|
||
| ya hani çıksın sahneye üzerinde spot olmadan falan baterisini çalsın gitsin!herkes bi hayran olsun!ağzı açık kalsın!!! tamam! ama bu adam bundan da öte bi karizmaya sahip arkadaş! red'deki yazılarını okudukça bunu daha iyi anlıyorum! ![]() garip yaratık
|
||
|
||
| tam anlamıyla süper adam bence üstüne yok |
||
|
||
| avusturya'dan aldığı kırmızı bir davulu varmış. | ||
|
||
| "eğer bir gün uzaylılar gelir de sonunda dünyayı işgal ederse ve sorarlarsa ki e hiç mi içinizden adam çıkmadı sizin...biz de göğsümüz kabararak kerem kabadayı'yı göstereceğiz onlara." ekşi'den bir yorum ve süper bir yorum.. çok doğru!
|
||
|
||
| kerem abi'nin uyku derdi yokmuş. sabah 5lerde yatıp 8'de kalkarmış. ayrıca yine ekşi'de şöyle bir şey var: "şimdi hatırlayamadığım bir sebepten bir emailleşme olayına girişmiştik, bir gün kendisine "ya site iyi güzel de, netscape de fıstık gibi çalışıyorda, internet explorer da türkçe karakter sorunu var" yazıvermiştim, bana "lanet olsun microsoft" demişti, bir daha da mail atmamıştı. o zaman sözlük mü vardı ki, nerden bilelim microsoft düşmanı olduğunu." tam kerem abilik bir olay..
|
||
|
||
| davullarını kendi sipariş veriyormuş, özel yapılıyormuş ezel drums'dan.. | ||
|
||
| barışarock'ta demirhan baylan'la çalmış. ayrıca internette "kerem kabadayı sakal şeklini değiştirsin mi?" şeklnde bir anket bulunan kişi! :S
|
||
|
||
davullarını kendi sipariş veriyormuş, özel yapılıyormuş ezel drums'dan.. evet izmir de küçük bir atolye galiba http://www.ezeldrums.com/ |
||
|
||
| ben izmir çankayada diye biliyorum | ||
|
||
| Böyle bir adam gerçekten var mı diye soruyordum kendime; evet, gerçekten varmış.. Sabah kalktım. Annem dırdırlanmasın diye cici kız moduna geçip kahvaltı hazırladım. Saat 11’i biraz geçerken evden çıktım. 11.30 gibi Kadıköy İskele Meydanı’ndaydım. Sağa baktım, sola baktım kimse yok. Acaba programda son anda bir değişiklik oldu da benim mi haberim yok diye endişelenmeye başladım.Hemen telefon rehberimi gözden geçirdim; belki bir Küresel BAK üyesinin telefonu vardır diye. Evet vardı. Aradım. Telefondaki bayan 12.30’da Beşiktaş İskelesi’nde buluşup, motorlarla Haydarpaşa’ya geçeceklerini söyledi. Beşiktaş İskelesi’nin orda bir bankta oturup beklemeye başladım. Bir yandan da etrafıma bakındım gelen giden var mı diye. Artık yavaş yavaş umutsuz bir vaka olduğumu düşünmeye başlamıştım. Kimse yoktu. Oflayarak yerimden kalkıp balona doğru yürümeye başladım. Bir yandan da kendi kendime konuşuyordum: -Saat 12.15 oldu. Kerem Abi’nin gelmesi gerek şu aralar. O konuşmacı zaten. Erken de gelir biraz. Ya gelmezse? Off yaa… Böyle bir umutsuzluk içinde yürürken birden geri döndüm. Evet, işte oradaydı. Yeşil gömlek, siyah pantolon, siyah botlar, gözlük ve keçi sakal… -Aaaa… Allah’ım inanmıyorum! Kerem Abi geldi işte. Orada… Birileriyle konuşuyordu. Uçarak yanına gittim.Nasıl hitap edecektim? Ne diyecektim? Aklımda sorular var ama nerden başlamalıydı acaba? Ve işte yanındayım… -Merhaba Kerem Abi, ben Çağla. -Merhaba. (Tokalaştık.) -Mor ve Ötesi Fan Klüp’ten. (Yüzünde bir tebessüm.) -Nasılsın? -Teşekkür ederim. Sen nasılsın? -Teşekkürler. ( Ne kadar samimi ama! Vay bee.. Çok da kibar. ) -Kerem Abi, ben bugün buraya seninle konuşmak için geldim. Sana sormak istediğim bazı şeyler var. -Tabii. (Sormak istediğim şeyler var ama tıkandım ben. Ağzımdan çıkmıyor hiçbir şey. ) -Ya biliyorum böyle çok absürd olcak ama of işte ya… ımm… ( Hadi ama Çağla. Konuş artık. Olur olmaz her yerde düşer çenen. Niye şimdi tıkandın? Karşındaki insan en çok konuşmak istediğin kişi. Bak Kerem, Kerem Kabadayı, Bagetli Sakal. Kerem Abi işte. Hadi konuş artık! ) -Yani mesela Cumhuriyet mitingleriyle ilgili ne düşünüyorsun? -Pek iyi şeyler düşünmüyorum. -Son yazında da bahsetmişsin. Ama neden? -Çünkü ordaki olay laikliğe sahip çıkmak değil artık. Ordu işin içine girdi. Emekli askerler falan. Doğru şeyler değil. Konuşmaları duyuyoruz. Ondan dolayı. (söyledikleri, yani cümleleri tam olarak böyle değildi,yani hatırladığım bunlar!) ( Gözünde de gözlük var. Çıkarsa ya şunu. Gözlerini görmek istiyorum. Göz teması kurarak konuşmak istiyorum. ) - Ya Kerem Abi, şu gözlüğü çıkarsan? ( Hehe.. Güldü ve çıkardı. Anneciğim, o ne? Gözler yeşil. Ama farklı bir yeşil. Bildiklerimizden değil. Kirpiklere hiç değinmeyeyim isterseniz. Bir taraf saçına,bir taraf çenesine değiyor. O kadar uzun ki. Kirpiklerinden gözlerini açamıyor. Acaba çıkarmasa mıydın Kerem Abi gözlüğü? Bu şekilde konuşabilir miyim ki? ) -Teşekkür ederim! Peki akustik konser bir daha ne zaman olacak? ( Bu soru da nerden çıktı şimdi? Ne alaka? İnsan soru sorarken bir sıraya göre sorar. Her neyse… ) -Düşünüyoruz yine. Belki 2 sene olmadan yaparız bir tane daha. -Oooo… 2 sene mi? Çok ama ya! Neyse; özel üniversitelerde konser verme nedeniniz ne? Siz kapitalizme, şirketleşmeye karşı bir grupsunuz. -Orda sorun özel üniversitede konser vermemiz değil. Sorun, devlet üniversitelerinin özelleştirilmesi. Medikoların kaldırılması falan. O yüzden özel üniversitede konser vermemizde bir sorun yok bence. - Peki mor ve ötesi kendi adına ürünler piyasaya sürüyor. Bu bir anlamda markalaşma. Bu bir çelişki değil mi? -Hayır, değil. İnsan sevdiği grubun t-shirtünü giymek ister. Bu, tüm dünyada yapılan bir şey. Hatta yurtdışında şarkıcılar bu şekilde para kazanıyorlar. Türkiye’de pek çok isim konser verdi. Onlar sattıkları konser biletinden mi para kazandılar? Hayır, sattıkları ürünlerle para kazandılar. Bunu biz icat etmedik. Zaten olan bir şeydi. Biz de uyguladık. Tüm dünyada yapılan bir şey neden biz yapınca bu kadar eleştirildi anlamadım. -Belki siz bu tür konulara, yani özellikle şirketleşmeye karşı olduğunuz için olmuştur. Lütfen yanlış anlama. Ben sizi eleştirmiyorum. O ürünlerden ben de aldım. Sadece nedenini merak ettim. Bir de sizin, özellikle de Harun Abi’nin İstanbul’daki F1 pistinin yapımı aşamasında çok eleştiriniz oldu. Ama daha sonra orada konser verdiniz? - Oranın yapımı için bilmem kaç tane ağaç kesildi. Kurtköy’den tutun da, işte Sabiha Gökçen’in oradan, ta nerelere kadar. Ama sonra orası yapıldı. Sonuçta biz de F1 pistinde konser vermedik. -Ama o organizasyonla ilgili bir konserdi ve o alanda oldu. -Ama yapıldıktan çok sonra oldu. Yani o aşamadan sonra yapılacak bir şey zaten yoktu. -Şarkılardaki iki anlamlılık nedir? Neden hepsi böyle? Küçük Sevgilim bile bir aşk şarkısı olmasına rağmen bize acaba başka bir şey var mı dedirtiyor. Hatta bir arkadaşıma göre Tony Blair- George Bush aşkını anlatıyor. -Ne güzel iki anlamlı olması. (Gülüyor.) -Sahi Küçük Sevgilim kime yazıldı? -Bilmem. Şarkıların illa birilerine yazılması gerekmiyor. -Burak Abi’nin kedisi Uğur için yazıldığı bile söyleniyor. -Burak’ın kedisi mi? ( Gülüyor. ) Olabilir. Ama illa birine yazılmış olması gerekmez. ( Bu sırada küçük bir kız çocuğu ortalıkta dolanıyor. Kerem Abi’nin bacaklarına çarpıyor falan. Kerem Abi’yle gülüyoruz. Kızın kafasını okşuyor. Ne kadar sevgi dolu. Herkese karşı hem de. Küçük- büyük fark etmiyor. Nasıl bir adam bu ya? Off!.. ) -Saklama’daki “Arsız Kargalar Paylaşıyor” sözleri AKP’yi mi ifade ediyor? -Evet, baş harfleri AKP’yi gösteriyor. Ama kasıtlı yapılmadı. ( Ordan bir kadın geliyor: -Kereeemm? Motor için para topluyoruz. Para verir misin? -Tabii, diyor ve siyah deri Samsonite çantasından cüzdanını çıkarığ 50 YTL’yi bayana uzatıyor. Vay be diyorum yine.Bir yandan da o Kerem Abi’nin parası, onu almayın diye çocukça bir şeyler mırıldanıyorum içimden. Bayan, hepsini mi veriyorsun, bu kadar mı yani, diyor. Ben gülümseyerek izliyorum. Konuşması bitince tekrar bana dönüyor… ) -Ne diyorduk? - “Arsız Kargalar Paylaşıyorlar” diyorduk. -Hmm, evet. Yani baş harfleri öyle oluyor ama özellikle onun için yazılmadı. Öyle denk geldi. -Peki, son bir soru. Seneye ÖSS’ye gireceğim. Üniversitede seninle çalışabilir miyim? Yardımcı olarak. Böyle toplantılara falan gelirim seninle? ( Şaşırdı tabi! Ne dedim ben öyle? Güldü yine.) -Toplantılara gelmen için üniversiteyi beklemene gerek yok. Bak bugün de gelmişsin zaten. Ne güzel. -Ama üniversite farklı. (Araya yine bir kadın giriyor. Kerem naber, diyerek sarılıp öpüyor Kerem Abi’yi. Konuşmadan falan bahsediyorlar. Kadın gidiyor sonra. ) -Yani üniversite daha özgür bir ortam diyorum. Şimdi öyle değil. -Ama üniversitenin de ilk 3 yılı çok yoğun olur. Nefes alamazsın. ( Yüzümü buruşturuyorum.) -Ben önemli olan katılmaktı diyip yaymayı düşündüğüm için sorun değil. Şu aralar tek istediğim şey üniversitedeyken Kerem Abi’yle, yani seninle çalışmak. Mor ve Ötesi benim için çok önemli. Kendimi geliştirmeme çok yardımcı oldu ve oluyor.Seninle ilgili sürekli yeni bir şeyler öğreniyorum ve şaşırıyorum. -Benimle ilgili öğrenilecek o kadar çok şey yok aslında. -Öyle deme. Yaptıkların, üniversiteler, yazdıkların… Bunların hepsi çok önemli şeyler. Sen ve diğerleri örnek alınması gereken kişilersiniz. Ve ben örnek alıyorum. -Teşekkürler. Ne kadar güzel bizim için. (Ne kadar mütevazı! Yok, böyle biri gerçekten olamaz.Allah, boş bir zamanında, özene bezene yaratmış. Bütün güzel şeyleri ona vermiş. ) -Aaa bir de Yonja meselesi var. Neden böyle bir şey yaptınız? -Yonja sosyal bir ortam. Oldu işte öyle bir şey.Benim için çok fazla şey ifade etmiyor. Hiç girip bakmadım. Hatta şifremizi bile bilmiyorum. - Bakma zaten bence. Ben oradaki yorumları okudum. Oradaki kişiler sizi, sadece Harun Abi’nin kaşı,gözü, dudağı ya da senin gözlerin için dinliyorlar. Ben bir Mor ve Ötesi dinleyicisi olarak, bu durumdan çok rahatsız oluyorum. -Dediğim gibi beni ilgilendirmiyor. Ben ilgilenmiyorum. Oradakilerin ne yazdığı çok önemli değil. Sonuçta biz bir boyband değiliz. O şekilde ortaya çıkmadık. Biz yakışıklı grubuz diye dolanmıyoruz ortalıkta. Ne olduğumuzu biliyoruz. Rahatsızlık duymuyorum yani. -Tamam, siz biliyorsunuz, biz biliyoruz ama bilmeyen biri onları okuyunca ne düşünür? Hoş değil yani. -Biz, bizi bildikten sonra, siz, bizi bildikten sonra başkasının ne düşündüğü neden önemli olsun ki? Öyle değil mi? -Öyle tabi, haklısın. Zaten biz, bazı şeylere tepki göstersek de sonrasında o kadar mantıklı açıklamalar yapıyorsunuz ki, biz de, evet haklılar, diyoruz. Neyse çok teşekkür ederim. Kendine çok iyi bak. Hoşça kal. Konserlerde görüşürüz umarım. -Rica ederim.Sen de kendine iyi bak. Güle güle. Tokalaştık. Gülümsedik ve ben gittim. Saat !3’e geliyordu. 14’te sınavım vardı ve ben, Kadıköy’den Maltepe’ye yetişmeliydim. Koşarak otobüslere gittim ve sınava yetiştim. Ama Kerem Abi’nin konuşmasını dinleyemediğim için çok üzüldüm. O da başka bir zamana artık. Fotoğraf da çektirmedim. O da başka zamana kaldı. Yani umarım… Kerem Abi gerçekten çok hoş biri. Her anlamda. Yakışıklı mı, belki tartışılır. Göründüğü gibi çok iri değil. Uzun boylu sayılmaz. Orta boylu kategorisine girer. Dişleri yamuk ve sarı. Tırnakları biçimsiz kesilmiş ve kirli. Gözlüğünü çıkarında gözündeki çapak da göründü. Biraz daha yaklaşınca sigara kokusunu bol bol duyarsınız gibi bir izlenimi var. Ama öyle bir kişiliği var ki, dünyanın en tipsiz adamı da olsa vız gelir tırıs geçer. Mükemmel biri. Çok samimi, çok kibar. Karşısındakini sabırla ve gözlerinin içine bakarak dinliyor. Göz temasını hiç bozmadan konuşuyor. Tane tane, çok düzgün… Çok yumuşak bir ses tonu var. Sabaha kadar dinlenecek cinsten. Herkesi aynı saygıyla dinliyor, benim gibi saçmalayanları bile! Sakallarının çok düzenli kesildiği söylenir ama hiç de öyle değil. Benim saçlarım gibi gayet karışık sakalları var! Ama, ama, ama… Ne olursa olsun, nasıl olursa olsun, gerçekten mükemmel biri. Mükemmellik paçalarından akıyor. Ayrıca çok huzur veren bir yanı var.Kendinizi onun yanında çok rahat hissediyorsunuz. Bir yabancıyla konuşur gibi değil de çok uzun zamandır tanıdığı biriyle konuşur gibi davranıyor. Samimiyet öyle bir boyutta yani. Çok uzun süre konuşmadık. Belki 20-25 dakika. Ama o kadar değerli ki o zaman parçası benim için. Asla unutmayacağım. Onunla konuşabildiğim için kendimi çok şanslı hissediyorum. Umarım devamı da olur. Ve artık kesinlikle biliyorum ki bir gün uzaylılar dünyayı ele geçirdiklerinde, aranızdan hiç mi adam çıkmadı diye sorarlarsa, övünerek Kerem Abi’yi büyük bir rahatlıkla gösterebiliriz. Adam gibi adam işte… 02.06.2007 |
||
|
||
| Çağla bu ne!Röportaj gibi bir şey olmuş, çok güzel.Okurken ben bile heyecanlandım.Verdiğin bilgiler için teşekkürler. Kerem Kabadayı hem yetenekli hem de (Çağla'nın dediği gibi) kibar, akıllı...!Daha ne olsun be!Tam mor bir herif
|
||
|
||
| Çağla ellerine sağlık varya sınavı bile riske atıp gittin helal olsun çok güzelde yazmışsın çok eğlenceli oldu.Teşekkürler teşekkür teşekkürler |
||
|
||
ni demek ni demek ni demek. beğenmenize çok sevindim. benim için inanılmaz müthiş bir şeydi. herkese "kerem kabadayı var yaa...." şeklinde başlayıp bütün güzel sıfatları içinde barındıran cümleler kuruyorum. çok çok çok süper bir mor o ya. kelimeler yetmez yani anlatmaya. diyceksiniz e o anlattıkların ne, onlar yetebildiği kadar sadece!
|
||
|
||
| o kadar seviyorum ki bu adamı diksiyonu konuşması mimikleri harika bateri çalarken sanki bütünleşiyor ve sakin bir şekilde işini yapıyor ses tonu çok güzel böyle yumuşacık bir sesi var sesini her duymak istediğimde youtube dan röpörtajlarını izliyorum aklı başında akıllı ve mantıklı biri hani olur ya biri konuşurken siz farkında olmadan onu dinlemek istediğiniz kendisine bağlayan insanlar vardır işte Kerem Kabadayı o insanlardan örnek alınacak biri 13 yaşım üzerindeki etkileri muazzam! |
||
|
||
| çağla harika bir yazıydı gerçekten... bu yazıyı yazdığın için çok teşekkürler kerem abiye olan saygım ve sevgim bir kat daha arttı o gerçekten mükemmel biri... | ||