Notice: Undefined index: arc_full in /home/mor/public_html/forum/arsiv.php on line 613
Yazarlar ve Şairler

Notice: Undefined index: arc_home in /home/mor/public_html/forum/arsiv.php on line 372

Notice: Undefined index: arc_topic in /home/mor/public_html/forum/arsiv.php on line 373
mor ve ötesi fan sitesi () => Edebiyat

: Yazarlar ve Şairler

Notice: Undefined index: arc_page in /home/mor/public_html/forum/arsiv.php on line 389

: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 [ 13 ] 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23

^ePhEdRiNe^ 04.05.2008 09:12:40
Mehmet Fidan
Tüm yazıları:

"Sözleri Unuttuk" [Şiir]
"Mor" [Şiir]
"Yarın Yine Yağmurlu" [Öykü]
"Piasora II" [Şiir]
"Sekize Kadar Sayarak Yumrukladım Yüzümü" [Şiir]
"Âşıktım, Annem Aşağılamıştı Beni" [Öykü]
"Kasaplar, Deliller, Fahişeler" [Şiir]
"Piasora III" [Şiir]
"Biz Delirdik Diyor Biri! Sandalda Başka Kimse Yok!" [Şiir]
"Camdan Kalpler Balosu" [Şiir]
"Kırmızı Nehir" [Öykü]
"Kör Şiir" [Şiir]
"Her Rengi Tatmış Saçların Gökkuşağı mı Sevgilim?" [Şiir]
"Le Horla" [Şiir]
"Biz Kırmızı Işıkta Geçiyorduk" [Şiir]

Yukarıdaki eserlerini okumak için: http://mavimelek.com/mehmet_fidan.htm
Ayrıca yazılarını takip etmek için: http://fidanm.blogcu.com/

E.Ü 07.05.2008 17:02:00
Acı

Yaşamak uğruna
ölmek bu olsa gerek
Sevmek uğruna
acı çekmek bu olsa gerek
Hayat uğruna
savaşmak bu olsa gerek
Peki ya senin uğruna
Üzülmek niye?

ben en cok bunu beyendim.

immortal 10.05.2008 14:21:14
acı ve sana bakmak gerçekten güzel ama can yücel ve can dündar şiirlerini hiçbirine değişmem Wink Smiley

burki 10.05.2008 17:27:07
ankara şiiri beni çok rahatlatıyor. Sevebilme İhtimali zaten tartışılmaz.  Smiley

zafer_bergama23 11.05.2008 11:18:10
Lakin aşk,
Biraz da utanmaktır yaşamaktan...

çok güzel şeyler yazmış sanatçı adam nede olsa =)

hermione_emma 19.05.2008 16:51:33
SİL



Yeni cep telefonuma eskisinin rehberini geçiriyordum dün...
Baktım, bazı isimlerin numaraları duruyor; kendileri yok...
Bir deprem sonrasının hazin sınıf yoklaması gibi:
"- Cem Karaca?"
"- Yok!"
"- Barış Manço?"
"- Yok!"
"- Erol Mutlu?"
"- Yok!".
"- Melih Kibar?"
"- Yok!"

* * *

Sanki mazinin kumsalına yazılmış isimler... Eninde sonunda geleceğini adımız gibi bildiğimiz halde hiç gelmez zannettiğimiz bir dalga geliyor ve yıllar yılı özene bezene sahile işlediğimiz o güzelim yazıları bir darbede siliyor. Kum gibi dağıtıp ummana sürüklüyor.
Sonrası boşluk... Sonsuz bir boşluk...

* * *

Yitik dostların, tanışların ekrandaki isimleri üzerinde geziniyor parmağım... "Sileyim mi" diye soruyor telefon...
Başparmağın ucunda bir ömür...
Can, bir tuş mesafesinde...
"Sil" komutuna elim varmıyor.
"Sil"mek ihanet gibi geliyor.

* * *

Rehberim isim dolu... Kimi canlı, kimi ölü... "Sil"meye kıyılamamış nice isim, yaşayanlarla birlikte duruyor orada... "Yaşayanlar" dediğim, sırasını bekleyenler... Kim bilir hangisi, hangisinin ardı sıra... "Ha 3 gün önce, ha 5 gün sonra..."
Kimi vakitli, kimi apansız, bir anda...
Rasgele arıyorum yitenlerden birini...
Gençten bir kadın sesi yanıtlıyor:
"Aradığınız numaraya şu an ulaşılamıyor."
Gelecekte ulaşılması da mümkün görünmüyor. "Daha sonra tekrar deneyiniz" tavsiyesine gülüyorum.
Denemeye söz veriyorum.
Ölmüş de hafızadan silinmemiş dostlar, ölmeden silinenlerden daha uzun yaşıyor bu rehberde...

* * *

Hep merak ederim:
Nereye gider bu bilgisayarların, cep telefonlarının posta kutularından silinen mesajlar, mektuplar, yazılar...
Onca harf, cümle, satır?.. Sanal âlemin görünmez kablolarına tutunup bir ekrandan yüreklere ulaşan haykırışlar, özlemle tuşlanmış, mesaj kutularında saklanmış aşklar... ne olur silinince?..
Uzay boşluğunda dağılır mı?
Yoksa bir yerlerde saklanır mı?
Bir gün yeniden toplanır mı?
Silinmiş yazılar diyarında...
Bir pişmanlık kurultayında...
Ya ölenler?
Onlar hangi keşfedilmemiş ülkeye gider?..

* * *

Galiba hayattan kayıt sildirdikten sonra ilkin gelip sevenlerinin hafızasına kaydoluyorlar.
Bilgisayar gibi değil insan hafızası...
Bir tuşluk "sil" komutuyla silmiyor sevdiğini... silemiyor.
Emir, ferman dinlemiyor.
Hatıralara sarıp saklıyor orada... anıyor, yâd ediyor, "yaşatıyor".
Belki hiç unutmuyor ve yanına gidene dek orada koruyor. Belki -5-10 yıl sonra- bir gün "hafızası doluyor", onu silip yerine bir başka ismi yazıyor.
İşte insan asıl o zaman "sil"iniyor.
Sözün özü, demem o ki;
Unutmazsak yaşatırız!
Can Dündar

hermione_emma 19.05.2008 16:57:00
BAHAR GELME ÜSTÜME



Bahar, yalvarırım çek git işine!..
Salma üstüme çiçeklerini,
...aklımı çelme!..
Her sabah çimenlerin çiyden ürpererek uyanıyor bahçemde; sonra güneşle oynaşıp tütsülenmiş gibi buğulanıyor.
Ne zaman sokağa çıksam badem ağaçları salkım saçak çiçek...
Kavaklar kıpır kıpır, ıslık ıslığa meltem...
Kırda dayanılmaz bir kekik kokusu, toprakta türlü çeşit börtü böcek...
Yapma bunu bana bahar,
Böyle üstüme gelme...!

* * *

Zaten damarlarımda zor zaptediyorum kanımı...
Çoktan cemreler düşmüş beynime, yüreğime...
Kalbimin buzları erimiş.
Göğüs kafesimde ne idüğü belirsiz bir kıpırtıyla geziyorum nicedir...
Bir de sen çıldırtma beni...
Krizdeyim ben... tembelliğin sırası değil, uyamam sana...
Al git serçelerini sabahlarımdan, çağlalarına, kokularına hakim ol.
Meltemlerine söyle, deli gibi ıslık çalıp sokağa çağırmasınlar beni...
Bulutların üşüşmesin başıma...
Girme kanıma benim...
...yoldan çıkarma...!

* * *

Sen ki en cilvelisisin mevsimlerin,
afrodizyakların en etkilisi,
Sevdanın suç ortağısın.
Kıyma bana...!
Biliyorum çünkü, yine kandırıp yeşillendireceksin aşka; gövdemi azdırıp sonra birden çekip gideceksin.
Tam kanım kaynamışken sana, toplayıp allarını morlarını, beni bir kuraklığın ortasında terk edeceksin...
O iple çektiğim ışığın, dayanılmaz olacak o zaman...
Ne o delişmen sabahlar kalacak, ne günaha çağıran çapkın eteklerin uçuştuğu günbatımları...
Tembel kuşların şakımaktan bitap, ebruli çiçeklerin kokmaktan...
Buselerin nemi kuruyacak çöl rüzgarlarında...
Yeşerttiğin çiçekler, yürekler solacak; damar damar çatlayacak ruhumuz...
Hayat, bir ezik otlar diyarına dönüşecek yeniden... yüreğim viraneye...
Her bahar sarhoşluğu gibi, geçecek bu sonuncusu da...
Ebedi bahar, bir başka bahara kalacak.

* * *

İyisi mi, hiç azdırma ruhumu bahar...
İş açma başıma...
Git işine!
Yoldan çıkarma beni!..
Can DÜNDAR

*Pollyanna 19.05.2008 17:13:22
4 Ekim 1910 tarihinde Diyarbakir'da Camiikebir mahallesinde dogdu, 12 Ekim 1956 tarihinde Viyana (Avusturya)'da öldü. Asil adi "Hüseyin Cahit" tir.Ilkokulu Diyarbakir'da okudu. Istanbul'a Saint Joseph Lisesi'nde basladigi ortaögrenimini Galatasaray Lisesi'nde tamamladi (1931). Sonra Istanbul'da Mülkiye Mektebi'nde (1931-1935) ve Yüksek Ticaret Okulu'nda okudu. Yüksek ögrenimini tamamlamak için Paris'te Sciences Politiques'te sürdürdü (1938-1940). Ögrenimi sirasinda Paris Radyosu'nda Türkçe yayinlar spikerligi yapti. Savas sirasinda kentin isgal edilmesi üzerine yurda döndü. 1944 yilindan baslayarak Ankara'da Anadolu Ajansi, Toprak Mahsulleri Ofisi ve Çalisma Bakanligi'nda çevirmen olarak çalisti. 1954 yilinda felç geçirdi, sagitimi için götürüldügü Viyana'da yasami son buldu. Mezari Ankara'dadir. Hece ölçüsünün olanaklarini genisletti; içtenlik, yalinlik ve akici bir söyleyisin egemen oldugu; ask, doga sevgisi, geçmis,ölüm, özlem, yalnizlik, yasama sevinci gibi izleklerin islendigi siirlerinde sairanelikten ve siirsellikten vazgeçmedi. Fransiz sairlerinden, özellikle Baudelaire ve Verlaine'den etkilenmistir.

*Pollyanna 19.05.2008 17:13:53
ÇOCUKLUĞUM

Affan Dede'ye para saydım
sattı bana çocukluğumu
artık ne adım var ne yaşım
bimiyorum kim olduğumu
hiçbir şey sorulmasın benden
haberim yok olan bitenden

bu bahar havası bu bahçe
havuzda su şırılşırıldır
uçurtmam bulutlardan yüce
zıpzıplarım pırıl pırıldır
ne güzel dönüyor çemberim
hiç bitmese horoz şekerim



GÜN EKSİLMESİN PENCEREMDEN


Ne dogan güne hükmüm geçer,
Ne halden anlayan bulunur;
Ah aklimdan ölümüm geçer;
Sonra bu kus, bu bahçe, bu nur.
Ve gönül Tanrisina der ki:
- Pervam yok verdigin elemden;
Her mihnet kabulüm, yeter ki
Gün eksilmesin penceremden!

*Pollyanna 19.05.2008 17:14:19
35 YAŞ ŞİİRİ

Yas otuz bes! yolun yarisi eder.
Dante gibi ortasindayiz ömrün.
Delikanli çagimizdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yasina bakmadan gider.

Sakaklarima kar mi yagdi ne var?
Benim mi Allahim bu çizgili yüz?
Ya gözler altindaki mor halkalar?
Neden böyle düsman görünürsünüz,
Yillar yili dost bildigim aynalar?

Zamanla nasil degisiyor insan!
Hangi resmime baksam ben degilim.
Nerde o günler, o sevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben degilim;
Yalandir kaygisiz oldugum yalan.

Hayal meyal seylerden ilk askimiz;
Hatirasi bile yabanci gelir.
Hayata beraber basladigimiz,
Dostlarla da yollar ayrildi bir bir;
Gittikçe artiyor yalnizligimiz.

Gökyüzünün baska rengi de varmis!
Geç farkettim tasin sert oldugunu.
Su insani bogar, ates yakarmis!
Her dogan günün bir dert oldugunu,
Insan bu yasa gelince anlarmis.

Ayva sari nar kirmizi sonbahar!
Her yil biraz daha benimsedigim.
Ne dönüp duruyor havada kuslar?
Nerden çikti bu cenaze? ölen kim?
Bu kaçinci bahçe gördüm tarumar?

Neylersin ölüm herkesin basinda.
Uyudun uyanamadin olacak.
Kimbilir nerde, nasil, kaç yasinda?
Bir namazlik saltanatin olacak,
Taht misali o musalla tasinda.

*Pollyanna 19.05.2008 17:14:53
BUGÜN CUMA

Bugün cuma;
Büyükannemi hatirliyorum,
Dolayisiyla çocuklugumu,
Uzun olaydi o günler!
Yere düsen ekmek parçasini
Öpüp basima götürdügüm günler!
O zaman inandigim gibi,
Sahiden bir öbür dünya varsa eger,
Orada da cumaysa bugün,
Basinda bulutlardan beyaz örtüsü,
Büyükannem namaz kilmaktadir,
Namahrem eli degmez seccadesinde;
Mekkei Mükerremeden getirilmis.
Dilerim duasinda unutmasin beni;
Günahkar oldugumu hatirlayarak.




KIRIK KALPLER

Biz askla basi dönmüs iki çocuk
Bütün bir bahar o çiçek ben yaprak
Ya Rabbi ne güzel sevisiyorduk
Dünyayi asktan ibaret sayarak

Kim ne karisti ne istedi bizden
Göz mi degdi ne oldu bu sevdaya
Ayirdilar bizi birbirimizden
Hem de göz göre yürek parçalaya

Askti bizdeki onlardaki mantik
Onlardan yana çikti kahpe felek
Birer kalp biraktilar bize kirik
Ömrümüzce göz yasi döktürecek

*Pollyanna 19.05.2008 17:16:13
21 Ocak 1964'te İstanbul’da doğdu. Kuleli Askeri Lisesi ve Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdi. 1988 Ali Rıza Ertan Şiir Yarışması'nda birincilik, 1989 Akademi Kitabevi Ödülleri'nde, "Eski Bir Çocuk" adlı dosyasıyla mansiyon aldı. 1991 yılında Varlık dergisi "Yaşar Nabi Nayır Şiir Ödülü"nü, "Çamur Şiir" adlı dosyasıyla 1995 "Orhon Murat Arıburnu Şiir Ödülü"nü aldı, "Sokaklar Tekin Değil" adlı dosyasıyla da 2000'de "Cemal Süreya Şiir Ödülü"nü kazandı. "Eski Bir Çocuk" ve "Su Kuşu" kitapları 1992'de, "Beni Yanlış Öptüler Aslında" 1993'te, "Çamur Şiir" 1995'te yayınlandı. 1998'de "Her şey", "Oda", "Kırbaç", "Ayna" şiir kitaplarını çıkardı. Ataol Behramoğlu'na göre "Dilde değiştirmeci, yenilikçi bir tutumla, keskin bir toplumsal eleştiriye yönelik ironinin ağır bastığı şiirler yazdı, yazıyor..."

*Pollyanna 19.05.2008 17:16:58
YIKILIŞ SURESİ

yılan kandırmış, elma yenmiş bir defa
geçelim... ve sabah olmuş ve akşam olmuş onuncu gün

aysel terketmiş beni, beşiktaş motoru batmış
dazlaklar yine dövmüş şalvarlı türkleri
yılan kandırmış, elma yenmiş n'apalım
sekiz tane satılmış ilk kitabımdan
katedralin duvarına işerken yakalanmış
istiklal marşı'nda göğsü kabaran ozan

ve sabah olmuş ve akşam olmuş yirminci gün

ne zamandır asker dolu vagonlar
geçmiyor bu dağlardan
karneye bağlanmıyor ekmek, sınırlar
çizilirken yüzümü kesmiyorum artık
gidenler memnun demek ki yerinden
çok seneler geçti kalanlar memnun demek ki
tek bir darbe yapılmadı karacaahmet'te

ve sabah olmuş ve akşam olmuş otuzuncu gün

çocukluğumu geri istiyorum eski öğretmenim
yalanları unutmadım, 23 nisan'ları
kulağımı çekenleri, kötü şiirleri
gençliğimi geri istiyorum, paslı dişlerini
unutmadım darağaçlarını; selimiye'yi

tevbe.

dağlar çöktü, denizler sustu, gökyüzü
delindi hâlâ bakire eva

hepinizi bekliyorum bir dahaki bahara

*Pollyanna 19.05.2008 17:17:18
KEDİLER

krallara yakışır asılmak
bir tüyün usulca düştüğü yere
gibi sessizce gelir karanlık
son sığınak da terk edilir
kediler ölmeden önce

üstüme gül koklayan bu kenti bırakırım
bırakır giderim, kentler kuşatılırken
kuşlar ölürken gökyüzü yalnızdır

ancak krallara yakışır asılmak
bir tüyün usulca düştüğü yerde
peygamberler gül koklamaz, yalan
çocuklar büyümek istemiyor işte
biz aşınıp küçüldükçe

son sığınak da terk ediliyor
kediler ölmeden önce

kafka, kutsa beni bu gece

*Pollyanna 19.05.2008 17:17:33
ÖLÜM-DİRİM ORUCU

ölümü kucaklayacak kadar
geniş kolları olanlara,
onlara...

öyleyse biz kimiz; kimseyiz
ıssız bir kırmaç izi taşırken sıska sırtımızda
kırılan bir kemiğin hüzünlü "çıt" sesiyiz

ölümün kara
botlarıyla adım adım yaklaştığı

çiçeksiz, kuşsuz, kedisiz
sevinçsiz bir kuyunun dibindeyiz

istasyondan uzaklaşan trenin
gittikçe raylara benzemesi gibi
bir aynanın kırılması gibi yüzümüze bakarken
öyle titrek;
öyle inceyiz.

sessiz sevgisiz utancım benim; yurdum
söyle biz kimiz şimdi; kimseyiz
sapanla vurulan yavru bir kuşun
küçücük tırnaklarıyla tutunmasıyız gökyüzüne

öyle ıssız kaldık seni sevince; öyle.


Notice: Undefined index: arc_page in /home/mor/public_html/forum/arsiv.php on line 446

: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 [ 13 ] 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23



Notice: Undefined index: arc_register in /home/mor/public_html/forum/arsiv.php on line 468