mor ve ötesi fan sitesi (Arşiv Ana sayfa) => Amatör Gruplar

Konu: Gren

Sayfa: 1 2 3 4 5 [ 6 ]

kaygusuz 14.09.2008 10:13:44
bu aralar mazi,ma şarkılarına takmış durumdayım muhteşem ötesi albümleri gelmeli artık..

deathravage 17.09.2008 21:44:31
gren ne demektir tam olarak?

gren fotoğraf'ı oluşturan en küçük tanelere denir. yani binlerce gren herhangi bir fotoğrafı oluşturur.

Gren elemanları fotoğraf ve görsel tasarım konuları ile pek bi ilgilidirler. isimleride burdan gelir.

kaygusuz 24.09.2008 21:06:54
Gren'le ilk albüm üzerine..



Kendi deyimleriyle ‘lokum gibi’ prodüktör Tarkan Gözübüyük’ün de katkısı büyük bu süreçte. Rakun’dan çıkacak albüm öncesi Murat Çopur (bas) Bodrum’dayken Nedim Zakuto (vokal, gitar), Hakan Seremetoğlu (gitar) ve Can Karamustafaoğlu (davul) karşınızda.

Müzik yapan herhangi bir grup (maddi olanakların artması dışında) albüm yapma zamanının geldiğini nasıl anlar? Sizin albüm noktasına gelme süreciniz nasıl oldu? Seyircinin tepkisi etkili oldu mu mesela?
N: Biz 2003’ten beri beraber çalıyoruz zaten. O dönemden itibaren çeşitli parçalar yaptık ve bir demo kaydettik. O zamanlar pek seyirci karşısına çıkmıyorduk.

C: Cover çalmayı çok tercih etmediğimiz için çalabileceğimiz mekânlar kısıtlıydı. Yani seyirciden gelen tepki çok etkili olmadı.

Sizi dinlemek isteyenler raflarda gezerken nerede durmalı? Tam olarak tarzınız ne?
H: Türk rock müzik kategorisinde yer alır herhalde.

C: Müzik markette zaten pop-rock diye kategoriler var. Oraya Türkçe ne varsa koyuyorlar.

N: Türkçe sözlü alternatif rock veya modern rock diye tanımlıyoruz. Sert bir müziğimiz var.

Mevcut gruplardan farkınız nedir?
N: Bunu bir cümleyle toparlamak çok zor. Piyasada bir sürü grup var. Kulağı müziğe çok açık olmayan insanlar için bu grupların hepsi aynı tınlıyor. Gren’i albümüyle, sahne performansıyla ve elemanların kişilikleriyle ele aldığımız zaman kendine özgü bir rengi var.

H: Türk rock gruplarında genelde gözlenen kendilerine bir tarz seçmek ve ona yoğunlaşmaktır. Bizde öyle olmuyor. Müziği yapmaya başlarken “Şöyle yapalım” diye konuşmadık bile. Dört adam biraraya geldik ve ortaya bu müzik çıktı. Bu şekilde çalışan tek grup biziz demiyorum ama onlardan biriyiz.

N: Ayrıca geçmişimizi bir kalemde silip atmaya cesaret etmiş bir grubuz. Yani 2003-2006 arasında beraber çalıyorduk ama albüm yapma amacına, konsantrasyonuna sahip değildik. Sadece müzik yapmayı seven, bir sürü gruptan etkilenen, İngilizce sözlü müzik yapan bir gruptuk. 2006 sonrası ‘Horizon’ parçasıyla Nokia Super Sound’a katılınca ve dereceye girince  Tarkan Gözübüyük’le tanıştık. Nokia Supersound’un gazıyla albüm yapmaya karar verdik. Bugün Türkiye piyasasında bir plak şirketi sahibi, patlayan bir müzik türünden pay kapabilmek için herhangi bir adama o müzik türünde albüm yaptırabiliyor. Bizimki o kadar basit değildi, konsantre olmamız ve malzeme toplamamaız gerekiyordu.

Aldığınız en iyi eleştiri neydi bugüne kadar? Okan Bayülgen seviyor sizi galiba.
C: Bir kere Televizyon Makina’sına çıktık, “Mükemmelsiniz” dedi. Ama onu her çıkana söylüyordur, bize özel olduğunu sanmam.

H: The Climb grubunun vokalisti Gökalp Ergen’in söyledikleri hoşumuza gitmişti. “Önemli olan sizin hissettiğiniz. Kendi tarzınızda devam etmeniz çok önemli” dedi.

N: Müzisyen kimlikleriyle çok ciddiye aldığımız insanlarla şu anda çalışıyoruz zaten. Bu bizim için en iyi eleştiri.

İlk albümü yapıyor olmanın zorlukları nelerdi?
N: Çok sabırsızdık öncelikle. Üç sene önce, üç parçalık bir demo yapıp Tarkan Gözübüyük’e verdiğimizde üç ayda albümü çıkartırız diye düşünüyorduk. “Tarkan sen Amerika’ya gitme albüm çıkacak bak” falan diyorduk.

Albüm yapabilecek kadar şarkınız var mıydı o zaman?
N: Yoktu ama çok gazdık. Ocak ve Mart arasında dört parça yapmıştık. İyi bir ürün çıkarmanın gazıyla Haziran, Temmuz gibi çıkarırız albümü diyorduk. Ağustos’a sarkmasın diyorduk. İlk albümü yaparken kayıt süreci pek zor geçmedi. Uzun bir sürede çalıştık ve bu her şeyi sindirerek yapmamıza sebep oldu. Tarkan zaten prodüktör olarak bizi çok rahatlattı.

Bir müzisyenin stüdyodaki en büyük stresi nedir albüm yaparken? Beste yaparken tıkanmak mı mesela  yoksa albümün tutmaması olasılığı mı?
C: Kayıtla ilgili stres yaşadık. Ama gördük ki Tarkan lokum gibi bir insanmış. Korktuğumuz başımıza gelmedi, kayıtlar güzel geçti.

N: Tıkanma olayı bir ürün ortaya koyan, örneğin resim yapan birinin de başına gelir. “Aynı ton kırmızıyı tutturacak mıyım?” der. Bazı işlerimizle öyle güzel tepkiler alıyoruz ki sonraki parçalarda aynı etkiyi yaratabilecek miyiz kaygısı yaşıyoruz. Bu zaten yaratım sürecinin de çok büyük bir besleyicisidir.

Neler yaparsınız tıkandığınızda?
H: Başka materyallere yoğunlaşırız.

Neler dinlediniz albümü yaparken?
H: Herkes farklı şeyler dinliyor, tek bir isim veremeyiz. Hepsi de illa ki etkilemiştir.

N: Bu albüm öncesi çılgınca İbrahim Tatlıses dinledik gibi bir şey yoktu. Bu iyi mi bilmiyorum ama bizde öyle bir grup refleksi, tek bir müzisyene abanma durumu olmadı. İki kişi bir adamı çok sevebiliyor ama ben beğenmeyebiliyorum.

C: Kafamızı tamamen boşaltıp giriyoruz zaten stüdyoya. Ne geliyorsa o çıkıyor.

Profesyonel müzik piyasasına geçiş yapmak korkutuyor mu sizi?
H: Korkmaktan ziyade heyecanlıyız.

İyimser misiniz?
H: Evet zaten hayatı çok neşeli yaşayan insanlarız. Olaylar bizim canımızı kolay kolay sıkamaz.

N: Söylemesi ayıp ama profesyonel hayatın çok da dışında değildik.

C: Yıllardır beraber ya da ayrı ayrı çok sahne tecrübemiz oldu.

Parçalarda müzik mi öne çıkıyor yoksa sözler mi?
N: Biz daha çok müzik grubuyuz bence. Bazıları önce söz yazar üzerine müzik düşünür çünkü asıl olayı söz yazmaktır. Bizde de önce sözün yazıldığı olabiliyor ama genelde müziği ifade edecek en iyi sözü bulmak meselemiz.

Şarkılarınızda politik / toplumsal olaylara göndermeler var mı? Yoksa sadece kişisel öyküler mi anlattınız?
H: İkisi de var.

N: Mümkün olduğunca bireyin gözünden çıkan ama kesinlikle sadece bir insana ait olmayan duygulardan bahsetmeye çalıştık. Yani “Ayşe’yi çok sevdim, o beni sevmedi” gibi birebir olaylardan bahsetmedik. Kendi üzerimizden olaylar anlattık tabii ki ama bunu daha evrensel bir tencerede eritmeye çalıştık.

Albümlerin satmadığı, herkesin mp3 indirdiği bir dönemdeyiz. Yeni albüm çıkarmak riskli değil mi?
N: Öyle mi dersin?

H: Bizim yapmak istediğimiz albümü çıkarmak her zaman riskti. Dönemin kötü olması çok da fark etmiyor.

Sizi müzik sevdasından vazgeçme noktasına getiren veya albüm yapma sürecinde umudunuzu kıran olaylar oldu mu?
H: Hiçbir zaman çalmayı bırakmayı düşünmedim. Albüm satacağım, sokakta insanlar tanıyacak diye hayal kurmadım hiç. Sahnede olma deneyimi çok farklı ve güzel çünkü. Asla vazgeçemeyeceğim bir şey.

N: Oldu olmaz mı? O umutsuzlukla sigarayı bırakmıştım tekrar başladım mesela. Bence kendinize tutunacak çok güçlü bir şey yaratmazsanız, yaptığınız şey sizi ayakta tutabilecek kadar kuvvetli olmazsa onu bırakmaya çok meyilli olursunuz.

Sen nasıl toparlandın o dönem?
N: Gruba daha ciddi bakmaya başladım. O zamana kadar hayattaki çok büyük bir hoşluktu Gren benim için. Kurtlarımızı döküyorduk, kendimize göre çok orijinal bir şey yapıyorduk. Belki çoğu insanın dinleyip de bir şeye benzetemeyeceği bir müzik yapıyorduk. Ama 2003-2004 gibi Gren bizim hayatımızın amacı değildi. Elemanların Gren’i ciddiye alış dereceleri çok farklıydı. Bu tartışmalara neden olunca ara verdik. Ne yazık ki bazı insanların hayatta onaya ihtiyacı oluyor. Mesela benim öyleymiş. Yaptığım işin takdir edilmesi gerekiyormuş,  yaptıklarımızın değerini fark edebilmem için.

Albüm noktasına gelene kadar konserlerle piştiniz sanırım. Bu süre zarfında müzik dışında ne iş yaptınız? Nasıl geçindiniz?
N: Mendil sattık kolonya sattık. Şaka tabii, grafikerim ben.

C: Ben çalışmıyorum. Bahçeşehir Üniversitesi’nde Sinema-TV master’ı yapıyorum.

H: Ben grafik okuyorum.

Can sen ilerde sinemayla ilgili bir şey yapmak istemez misin? Gren’in kliplerine el atarsın belki...
C: Olabilir şu ana kadar reji asistanlığı filan yaptım zaten. Klipleri çekmek güzel olur. Ama şu an pratiği bıraktım, teorisini okuyorum sadece. Albümden sonra değişir bu durum belki.

Bundan sonrası için tüm hayatınızı müzikle geçirebilecek kadar emin misiniz yaptığınız müzikten ve müziğe olan aşkınızdan?
H: Hayatımızı müzikten kazanırsak bu bizi bozmaz. Olmazsa da ne yapalım.

N: Hayatta birkaç şey olması güzel zaten. Merkezde müzik olduktan sonra yan işler yapmak kötü değil. Kendinizi deşarj edebilecek, kafanızı boşaltabilecek noktalarınız oluyor o şekilde hayatınızda. İyi bir şey bu. Tüm hayatını müziğe veren insanlara çok saygı duyuyorum, bazı insanlar o şekilde çok güzel ayakta kalabiliyor. Ama bazılarının hayat tarzlarını ve yaşayışlarını görünce onlar için çok da hayırlı olmadığını görüyorsun, tüm hayatlarını müziğe adamış olmanın.

Hayırlı değil derken?
N: Müzikle yaşamak, hayatını kazanmak kolay değil. Kendine göre kuralları ve yaşam tarzı var müziğin. Sabah sekiz akşam beş çalışmak gibi değil.

Siz düzenli hayatı mı tercih ederdiniz?
N: Tabii. Ben sabah erken kalkmaktan çok memnunum mesela.

H: Kesinlikle hayır.

Nedim hiç düzenli hayatı seven birine benzemiyor.
N: Kız arkadaşım yurt dışında ondan galiba. Bir gelsin de...

Albüm sonrası önemli olan konserler, festivaller... Sizce yeterli sayıda ve kalitede konser mekânı, festival var mı Türkiye’de?
H: Bu arz talep meselesi. Bu sene festival yoktu ama olsa dolacak mıydı ki? Sanki dolmayacağı için olmadı gibi geliyor bana. Daha fazla festival olması için daha çok insanın bu tarz müzik dinlemesi, bu işe gönül vermesi lazım. Kimsenin suçu değil.

C: İnsanların her geçen gün alım gücü düşüyor. Konsere, festivale gitme durumu olmayabiliyor. Biz bile istediğimiz konserlere gidemiyoruz bazen.

N: Biz Eskişehir’e, İzmir’e, Ankara’ya gittik ve çaldığımız yerler güzeldi. Eskiden insanlar “Gittik kolon yoktu, çay tabağına girdik” falan gibi efsaneler anlatırdı. Artık öyle bir durum yok. Gittiğimiz birçok yer teknik anlamda düzgündü.

Kimlerle çalmak istersiniz?
H: Hayallerimizdeki Türk isimlerle çaldık zaten. Kül, Shiva gibi yıllardır arkadaş olduğumuz gruplarla çalsak mutlu oluruz. Hayal değil ama takılmak zevkli olur.

    
" TimeOut İstanbul " Röportajı '08

EMOPUNK 24.09.2008 21:11:05
ayy gelsin gelsin albüm süper olur (: iyi bir haber bu..

xenna 12.10.2008 11:44:26
Murat Çopur daha önce anima grubunda çalıyodu hala öyle mi acaba?

EMOPUNK 12.10.2008 16:00:57
Murat Çopur daha önce anima grubunda çalıyodu hala öyle mi acaba?
hayır anima grubu dağıldı..

kaygusuz 20.10.2008 22:18:57
Alıntı
Herkese selamlar..

Yaklaşık bir senelik çalışma sürecinin ardından, dün akşam saat 00:30 sularında, kayıtlarımız kazasız belasız (!) tamamlandı. Müzik sektöründe bilinen bütün kuralların yıkılmakta olduğu, dünyanın sayılı gruplarının bile basılı, elle tutulur medyalara şüpheyle bakmaya başladığı, koca bir devrin sonuna yaklaştığımız bu dönemde üstüne onlarca ter ve gözyaşı döktüğümüz bu işi sonuna erdirebilmek bizim için oldukça önemliydi. Bundan sonra artık 2009 ekonomik krizi Türkiye'yi darmadağın eder de memlekette tek albüm bile mi satılmaz, 2012'de maya takvimine göre dünyanın sonu gelir, bizim ikinci albüm miks aşamasındayken bir anda Andromeda galaksisinde süzülmeye mi başlar ya da Seda Sayan ve Nihat Doğan tekrar birleşip 5. elementi oluşturur da, zamanda bir delik açılıp hepimizi mi yutar bilemem ama bildiğim birşey var ki o da bu işin ne kadar güzel bir iş olduğu ve her türlü olumsuzluğa rağmen yapmaya değer olduğu.
Her zaman yanımızda olduğunuz için hepinize ayrı ayrı teşekkürler. Söylenişi basmakalıp olmaktan nasıl kurtulur bilmiyorum ama sizdeki sabır bizde olsa dağları delmiştik sanırım. Özellikle grenizm.com ve onun sevgili üyeleri sayesinde ne için çalıştığımızı daha iyi farkına vardık.

çok yakında görüşmek üzere

gren

http://www.myspace.com/grenband adresinden alıntıdır.


Sayfa: 1 2 3 4 5 [ 6 ]