Notice: Undefined index: arc_full in /home/mor/public_html/forum/arsiv.php on line 613
Yazarlar ve Şairler

Notice: Undefined index: arc_home in /home/mor/public_html/forum/arsiv.php on line 372

Notice: Undefined index: arc_topic in /home/mor/public_html/forum/arsiv.php on line 373
mor ve ötesi fan sitesi () => Edebiyat

: Yazarlar ve Şairler

Notice: Undefined index: arc_page in /home/mor/public_html/forum/arsiv.php on line 389

: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 [ 18 ] 19 20 21 22 23

miralay 03.06.2008 20:05:10
Necip Fazıl Kısakürek (d.26 Mayıs 1904, İstanbul - ö.25 Mayıs 1983, İstanbul), Türk şair, romancı, hikâyeci, piyes yazarı ve fikir adamıdır.

Necip Fazıl Kısakürek (NFK)yazdığı "Kaldırımlar" adlı şiir çok beğenildiği için ona bu şiirine ithafen "Kaldırımlar Şairi" denmektedir Kayıtlı bir şecereyle, Alaüddevle devrinin Şeyhülislamı Mevlâna Bektut'a dayanan ve Dulkadiroğulları'na bağlı "Kısakürekler" soyuna mensuptur. Necip Fazıl'ın çocukluğu, mahkeme reisliğinden emekli büyük babasının İstanbul Çemberlitaş'taki konağında geçti. İlk ve ortaöğrenimini Amerikan Koleji ve Fransız kolejleri ile Bahriye Mektebi'nde (Askerî Deniz Lisesi) tamamladı. Lisedeki hocaları arasında dönemin ünlülerinden Yahya Kemal Beyatlı, Ahmet Hamdi (Akseki), İbrahim Aşkı gibi isimler vardı
 
 Eserleri 
Necip Fazıl Kısakürek'in Eyüp'teki mezarı12 yaşında şiire başlayan Necip Fazıl'ın ilk şiir kitabı daha 17 yaşında iken yayınlandı ve şiirleri M.E.B'in ders kitaplarında okutuldu. Genç yaşta yazdığı tiyatro eserleri, dönemin tiyatrolarında aylarca kapalı gişe sahnelendi.[kaynak belirtilmeli] Paris dönüşü yayımladığı Örümcek Ağı ve Kaldırımlar adlı şiir kitapları onu çok genç yaşta ünlü yaptı. Henüz otuz yaşına basmadan çıkardığı yeni şiir kitabı Ben ve Ötesi (1932) ile takdir toplamayı sürdürdü. Yine M.E.B'in yayınladığı bir Türk şairleri Anatolojisi kitabında, 'N.F. Kısakürek herkes tarafından en iyi şair olarak kabul edilmese bile, Ben ve Ötesi Türk Edebiyatı nın en kuvvetli şiir kitabı olsa gerek, der. Meslektaşları tarafından da çok sevilen şair 'Üstat Necip Fazıl Kısakürek, olarak anılmaya başlandı.

Şöhretinin zirvesinde iken felsefi arayışlarını sürdürüp içinde yeni bir dönemin doğum sancısını hisseden Necip Fazıl için 1934 yılı gerçekten de hayatının yeni bir dönemine başlangıç olur. 30'lu yaşlarında bohem hayatını en koyu rengiyle yaşadığı günlerde Beyoğlu Ağa Camii'nde vaaz vermekte olan Abdülhakim Arvasi ile tanışır ve bir daha ondan kopamaz.
Daha sonraları onun için;

“Bana, yakan gözlerle, bir kerecik baktınız;
Ruhuma, büyük temel çivisini çaktınız!”
diyeceği bu büyük insan, onun hayatında yeni bir devrin başlamasına vesile olur ve üstat, hayatında meydana gelen bu değişikliği şu mısralarla özetler: “Tam otuz yıl saatim işlemiş ben durmuşum; Gökyüzünden habersiz, uçurtma uçurmuşum...”
Bu tanışma onun hayatında dönüm noktası oldu. İslami kimliği ile öne çıkmaya başladıktan sonra ders kitaplarından şiirleri ve fikirleri çıkarıldı. Necip Fazıl'ın hemen tümünde üstün bir ahlak felsefesinin savunulduğu tiyatro eserlerini birbiri ardına edebiyatımıza kazandırması bu döneme rastlar.

Tohum, Para, Bir Adam Yaratmak, Nam-ı Diğer Parmaksız Salih gibi piyesleri büyük ilgi görür. Bu eserlerden Bir Adam Yaratmak, Türk tiyatrosunun en güçlü oyunlarındandır. Cinnet Mustatili adlı eserinde hapishane anıları yer alır. Sık sık kapatılan ve çeşitli bahanelerle toplatılan Büyük Doğu'nun çıkmadığı sürelerde günlük fıkra ve çeşitli yazılarını Yeni İstanbul, Son Posta, Babıalide Sabah, Bugün, Milli Gazete, Her Gün ve Tercüman gazetelerinde yayımladı.

Büyük Doğu Hareketi'ni başlattığı Büyük Doğu dergisinde çıkan yazılarıyla İsmet Paşa ve tek parti (CHP) yönetimine şiddetli bir muhalefet sürdürmesi sonucu hakkında açılan çok sayıda davada yüzlerce yıl hapsi istendi. 163. maddeye aykırı bulunan yazıları ile birkaç yılda bir hapse mahkûm oldu.

1980'de Kültür Bakanlığı Büyük Ödülü'nü, İman ve İslam Atlası adlı eseriyle fikir dalında Millî Kültür Vakfı Armağanı'nı (1981), Türkiye Yazarlar Birliği Üstün Hizmet Ödülü'nü (1982) almıştır. Ayrıca Türk Edebiyatı Vakfı'nca 1980'de verilen beratla 'Sultan-üş Şuara' (Şairlerin Sultanı) unvanını kazanmıştır.

Yaşar Nâbi tarafından, "bir mısrası Türk milletini ihya etmeye yeter" denilerek övülmüş; Hasan Sami Bolak tarafından da, "Şiirin süzme balı, tadı Necip Fazıl'dır - Fikir, san'at ve çile... Adı Necip Fazıl'dır..." denilerek tanımlanmıştır.


 Vasiyeti  Vasiyetinin bir kısmı

Fikir ve duyguda vasiyete lüzum görmüyorum.Bu bahiste bütün eserlerim, her kelime, cümle, mısra ve topyekün ifade tarzım vasiyettir. Eğer bu kamusluk bütünü tek ve minicik bir daire içinde toplamak gerekirse söylenecek söz "Allah ve Resulü; başka her şey hiç ve batıl" demekten ibarettir.
Beni, ayrıca hususi vasiyetimde gösterdiğim gibi, İslami usullerin en incelerine riayetle gömünüz! Burada, umumi vasiyette de belirtilmesi gereken bir noktaya dokunmalıyım.
Cenazeme çiçek ve bando muzika gönderecek makam ve şahıslara uzaklığımız ve kimsenin böyle bir zahmete girişmeyeceği malum... Fakat bu hususta bir muziplik zuhur edecek olursa, ne yapılmak gerektiği de beni sevenlerce malum... Çiçekler çamura ve bando yüzgeri koğuşuna.
"Son günüm olmasın çelengim top arabam

Beni alıp götürsün tam dört inanmış adam" çile'de geçen bu satırlar vasiyetini teyit eder niteliktedir

jr

Cinnet mustatili (Yılanlı Kuyudan)
Nam-ı Diğer Parmaksız Salih
Bir Adam Yaratmak
Çile
Kafa Kâğıdı
O ve Ben
Yunus Emre - Kanlı Sarık
At'a Senfoni
Para - Mukaddes Emanet
Sahte Kahramanlar - İman Ve Aksiyon - Özlediğimiz Nesil - İslam Ve Öbürleri
Hazret-i Ali
Tanrı Kulundan Dinlediklerim
İhtilal
Moskof
Tohum - Künye
Aynadaki Yalan
Reis Bey - Parmaksız Salih
Batı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu
Babıali
Sosyalizm Komünizm ve İnsanlık
Hitabeler
Peygamber Halkası
İbrahim Ethem - Abdülhamid Han - Siyah Pelerinli Adam
Hesaplaşma - Tarihte Yobaz Ve Yobazlık - Türkiye Ve Komünizm
Esselam
Dünya Bir İnkılap Bekliyor - Yolumuz, Halimiz, Çaremiz - Ruh Muvazenesi - Her Cephesiyle Komünizm
Hac
Tarih Boyunca Büyük Mazlumlar
Türkiye'nin Manzarası
Çerçeve - 1
Nur Harmanı
İman ve İslam Atlası
Müdafaalarım
Veliler Ordusundan 333 (Halkadan Pırıltılar)
Benim Gözümde Menderes
İdeolocya Örgüsü
Mümin Kafir - Vecdimin Penceresinden - Bir Pırıltı Binbir Işık
Senaryo Romanlarım: Sen Bana Ölümü Yedirdin - Deprem (Çile) - Katibim - Villa Semer - Vatan Şairi Namık Kemal - Canım İstanbul - Ufuk Çizgisi - Son Tövbe - En Kötü Patron
Çöle İnen Nur
Son Devrin Din Mazlumları
Öfke ve Hiciv
Sabır Taşı - Ahşap Konak
Ulu Hakan II. Abdülhamid Han
Başbuğ Velilerden 33 (Altun Halka)
Çerçeve - 2
Konuşmalar
Rabıta-i Şerife
Doğru Yolun Sapık Kolları
Başmakalelerim - 1
Tasavvuf Bahçeleri
Çerçeve - 3
Namık Kemal
Hücum ve Polemik
Yeniçeri
Reşahat
Başmakalelerim - 2
Mektubat
Başmakalelerim - 3
Çerçeve - 4
Gönül Nimetleri
Edebiyat Mahkemeleri - Doğu Edebiyatı - Dil Raporları -
Çerçeve - 5
Hadiselerin Muhasebesi . 1

 Şiirlerinden bazıları 
Utansın
Kaldırımlar
Zindandan Mehmede Mektup
Sakarya Türküsü
Canım İstanbul
Çile
Şarkımız Bizim
 

miralay 03.06.2008 20:07:33
Kaldırımlar 1

Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
Sanki beni bekleyen bir hayâl görüyorum.

Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık;
Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.

İçimde damla damla bir korku birikiyor;
Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler...
Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor;
Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler.

Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.

Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;
Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!
Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!

Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;
İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.
Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;
Yolumun zafer tâkı, gölgeden taş kemerler.

Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!
Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;
Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;
Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya,
Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi..

(1927)
Necip Fazıl Kısakürek

miralay 03.06.2008 20:14:53
Mehmet Akif Ersoy, (d. 20 Aralık 1873, İstanbul – ö. 27 Aralık 1936, İstanbul). Türk şair, düşünür, veteriner, öğretmen, vaiz, yüzücü, milletvekili, Türkiye Cumhuriyeti İstiklâl Marşı şairi.

 Ailesi Babası Mehmet Tâhir Efendi (d:1826 ö:1888) ve annesi Emine Şerife Hanım'dır (d:1836 öl:1926). Nuriye isminde bir de kız kardeşi olmuştur.

1898'de İsmet Hanım'la evlenen Mehmet Akif’in Cemile, Feride ve Suad isimli üç kızı ile Emin ve Tahir isimli iki oğlu olmuştur.


 Hayatı Mehmet Akif 20 Aralık 1873'de İstanbul'un Fatih ilçesinde Sarıgüzel Mahallesi'nde, ailesine ait bir evde dünyaya geldi. Bir medrese hocası olan babası ona doğum tarihini ebced yöntemiyle hesaplayarak ulaştığı Ragıf adını verdi.

Sırasıyla; mahalle mektebi (yuva), ibtidai (ilkokul), rüşdiye (orta okul) ve mülkiye idadisi (lise), Baytar Mektebi'ne (Veterinerlik Fakültesi) devam etti. 1893’te Baytar Mektebi’nin ilk mezunu ve birincisi olarak diploma aldı


 Siyasi Hayatı  TBMM 1.Dönemi'nde Burdur milletvekili olarak yer aldı.


 Kitaplar  Şairin Safahat adı altında toplanan şiirleri şu 7 kitaptan oluşmuştur:

1.Kitap: Safahat (1911)

2.Kitap: Süleymaniye Kürsüsünde (1912)

3. Kitap: Hakkın Sesleri (1913)

4. Kitap: Fatih Kürsüsünde (1914)

5. Kitap: Hatıralar (1917)

6. Kitap: Asım (1924)

7. Kitap: Gölgeler (1933).


 Eleştiri Türkiye Yazarlar Birliği Genel Başkanı Hicabi Kırlangıç:

“ Mehmet Akif Ersoy fikir dünyası tarafından yeterince irdelenmedi. İstiklal Marşı'nı yazmış olmasından dolayı diğer eserleri ihmal edildi. Klasik ve yeni şiir arasında bir köprü oldu. ”
 

Türkiye Yazarlar Birliği Onursal Başkanı Mehmet Doğan:

“ Bu önemli şairimizin anılması için üniversiteler seferber olması gerekirken, ne yazık ki hiçbir faaliyet yapılmadı. ”
 

Edebiyat araştırmacısı, İstiklal Marşımız ve Mehmet Akif Ersoy adlı kitabın yazarı İsa Kocakaplan:

“ Akif, bizim en realist sanatçımız olarak değerlendirilebilir. En önem verdiği şey 'sözün dosdoğru' olmasıdır. Akif, bir iman ve İslam şairidir. Ülkü adamıdır. Ülküsü bütün Müslümanlar'ın başı dik yaşayabilmesi, ilimde, teknikte Avrupa'yı geçmesidir. Bu sebeple, bütün şiirlerinde Müslümanlar'ı uyarmaya çalışmış, onları silkelemiştir. İdeallerine bağlılığı ve bunun için hiçbir fedakarlıktan kaçınmayışı Akif'i yalnız bırakmıştır. Ancak dostu ve düşmanı olan herkes onun doğruluğuna, ülkü adamlığına ve dünyaya önem vermeyişine daima takdirle bakmıştır. Mert, sözünün eri, paraya önem vermeyen, imanlı bir kahramandır. Bu yönleriyle gençliğe örnek olacak kişilerin en başında gelir. ”
 

Türk Edebiyatı adlı eseriyle tanınan ve şairin tüm yönleri ile ele alındığı Mehmet Akif isimli bir eser de kaleme alan edebiyat tarihçisi Ahmet Kabaklı, Ersoy'u Natüralist olarak tanımlıyor:

“ Şiirin milli, dini bir imanla yazılması halkı uyarması gerektiğini kabul etmektedir. Şiirlerinde kendi arzuları, aşkları, kinleri hiç görülmez. Bütün tasası toplumdur. Ahlaksız edebiyata düşmandır. Samimiyetsizliğe, sahteliğe ve en çok taklitçiliğe sinirlenir. Edebiyatın, o günlere kadar İstanbul çevresinde kalmasını şiddetle kınar ve memleket şiirleri yazar. Akif'e göre sanat hayat içindir. Çünkü Müslümanlık hayat dinidir. Ferdi günah ve sevap telakkisini aşarak, toplumcu bir Müslüman anlayışını şiirlerine yansıtmıştır. Şiirlerinde hiçbir kapalılık bırakmayıp açık açık yazmıştır. Serveti Fünuncular'a karşıt olarak Batı edebiyatına hiçbir şey borçlu değildir. Şiirlerinde yerlilik hemen göze çarpar. Kararlı, azimli ve şuurlu olarak yerlidir. ”
 
“ Akif'in vezinli kafiyeli 536 sayfa tutan 'Safahat'ı var. Bu kitap, kendinden önce yazılanlara hiç benzemez. Ondan sonra bu cinsten kimse yazmamıştır yahut yazamamıştır. Bu bir gerçektir. Benim belli başlı tetkik konum da bu eserdir. Eğer Akif, vezinli kafiyeli değil de sadece iyi nesirle kitabındaki fikirleri yazsaydı gene büyük bir şeydi. Bugün Ortadoğu'da bazı devletler Akif'in istediğini yapma sevdasındalar. Acaba şairin doğrudan doğruya veya vasıtalı olarak bu fikirler üzerinde bir tesiri olmadı mı dersiniz? Mısır'da gelişen fikirlerin Meşrutiyet devrinde Osmanlı üzerinde etkisi olduğu gibi İstanbul'daki fikir cereyanlarının da Kahire'de ve Arap aleminde iz bıraktığını tahmin ettirecek deliller eksik değildir. ”
 

Şair, siyasetçi Mehmet Emin Erişirgil, 1956 yılında yazdığı İslamcı Bir Şairin Romanı: Mehmet Akif adlı kitabında, Mehmet Akif Ersoy'un kurtuluş mücadelesinin başladığı günlerde bir gün mecmua idaresine gelerek Eşref Edip'e Hazırlan gidiyoruz. Top ve tüfeğin patladığı yere. Artık burada duramıyorum dediğini, ertesi gün Balıkesir'e giderek Zağanos Paşa Camisi'nde kürsüye çıkarak Alınlar Terlemeli başlıklı manzumeyi okuduğunu anlatıyor:

“ Cihan alt üst olurken seyre baktın öyle durdun da/ Bugün serserisin kendi yurdunda/ Hayat elbette hakkın... Lakin ettirir haykırıp ihkak/ Sağırdır kubbeler bir ses duyar davayı istihkak / Desen bin kere insanım o kanmaz, hem niçin kansın/ Ya sen hürriyetin, hakkın masun oldukça insansın/ Bu hürriyet bu hak bizden bugün ahengi sa'y ister/ Değil üç dört alından hep alınlardan boşansın ter. ”
 

Şair ve yazar Yavuz Bülent Bakiler :

“ Mehmet Akif Ersoy'u anmak için çeşitli illerde düzenlenen toplantılara konuşmacı olarak katıldım.Bu toplantılarda anlattıklarımızı dinleyenler, 'Biz bugüne kadar Mehmet Akif'i, fesini çıkarmamak için Mısır'a kaçan şair olarak tanıyorduk. Sizin anlattığınız Akif bambaşka diyorlar. Bu safsataların temelinde okumamamız ve büyük değerlerimize karşı kapalı kalmamız geliyor. Elbette Mehmet Akif, doğu ve batı dünyasını iyi kavrayan bir kişi olarak fesin batıdan geldiğini ve İslam'la hiçbir bağlantısı bulunmadığını çok iyi biliyordu. ”
 

Erciyes Üniversitesi (EÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ayhan Öztürk:

“ İslam ahlak anlayışını soranlara onun hayatı anlatılabilir. O mükemmel bir dinin, mükemmel bir temsilcisidir. Akif, milli kültür değerlerine sahip, mükemmel bir aydındır. Tam bir seciye ve kanaat sahibidir.

miralay 03.06.2008 20:15:34
Zulmü Alkışlayamam

Zulmü alkışlayamam, zâlimi asla sevemem;
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
Biri ecdâdıma saldırdı mı, hattâ boğarım!..
- Boğamazsın ki!
- Hiç olmazsa yanımdan koğarım.
Üç buçuk soysuzun ardında zağarlık yapamam;
Hele hak nâmına haksızlığa ölsem tapamam.
Doğduğumdan beridir âşıkım istiklâle,
Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lâle!
Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum?
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!
Kanayan bir yara gördüm mü yanar tâ ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!
Adam aldırma da geç git, diyemem aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!
Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu...
İrticâın şu sizin lehçede ma'nâsı bu mu?


Mehmet Akif Ersoy  |

miralay 03.06.2008 20:16:35
Oğlum, Bu Temenni Neye Benzer, Bana Bak:

Oğlum, bu temenni neye benzer, bana bak:
Eşeklerin canı yükten yanar, aman derler,
Nedir bu çektiğimiz derd, çifte çifte semer!
Biriyle uğraşırken gelip çatar öbürü;
Gelir ki taş gibi hain, hem eskisinden iri.
Semerci usta geberseydi... değmeyin keyfe!
Evet, gebermelidir inkisar edin herife.
Zavallı usta göçer bir gün akibet, ancak,
Makamı öyle uzun boylu nerede boş kalacak?
Çırak mı, kalfa mı, kim varsa yaslanır köşeye;
Takım biçer durur artık gelen giden eşeğe.
Adam meğer acemiymiş, semerse hayli hüner;
Sırayla baytarı boylar zavallı merkepler.
Bütün o beller, omuzlar çürür çürür oyulur;
Sonunda her birinin sırtı yemyeşil et olur.
'Giden semerciyi, derler, bulur muyuz şimdi?
Ya böyle kalfa değil, basbayağı muallimdi.
Nasıl da kadrini vaktıyla bilemedik, tuhaf iş:
Semer değilmiş o rahmetlininki devletmiş!'
Nasihatım sana:'herzeyle iştigali bırak!
Adamlığın yolu neredeyse, bul da girmeye bak!
Adam mısın: ebediyyen cihanda hürsün gez;
Yular takıp seni bir kimsecik sürükleyemez.
Adam değil misin, oğlum, gönüllüsün semere
Küfür savurma boyun kestiğin semercilere.


Mehmet Akif Ersoy

miralay 03.06.2008 20:17:50
Fatih Kürsüsü’nden

Birinci zümreyi teşkil eden zavalli avam,
Biraksalar devam edecek tatli uykusuna devam.
Bugün nasibini yerleştirince kursagina;
'Yarin' nedir? Onu bilmez, yatar dönüp sagina.
Yikilsa arş-i hükümet, tikilsa kabre vatan,
Vazifesi degil; çünkü 'hepsi Allah'tan!'
Ne hükmü var ki, esasen yalanci dünyanin?
Ölürse, yan gelip yatacak cennetinde Mevla'nin.
Fena kuruntu degil! Ben derim, sorulsa bana:
'Kabul ederse cehennem ne mutlu, amca, sana!'

Ikinci zümreyi teşkil eden cemaat ise,
Hayata küskün olandir ki: saplanip ye'se,
'Selametin yolu yoktur... Ne yapsalar boşuna!'
Demiş de hirkayi çekmiş bütün bütün başina.
Bu türlü bir hareket mahz-i küfr olur, zira:
Talepte amir olurken bir ayetinde Huda;
Buyurdu: 'Kesmeyiniz ruh-u rahmetimden ümid;
Ki müşrikin olur ancak o nefhadan nevmid.'
Bu bir; ikincisi: ye'sin ne olsa esbabi,
Onun atalet-i külliyedir ki icabi,
Teressübâtini etmiştik önceden tahlil.

Üçüncü zümreyi kimlerdir eyleyen teşkil?
Evet, şebâb-I münevver denen şu nesl-i sefih.
- Fakat nezihini borcumdur eylemek tenzih- 
Bu züppeler acaba hangi cinsin efradi?
Kadin desen, geliyor arkasindan erkek adi;
Hayir, kadin degil; erkek desen, nedir o kilik?
Demet demetken o saçlar ne muhtasar o biyik?
Sadasi baykuşa benzer, hirami saksagana;
Hülasa, züppe demiştim ya, artik anlasana!...
Fakat bu kukla herif bir büyük seciyye taşir,
Ki, haddim olmiyarak, 'Aferin!' desem yaraşir.
Nedir mi? Anlatayim: öyle bir metaneti var,
Ki en savilmiyacak ye'si tek birayla savar.
Sinirlerinde teessür denen fenalik yok,
Tabiatinda utanmakla aşinalik yok.
Bilirsiniz, hani, insanda bir damar varmiş,
Ki yüzsüz olmak için mutlaka o çatlarmiş,
Nasilsa 'Rabbim utandirmasin!' duasi alan,
Bu arsizin o damar zaten eksik alnindan!
Cebinde gördü mü üç tane çil kuruş nazlim,
Tokatliyan'da satar mutlaka, gider de çalim.
Eger dolandirabilmişse istenen parayi;
Görür mahalleli ta karnavaldan maskarayi!
Beyoglu'nun o mülevves muhit-i fahişine
Dalar gider, takilip bir sefilin peşine.
'Haya, edeb gibi sözler rüsum-u fasidedir;
Vatanla aile, hatta, kuyud-u zaidedir.'
Diyor da hepsine birden kuduzca saldiriyor...
'Ayip degil mi?' demişsin... Acep kim aldiriyor!
Namaz, oruç gibi şeylerle yok aliş verişi;
Mukaddesat ile eglenmek en birinci işi.
Duyarsaniz 'kara kuvvet' bilin ki: imandir.
'Kitab-i köhne' de -haşa- Kitab'i Yezdan'dir.
Üşenmeden ona Kur'ani anlatirsan eger,
Şu ezberindeki esmayi muttasil geveler:
'Kurun-u maziyeden kalma cansiz evradi
Çekerse, dogru mu yirminci asrin evladi?'
Nedir alakasi yirminci asr-i irfanla
Bu şaklaban herifin? Anlamam ayip degil a!
Meta'-i fazli mi varmiş elinde gösterecek?
Nedir meziyeti, görsek de bari ögrensek.
Hayir! Mehasin-i Garb'in birinde yok hevesi;
Rezail, oldu mu lakin, şiaridir hepsi!
Bütün kebaire tiryaki bir kopuk tanirim.
-Ne oldu bilmiyorum şimdi, sag degil sanirim-
Kumar, senaatin akşami, irtikap, içki...
Hulasa defter-i a'mali öyle kapkara ki:
Yaninda leyl-i cehennem, sabah-i cennettir!
'Utanmiyor musun. Ettiklerin rezalettir!'
Denirse kendine, milletlerin ekabirini
Sayardi göstererek hepsinin kebairini:
'Filan içerdi... Filan fuhşa münhemikti...' diye
Mülevvesatini bir bir rical-i maziye
Izafe etmeye başlardi paye vermek için.
'Peki! Fezaili yok muydu söylediklerinin?'
Diyen çikarsa 'müverrihlik etmedim!' derdi.
Şu züppeler de, bugün ayni ruhu gösterdi.
Fransiz'in nesi var? Fuhşu, bir de ilhadi;
Kapişti bunlari 'yirminci asrin evladi!'
Ya Alman'in nesi var zevki okşayan? Birasi;
Unuttu ayrani, ma'tuda döndü kahrolasi!
Heriflerin, hani dünya kadar bedayii var:
Ulumu var, edebiyyati var, sanayii var.
Giden birer avuç olsun getirse memlekete;
Döner muhitimiz elbet muhit-i ma'rifete.
Kucak kucak taşiyor olmadik mesaviyi;
Begenmesek 'medeniyyet!' diyor; inandik iyi!
'Ne var, biraz da maarif getirmiş olsa...' desek
Emin olun size 'hammallik etmedim?' diyecek.

1914

Mehmet Akif Ersoy

miralay 03.06.2008 20:18:23
İstiklâl Marşı

                                        - Kahraman Ordumuza -

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilâl!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl
Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklâl!

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim îman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
"Medeniyyet!" dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri "toprak!" diyerek geçme, tanı:
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ?
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hüdâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüdâ.

Ruhumun senden, İlâhi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne nâmahrem eli.
Bu ezanlar - ki şahâdetleri dinin temeli -
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder - varsa - taşım,
Her cerîhamdan, İlâhi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklâl!


Mehmet Akif Ersoy  | 

gözdeniz 03.06.2008 20:24:03
İyi bir şair olabilir belki ama hepimiz biliyoruz ki o cumhuriyet ve hızlı bir Atatürk düşmanıydı!

miralay 03.06.2008 20:32:17
İyi bir şair olabilir belki ama hepimiz biliyoruz ki o cumhuriyet ve hızlı bir Atatürk düşmanıydı!


bu teoriyi ispatlayabilirmisin?
ayrıca bu bölümde paylaşılan kişinin eserleri ve edebiyatımıza katmış olduğu değerlerdir

gözdeniz 03.06.2008 20:37:58
Ah! küçük hokkabazlık, sefil aynalı dolap;
Bir şapka, bir eldiven, bir maymun ve inkılap!


Maymun derken kimden bahsettiğini söylemeli miyim?

miralay 03.06.2008 20:50:58
Ah! küçük hokkabazlık, sefil aynalı dolap;
Bir şapka, bir eldiven, bir maymun ve inkılap!


Maymun derken kimden bahsettiğini söylemeli miyim?


insanların görüşlerine saygı göstermek en büyük meziyettir,asıl demokraside budur

gözdeniz 03.06.2008 21:07:45
Ben zaten saygı gösterdiğimi ilk mesajımda belirttim iyi bir şair diyerek ama Atatürk ve cumhuriyet düşmanı birine maalesef çok büyük saygıyla yaklaşamıyorum kusura bakmayın vatan hainlerini savunamadığım için..

EMOPUNK 03.06.2008 21:09:21
pek şiiir falan sevmem ama bu adama hastayım...

 
İyi bir şair olabilir belki ama hepimiz biliyoruz ki o cumhuriyet ve hızlı bir Atatürk düşmanıydı!


bu teoriyi ispatlayabilirmisin?
ayrıca bu bölümde paylaşılan kişinin eserleri ve edebiyatımıza katmış olduğu değerlerdir
katılıyorum Wink

morvemervesi 03.06.2008 21:49:18
Ben zaten saygı gösterdiğimi ilk mesajımda belirttim iyi bir şair diyerek ama Atatürk ve cumhuriyet düşmanı birine maalesef çok büyük saygıyla yaklaşamıyorum kusura bakmayın vatan hainlerini savunamadığım için..


Yüce üstad ve şairlerimiz için ''vatan haini'' ifadesi çok ağır bir hitam...
Eğer sen böyle görüyorsan diğer değerli şairlerimize yorum yazar bu forumu işgal etmezsin !!!

Devam edelim mordaşlar buyrun ,Necip Fazıl Kısakürek...

Muser* 03.06.2008 21:51:12
Orhan Veli en sevdiğim şairlerden biri çok güzel şiirleri var...Anlatamıyorum şiiri çok güzeldir..


Notice: Undefined index: arc_page in /home/mor/public_html/forum/arsiv.php on line 446

: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 [ 18 ] 19 20 21 22 23



Notice: Undefined index: arc_register in /home/mor/public_html/forum/arsiv.php on line 468