|
||
dinci kişiliğiyle bugüne kadar biçok şiirini okuduğum ama hiçbirini sevmediğim bi isim. sevemedim sevmem de heralde.
|
||
|
||
"dinci" kelimesinin anlamını hiç bi zaman kavrayamayacağım sanırım ![]() hemen hemen bütün şiirlerini okudum ve çok sevdim. Necip Fazıl ustaya saygılar... |
||
|
||
evt iyi bir yazar ama kitapları basit geliyor bana içinde kan fln yok
|
||
|
||
NECİP FAZIL KISAKÜREK TARİHİN İÇİNE GÖMEMEYECEĞİ NADİR ŞAİRLERİMİZDEN... SAYGIYLA ANIYORUM benim şairler listemde ilk sıralarda yer alıyor
|
||
|
||
evt iyi bir yazar ama kitapları basit geliyor bana içinde kan fln yok hehe kan mı yok bu kadın polisiye yazarların basında geliyor nasıl kan yok bence sen bastan oku kitapları.. ![]()
|
||
|
||
| hayatın gerçeklerini insanın yüzüne yüzüne vuruyor şiirlerinde bencede çok başarılı | ||
|
||
aytenli bir şiiiri vardı ahmet ümitin bitek onu biliyorum bende bi hocam sayesinde oda her derste öğrencilerin birinin yanına yaklaşır ona şiirden bikaç satır okurdu aklıma gelir hep o halleri canım hocam daha 15 ine bile gelşmeyen bi çocuk tarafından suçsuz yere vuruldu henüz 32 yaşındaydı canım hocam :'(allah rahmet eylesin. ve kahretsinki suçlu çocuk hala elini kolunu sallaya sallaya dışarda dolaşıyor
|
||
|
||
| Çok başarılı bir şair ve iyibir yazar.Can Dündarın 'SAVAŞTA NE YAPTIN BABA?' kitabını tavsiye ederim. | ||
|
||
| Sen başka yazarla karıştırmadıgına eminmisin.Kitapların kapaklarında bile kan var.Elinden bırakamıyorsun okudugunda katil kim buna neolcak yok kesin bu ee o bunu yaptıysa o noluyor gibi sorularla yorulmuş ve hamlaşmış beynimize cimlastik yaptırıyor.Kitaplarının serisini tamamlamaya çalışıyorum bende herkesin kitaplıgında birtane olması gerektigini düşünüyorum. | ||
|
||
| 1982 yılında A.Ü. S.B.F. Basın Yayın Yüksek Okulu’ndan mezun oldu. 1979’den itibaren sırasıyla Yankı, Hürriyet, Nokta, Haftaya Bakış, Söz ve Tempo’da çalıştı. 1986’da İngiltere’de “London School of Journalism”i bitirdi. ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünde Siyaset Bilimi dalında yüksek lisansını 1988’de, aynı bölümünde doktorasını 1996 ‘da tamamladı. Televizyona 1988’de TRT’de başladı. 1989’da “32.Gün”de çalışmaya başladı. Mehmet Ali Birand ve Bülent Çaplı ile birlikte 1991’de “Demirkırat”ı, 1994’de “12 Mart”ı yaptı. * 1992’de “Cumhuriyet’in Kraliçeleri”ni, 1993’de “Sarı Zeybek”i hazırladı. Can Dündar'ın Sarı Zeybek Kitabı Can Dündar'ın Sarı Zeybek Kitabı * 1993-94 yıllarında Birand’la birlikte “Çapraz Ateş”i yaptılar. * 1994-95 yıllarında “Gölgedekiler” belgesel dizisini hazırladı. * 1996-97’de hazırladığı 10 bölümlük “Aynalar” belgeseli Show Tv’de yayınlandı. Yine Show Tv’de 2 yıl süre ile “40 Dakika” haber programını hazırlayıp sundu. * 1998’de “Yükselen Bir Deniz”i hazırladı. * 1999’da “İsmet Paşa” belgeselini Bülent Çaplı ile birlikte hazırladı. * "Zaten Tiyatro Dediğin Nedir Ki?" isimli Devlet Tiyatroları belgeselini 1999’da hazırladı. Köy Enstitüleri için hazırladığı belgesel 2000 yılında ATV'de yayınlandı. * 2000 yılında NTV'ye 10 bölümlük “4.Nesil” ve “İş Bankası” belgesellerini , 2001’de CNN Türk’e “Halef” belgeselini hazırladı. * 2002 Ocak ayında hazırladığı Nazım Hikmet belgeseli CNN Türk kanalında yayınlandı. * 2002’de 3 bölümlük Fenerbahçe’nin tarihinin anlatıldığı “Bahçedeki Fener” belgeselini hazırladı. * 2003 yılında “Bir Yaşam İksiri”belgeselini ve “O Gün” belgesel dizisini , 2004’te “Yüzyılın Aşkları” ve “Karaoğlan”ı hazırladı. * 2005 yılında "Yetiştik Çünkü Biz!.." Mülkiye Belgeseli'ni hazırladı. * 2006 Şubat'ında Adnan Menderes-Ayhan Aydan aşkını anlatan "Tatarım" belgeselini yaptı. Köşe yazarlığı 1994'te Aktüel'de başladı. Aynı yıl günlük köşe yazıları yazmaya başladığı Yeni Yüzyıl gazetesinde 5 yıl çalıştı. 1999 Ocak'ından 2000 Aralık sonuna kadar Sabah gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. 2001 Ocak ayından beri Milliyet Gazatesinde köşe yazılarına devam etmektedir. 1994-2005 yılları arasında Aktüel dergisinde köşe yazıları yazmıştır. Yönetmenliğini yaptığı belgeseller * Demir Kırat * Gölgedekiler * Aynalar Ahmet Kaya Yılmaz Güney Sezen Aksu Kemal Sunal Zeki Müren İbrahim Tatlıses Ajda Pekkan Orhan Gencebay Tanju Çolak Türkan Şoray * İş Bankası Belgeseli - 1999 * Nazım Hikmet Belgeseli - 2001 * Bahçedeki Fener - 2002 * O Gün 18 Ağustos 1999 - 2002 6 Kasım 1983 - 2002 6-7 Eylül 1955 - 2002 17 Şubat 1959 - 2003 16 Mart 1978 - 2003 17 Ocak 1991 - 2003 * Bir Yaşam İksiri : Dr. Nejat Eczacıbaşı - 2003 * Önce İnsan - 2003 * Yüzyılın Aşkları - 2003 / 2004 * "Karaoğlan" Belgeseli - 2004 (Rıdvan Akar ile birlikte) * Garip :Neşet Ertaş - 2005 Senaryosunu yazdığı belgeseller * Son Ocak - 1992 Hazırladığı belgeseller * Yükselen Bir Deniz * 12 Mart Belgeseli (10 Bölüm) (Bülent Çaplı ile birlikte) * Sarı Zeybek * Köy Enstitüleri * Cumhuriyetin Kraliçeleri (5 Bölüm) * Halef - 2001 * Diyarbakır Belgeseli - (Proje aşamasında) Yayımlanmış eserleri * Demirkırat: Bir Demokrasinin Doğuşu (Mehmet Ali Birand ve Bülent Çaplı ile birlikte), Milliyet Yayınları, 1991 * Sarı Zeybek, Milliyet Yayınları, 1994 * 12 Mart İhtilalin Pençesinde Demokrasi (Mehmet Ali Birand ve Bülent Çaplı ile birlikte), İmge Kitabevi Yayınları, 1994 * Gölgedekiler, İmge Kitabevi Yayınları, 1995 * Hayata ve Siyasete Dair, İmge Kitabevi Yayınları, 1995 * Yağmurdan Sonra, İmge Kitabevi Yayınları, 1996 * Ergenekon (Celal Kazdağlı ile birlikte), İmge Kitabevi Yayınları, 1997 * Yarim Haziran, İmge Kitabevi Yayınları, 1998 * Benim Gençliğim, İmge Kitabevi Yayınları, 1999 * Köy Enstitüleri, İmge Kitabevi Yayınları, 2000 * Nereye?, İmge Kitabevi Yayınları, 2001 * Yaveri Atatürk'ü Anlatıyor, Salih Bozok, Doğan Kitap, 2001 * Uzaklar, İmge Kitabevi Yayınları, 2002 * Yükselen Bir Deniz, İmge Kitabevi Yayınları, 2002 * Savaşta Ne Yaptın Baba? (Savaş Yazıları), İmge Kitabevi Yayınları, 2003 * Bir Yaşam İksiri: Dr. Nejat F. Eczacıbaşı, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Ekim 2003 * Mustafa Kemal Aramızda (Ülkem Özge Sevgilier ile birlikte), Doğan Kitap, Ekim 2003 * Büyülü Fener, İmge Kitabevi Yayınları 2003 * Yıldızlar, İmge Kitabevi Yayınları, 2004 * Sedat Alp: İlk Türk Hititoloğun Yaşam Öyküsü (Fatma Sevinç ile birlikte), TÜBA, 2004 * Kırmızı Bisiklet, İmge Kitabevi Yayınları, 2005 * Nazım, İmge Kitabevi Yayınları, 2005 Ödülleri * RTGD TV Oskarları: En iyi program - Neden * Yıldız Teknik Üniversitesi: En iyi köşe yazarı * A.Ü. Hukuk Fakültesi: En iyi program - Neden * Kadir Has Üniversitesi: En has köşe yazarı * İstanbul Üniversitesi: En iyi yazar * Gazi Üniversitesi: En iyi program - Neden * Ankara Özyurt İlkokulu: En iyi iletişimci * İstanbul Pertevniyal Lisesi: En iyi köşe yazarı * İstanbul Vefa Lisesi: En iyi yazar * Erciyes Üniversitesi: Yılın gazetecisi * Prof. Dr. Mehmet Kaplan Sosyal Bilimler Lisesi: En iyi belgeselci Kendisi hakkında her şeyi ve yazılarını http://www.candundar.com.tr/ adresinde bulabilirsiniz. |
||
|
||
| Bütün yazarlarımıza/şairlerimize ayrı ayrı konu açmak yerine bütün bunları bir başlık altında toplamak daha mantıklı olur diye düşündüm. | ||
|
||
| Nazım Hikmet Ran 'ın Biyografisi 15 Ocak 1902'de Selanik'te doğdu. Heybeliada Bahriye Mektebi'ni bitirdi. Hamidiye Kruvazörü'nde güverte subayı iken, sağlık nedeniyle askerlikten ayrıldı, bu arada ilk şiirlerini yayımladı. 1921 başlarında Kurtuluş Savaşı'na katılmak için Anadolu'ya geçti, Bolu'da öğretmen olarak görevlendirildi. Daha sonra Batum üzerinden Moskova'ya giderek Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi'ne (KUTV) yazıldı. Burada siyasal bilimler ve iktisat okudu. 1924'te yurda döndü. Aydınlık Gazetesinde yayınlanan yazı ve şiirleri yüzünden on beş yıl hapsi istenince yeniden Sovyetler Birliği'ne gitti. 1928 Af Kanunu'ndan yararlanıp tekrar yurda döndü. Resimli Ay dergisinde çalışmaya başladı. 1932'de yeniden dört yıl hapse mahkûm olduysa da, bu kez Onuncu Yıl Affı'ndan yararlandı. Gazetecilik yaptı, film stüdyolarında çalıştı. 1938'de orduyu ve donanmayı isyana teşvik ettiği iddiasıyla 28 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı. Çankırı ve Bursa cezaevlerinde yattı. 1950'de özgürlüğüne kavuştuysa da sürekli olarak izlenmekten kurtulamadı; kitaplarını yayınlatma, oyunlarını oynatma olanağı bulamadı. Askere alınması kararlaştırılınca Romanya üzerinden tekrar Moskova'ya gitti. 1951'de T.C. yurttaşlığından çıkarıldı. 3 Haziran 1963'te bir kalp krizi sonucu yaşama veda etti. Moskova'da Novodeviçye Mezarlığı'nda toprağa verildi. VATAN HAİNİ "Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ. Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet. Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ." Bir Ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne, kapkara haykıran puntolarla, bir Ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında Amiral Vilyamson'un 66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, Amerikan amirali Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira. "Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ." Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz, ben yurt hainiyim, ben vatan hainiyim. Vatan çiftliklerinizse, kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan, vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan, vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın, fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan, vatan tırnaklarıysa ağalarınızın, vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa, ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan, vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa, vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan, ben vatan hainiyim. Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla : Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ. NAZIM HİKMET bence gerçek bir sanatçıydı.b] |
||
|
||
| üstad. | ||
|
||
| OTOBİYOGRAFİ 1902'de doğdum doğduğum şehre dönmedim bir daha geriye dönmeyi sevmem üç yaşımda Halep'te paşa torunluğu ettim on dokuzumda Moskova'da komünist Üniversite öğrenciliği kırk dokuzumda yine Moskova'da Tseka-Parti konukluğu ve on dördümden beri şairlik ederim kimi insan otların kimi insan balıkların çeşidini bilir ben ayrılıkların kimi insan ezbere sayar yıldızların adını ben hasretlerin hapislerde de yattım büyük otellerde de açlık çektim açlık gırevi de içinde ve tatmadığım yemek yok gibidir otuzumda asılmamı istediler kırk sekizimde Barış madalyasının bana verilmesini verdiler de otuz altımda yarım yılda geçtim dört metre kare betonu elli dokuzumda on sekiz saatta uçtum Pırağ'dan Havana'ya Lenin'i görmedim nöbet tuttum tabutunun başında 924'de 961'de ziyaret ettiğim anıtkabri kitaplarıdır partimden koparmağa yeltendiler beni sökmedi yıkılan putların altında da ezilmedim 951'de bir denizde genç bir arkadaşla yürüdüm üstüne ölümün 52'de çatlak bir yürekle dört ay sırtüstü bekledim ölümü sevdiğim kadınları deli gibi kıskandım şu kadarcık haset etmedim Şarlo'ya bile aldattım kadınlarımı konuşmadım arkasından dostlarımın içtim ama akşamcı olmadım hep alnımın teriyle çıkardım ekmek paramı ne mutlu bana başkasının hesabına utandım yalan söyledim yalan söyledim başkasını üzmemek için ama durup dururken de yalan söyledim bindim tirene uçağa otomobile çoğunluk binemiyor operaya gittim çoğunluk gidemiyor adını bile duymamış operanın çoğunluğun gittiği kimi yerlere de ben gitmedim 21'den beri camiye kiliseye tapınağa havraya büyücüye ama kahve falıma baktırdığım oldu yazılarım otuz kırk dilde basılır Türkiye'mde Türkçemle yasak kansere yakalanmadım daha yakalanmam da şart değil başbakan filân olacağım yok meraklısı da değilim bu işin bir de harbe girmedim sığınaklara da inmedim gece yarıları yollara da düşmedim pike yapan uçakların altında ama sevdalandım altmışıma yakın sözün kısası yoldaşlar bugün Berlin'de kederden gebermekte olsam da insanca yaşadım diyebilirim ve daha ne kadar yaşarım başımdan neler geçer daha kim bilir. 11 Eylül 1961 / Doğu Berlin. |
||
|
||
| Mor" | Mehmet Fidan ç o k mu m o r sevgilim özür dilerim d a h a a ç ı k bir rengi yok gök-yüzümün. çünkü ben eskiden ben eskiden mor kanatları olan bir kuştum ben eskiden uçabiliyordum. sen çılgındın. kiraz gibi. sonra korku şişirince kalbimi ben az kalsın ölüyordum seni tanımadan önce ben uçabiliyordum. üç ipte asılı üçer ölü biri geçmiş zamanın izindeydi biri sevgilim biri kaşıktaki suyun çıldırttığı suretimdi üç ipte asılı üçer ölü biri geri gelmeyecek zamanın peşindeydi gökyüzü kör sevgilim sağır yanıldığımı anlamak için bu kadar teselli kâfiydi. gökyüzü kör. sevgilim sağır. gök-yüzüm… mor… durmadan güneş yakıyordu canımı. |
||