Benim daha önce bu siteye eklediğim bir yazı geldi aklıma. Yani "hayat" diyemem ama "hayatım, benim hayatım." diyebilirim...
Hayat
Hayat… Bir film kahramanına bağlanmak gibi, en baştan izlersin her şeyini filmin, mutlaka karakterlerden birisi daha çok ilgini çeker. Aslında herkesin dikkatini aynı karakter daha çok çeker, çünkü film bu şekilde tasarlanmıştır ama olur ya, belki de en az rolü almış karakter de kendinden bir parça bir şey görmüşsündür, bir film kahramanına bağlanmak gibi aptalca hatalar yapabilirsin. Film biter, belki o karakter mutluluğa ulaşmıştır, belki ölmüştür, belki en üzgün o karakterdir, fakat film bitmiştir, seninle olan tüm bağlantısı sona ermiştir, sen sadece izleyicisindir, tasarının değil içine aslında dışına bile dâhil olmamışsındır. O filmi baştan, baştan ve en baştan, defalarca izleyebilirsin. Bir film kahramanına bağlanmışsındır, o senin hayatının bir parçası olmuştur belki, fakat o aslında yoktur bile, bu yüzden farkına bile varamaz senin, hayat, bir film kahramanına bağlanmak gibi en aptal hataların yapılabileceği bir yerdir.
Hayat… Belki de bir film kahramanına bağlanamayacağın bir yerdir, hiçbir şey fark etmez, kendini hiçbir yere ait hissetmezsin, korktuğunda arayabileceğin kimse yoktur, yalnızsındır, aslında istediğin tek bir kişidir, fakat kimseye bağlanamamışsındır, bağlansan da reddetmişsindir. O rolle teması olan herkesi zaman içinde kıskanmaya başlamışsındır çünkü hayat, yalnızlık ve kalabalığın çelişkisi içinde, bir şeylerin ya da birilerinin ilgini çekmesini beklemekle geçer, birisi çekemezse, sen bir şeye yönelirsin, ya da genelde birisi çeker zaten, fakat sonu hep hüsrandır. Hüsrandır, asla kendini güvende hissedemezsin, korkarsın, aslında korktuğun şey, korktuğunda birisini arayamayacak olmaktır, aslında korkacak bir şey yoktur bile, bu düşünce, bir film kahramanına bağlanmak kadar saçma ve çocuksudur. Sonunda yorulursun, filmi baştan ve en baştan tekrar izlersin. Hayat, bir film kahramanına bağlanmaktır, seçtiğin kahraman, en küçük role de sahip olsa, en büyüğü o dur. İşte hayat, bu kadar çocuksu ve bu kadar masum duyguları yitirip, daha farklı şeylere üzülmeyi öğrendiğinde başlar. Çünkü çocuksu duygular masumluk demek olsa da, masumluk çocukluk demek değildir, bir film kahramanına bağlanmaktır en çocuksu hata.
Hayat… Aynı anda aynı şeye farklı iki duygu beslemektir. O filmi izleyip o karakteri tanıya bilediğine sevinirken, o karakteri aslında tanımamış olmaya üzülmektir, bazıları hiçbir zaman bu kadar çelişkili duygular barındıramazken, en büyük rolleri kapabilirler. Fakat sen, su içerken bile birçok duyguyu aynı anda barındırsan da ve bunların sebepleri bile çelişkili olsa da, çocuksundur işte büyümen gerekir. Aslında çocuk değilsindir, en büyük sapkınlıkları yaşamışsındır. Birçok şeyi görmüşsündür, fakat sırf bu kahramana bağlanmak, seni çocuk yapar, işte hayat budur, genelde de zaten sana bir rol verildiğinde, heyecandan sapıtırsın ve muhtemelen yine yapmaya çalıştıklarının değil de, yaptıklarının önemi olduğu için hikâye sona ermesin diye, oyundan çıkartılırsın. İşte her şey, bir filmle başlar ve bir filmle biter, fakat sorun şudur ki; o film birkaç kez oynamıştır hayatında, oturmaması gereken bir konuma oturmuştur, işte budur hayat…
Hayat… Küçük yalanlara inanmak istemekle geçer bazen, gece olur, ev halkı yatacaktır. Senin ise uykun yoktur, ev halkına sorarsın, “yatıyor musunuz?” aslında bu “yatmayın,” demektir. Karşı taraf bunu anlar zaten, “uyuyamazsam kalkarım,” der. Bu da aslında “Seninle oturmak isterdim ama üzgünüm…” Anlamına gelir, yapabileceğin bir şey yoktur, oturur yine aynı filmi izlersin, uyku düzeni bile tuhaflaşmıştır, 24 saat içinde, iki tane dörder saatlik uykuyla uyuyorsundur, birisi güneş doğduktan sonra, bir tanesi güneş battıktan sonra. Her ne olursa olsun, yalnızlık geride kaldığında üzülmesi gerekir insanın, o çok farklıdır çünkü fazla da bağlanmamak gerekir tabii, çünkü kendini küçük yalanlara inanmaya programlar insan, işte o yalanların en başındaysa, o film kahramanının gerçek olacağı yatar. Ve gün gelir, bu yalan ortaya çıkar, kişi bir profesör olmuştur, çünkü başka bir kişi ilgisini çekememiştir ve kişi kendini bir şeye yönlendirmiştir… Ve belki de o kişi yalan söylemeyi bile özlemiştir, çevresinde ne yalan söylemesini gerektirecek bir olay dönüyordur, ne de yalan söyleyebileceği bir arkadaşı vardır. İşte bu yüzden her şey, bir filmle başlar ve bir filmle biter…
|