sorunlar çıkıyor, bunlardan biri de ekonomik kriz. bizim o dönemde 3. albümümüz 'gül kendine' çıkmıştı, bu krizden dolayı biz de bazı problem yaşadık... zaten bu kriz yüzünden bir çok grup da tamamen piyasan silindi....." falan dedi. aslında o bunu o kadar mantıklı anlattı ki depremin müzik üzerinde ne kadar etkiliği olduğunu anladım sonra müzik konusunda konuşurken arada söylediği şu sözcükler dikkatimi çekti: "unkapanındaki en aslan kral adamların bile tvlerde korsan bizi bitirdi demesi de büyük kayıp"... yani anlayacağınız gibi harun abi gibi kerem abi de korsan konusunda aynı fikre sahip... problem etmiyorlar hımm bir de şöyle bir şey vardı : "artık gruplar 2 tane tutacak şarkı yaptı mı onlara albüm çıkartılıyor. daha sonra bu gruplara nasıl albümlerinin çıktığını sorduğumuzda aynı cevabı alıyoruz: "ya biz bir grup genç olarak eğlence amaçlı müzik yapıyorduk, çatı katında stüdyomuzda bu şarkıları kaydettik, sonra albüm çıkardık..." ne alaka diyeceksiniz de aslında bu kerem abinin söyledikleriyle bağlantılıydı ama ben kerem abinin söylediklerini yarım yamalak hatırladığımdan size derdimi anlatamıyorum anladınız siz onu galiba yeni çıkan grupların genel macerası hakkında bir şeydi  bir de kayıtın ne kadar zor olduğundan bahsetti: "ilk önce bir stüdyoda çalışmaya gidersiniz, kendi gitarlarınızı getirirsiniz, büyük ihtimalle stüdyonun baterisini kullanırsınız... daha sonra kayıt için kayıt stüdyosuna gidersiniz, ya kendi ekipmanlarınızı kullanırsınız, varsa stüdyonunkini kiralarsınız... daha sonra şarkıların mixi için başka bir stüdyoya gidersiniz........." böyle uzayıp gidiyor. zor işmiş yani şöyle de dedi "stüdyodaki kayıt ve mix cihazları çok pahalıdır (hatırlamıyorum da fiyatını da söyledi, bilmem kaç dolar...) ama bunların size ait olması çok büyük kolaylık sağlar." mı ne öyle bir şey dedi. hatta o an içimden "ne güzel artık rakun müzik var, mvö çok rahattır" falan diye geçirmiştim kusura bakmayın arkadaşlar eminim ki bu yazdıklarımı okuyunca hiçbir şey anlamayacaksınız ama ben de tam olarak hatırlayamıyorum, daha doğrusu diyeceklerimi cümle kurarak anlatmayı başaramıyorum, kerem abinin sözlerini de yanlış aktarmak istemiyorum o yüzden böyle saçma bir yazı yazdım, artık anladığınız kadarıyla idare edin ekleyecek ya da sorusu olan çok olmadığından panel 1.5 saat falan sürdü. kerem abinin konuşması 1 saat sürdü. bu panel küresel BAK'ın 3. toplantısıymış... panel bittikten sonra biz yine kerem abiyle konuşmak istedik de çekiniyoruz tabi. hülya'nın hocası sağolsun yine konuşma fırsatı yakaladık kerem abiye morveotesifan.com'a hiç bakıp bakmadığını sorduk. o da kendisinin internetle arasının pek iyi olmadığını, mor ve ötesi'nin fan siteleri ile ilgilenen elemanları olduğunu söyledi. işte bu elemanlar üyeymiş foruma, bakıyorlarmış onlar... daha sonra, kerem özyeğen gibi onun da sohbete katılıp katılmayacağını sorduk. o da şöyle dedi: "bu kerem'in kendi aldığı bir karardı, grup adına değildi, ben böyle bir şeyi düşünmüyorum çünkü internet üzerinden olan iletişimin gerçekliğine inanmıyorum, yani insanların yüz ifadesini bile göremeden konuşmak güzel değil, ben yüz yüze konuşmayı tercih ediyorum... " falan dedi ama bunu güleryüzle ve daha mantıklı cümlelerle anlattı. hak vermemek elde değildi. o gün bizimle olduğu gibi, yüzyüze konuşmayı tercih ediyormuş. internette herkesin her zaman her yerde olamayacağını, bir sohbet olsa herkesin konuşma fırsatı yakalayamayacağını söyledi ve gerçek hayatta da öyle aslında herkes her yerde olamaz , mesela şu an siz sadece burdasınız falan dedi. güldü. yok aslında öyle demedi ya hatırlayamıyorum da işte interneti pek hoş karşılamadığını, yüz yüze iletişime önem verdiğini ve konuşmak isteyen kimseyi geri çevirmediğini söyleyeyim (öff bir anlatamadım ) son olarak iyi akşamlar dedik, teşekkür ettik, rica ederim dedi. o da bize teşekkür etti sonra bir de foto çekildik. mal gibi çıkmasaydım fotoyu koyardım buraya ve böylece bu muhteşem ve dünyanın en kibar adamıyla da hoş bir anım oldu aslında basit bir şey, çok konuşamadık ama bu bile benim için büyük anlam ifade ediyor. hala şoktayım benden bu kadar başka şeyler hatırlarsam ekleme yaparım. tüm saçmalıklarım için ve vaktinizi aldığım için özür dilerim (gerçi bu kadar uzun şeyi kimsenin okuyacağını sanmıyorum ama neyse morlu "gece"ler )
|