 Ve Yngwie J. Malmsteen...Hepinizin bildiği gibi Yngwie J. Malmsteen sık sık ülkemize konser vermek için gelir. Yine konser vermek üzere Türkiye'ye gelmiş ve Güven Erkin Erkal'ın televizyon programına konuk olmuştu. Programın diğer konuğu, aynı zamanda tercümanlığı da üstlenen Asım Can Gündüz'dü. Yngwie J. Malmsteen'a Türk Metal'ine örnek olsun diye Pentagram (Mezar Kabul) dinlettirilmişti ve bende acar muhabir olarak telefonla katılmıştım programa. Bu benim için çok önemli dakikalardı ve inanın ne sorduğumu, neler konuştuğumu hatırlamıyorum bile. Kolay değil tabi, gençtik heyecan doluyduk ve sevdiğimiz, değer verdiğimiz ustalara tapardık. Neyse bu anıma yazıda neden yer verdiğimi belirteyim. O gün Yngwie J. Malmsteen bana, 'Konserde buluşalım, konser günü bazılarının kıçına sıkı bir tekme atacağız.' dedi ama ben konsere gidemedim. Dedim ya o zamanlar gençtim, şimdiki gibi kargolar kapımı aşındırıp cdler, kitaplar, konser davetiyeleri bırakıp gitmiyordu. Konuyu dağıtmayalım ve bakalım Yngwie J. Malmsteen nelere imza atmış bir usta. İlk gitarını beş yaşındayken satın alan Yngwie J. Malmsteen, Alcatrazz grubuyla çıkardığı 2 albümden sonra, yani 1984 yılından bu yana solo kariyerinde hızla ilerleyen bir müzisyen. Rising Force, Maching Out, Trilogy ve Odyssey albümleriyle milyonlarca hayran kazanan müzisyen, müzikal anlamda Bach, Vivaldi ve kemancı Nicola Paganini'den çok etkilendiğini söyleyebilecek kadar da sürprizlerle dolu birisi. Amma ve lakin şöyle bir Yngwie J. Malmsteen geçmişine bakarsak, ilk albümünü 1983 yılında çıkarttığını görürüz. Albümün adı Steeler yani Çelikçi'ydi... Ayrıca Alcatrazz ile, ilk solo kariyer albümünü yayımlamadan önce No Parole For Rock ve Live Sentence adlı ki; adlara lütfen dikkat edelim 2 albüm çıkartmıştır. Steeler'ın ardından, 1984 yılında Rising Force, 1985 yılında Maching Out ve 1986 yılında da Trilogy adlı albümleri art arda sıralamıştır. Yngwie J. Malmsteen başarısının ortasındayken çok önemli, neredeyse ölümcül bir kaza geçirerek, bir süre müziğe ara vermiştir. Zorunlu kalmıştır. Ama çok geçmeden 1988 yılında Odyssey ile geri döndü ve albüm döneminin başarılı albümleri arasındaki yerini aldı... Bu noktada öneride bulunma hissim yine kabardı. Trilogy ve Odyssey mutlaka dinlenesi, müthiş iki albümdür. Özellikle Trilogy çok iyidir. Yngwie J. Malmsteen hiç durmuyor ve Trail By Fire albümüyle uluslar arası şöhreti yakalıyor, Eclipse (1990) ve Fire And Ice (1992) albümleriyle tırmanışına devam ediyordu. Yngwie J. Malmsteen, 1993 yılında 11. albümü olan ( Grubuyla yaptığı 2 albümü de sayıyorum. ) The Seventh Sign ile çok önemli değişiklikler gösterdi. Yeni bir sound, tarz ve sağlam bir performans zamanıydı. 1995 yılında ki Magnum Opus'dan önce çıkarttığı Power And Glory ve I Can't Wait ile bu değişimi bütünledi. Peki, Yngwie J. Malmsteen mükemmel müzik çalışmalarına başlamadan önce ne hayaller kuruyordu, neler dinliyordu bir göz atalım... Yngwie J. Malmsteen ilk defa, 1970 yılında Jimi Hendrix'in özel TV programında kariyer planlarını oluşturdu. Yngwie J. Malmsteen'e göre, O gerçek anlamda müziğe Jimi Hendrix'in ölümüyle başladı. Enstrümanların tamir edildiği bir dükkanda çalışıyordu ve bir çok enstrümanı çalmayı öğrendiği gibi gitar çalmayı da kendi kendine öğrendi. Şu anda ki performansını çalıştığı o küçük müzik dükkanına borçlu olduğunu söyleyecek kadar mütevazi olan Yngwie J. Malmsteen, o dönemler kardeşlerinin plak koleksiyonlarını dinler ve küçük notlar alırmış. 1997 tarihli Facing The Animal, hız konusunda rekor denemelerinin yapıldığı müthiş bir albümdür. 1999 tarihli Alchemy ise Rising Force dönemine yeşil ışık yakan, aynı tadı taşıdığını düşündüğüm iyi bir albüm. Dinlenesi bir albüm. Arşivlenesi bir albüm...Bu müzisyenin albümlerini edinip, müzik setinin sesini sonuna kadar açın ve bırakın melodik gitar nağmeleri beyninizin en son hücresine kadar sizi zapt eylesin. Yaşasın Hard'n Heavy!!!
|