mor ve ötesi fan sitesi (Arşiv Ana sayfa) => Röportajlar - Basın

Konu: Fanta turnesi (radikal)

Sayfa: [ 1 ]

27.01.2007 15:17:34
grupla ilgili küçük notlar var  Wink

http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=cts&haberno=2313

29.06.2007 13:21:00
Yollarda ve sahnede...

ORAY EĞİN

Turne ekibi, kimi zaman havuz başında bir araya geliyor, kimi zaman da kahvaltı sofrasında. Fakat gruplar genellikle temas halinde değiller, kendi halindeler.
17 şehir, 6 bin 350 km yol, 10 binlerce seyirci derken, Fanta Turnesi bu sene de başarıyla bitti

Gidilen tam 16 şehrin ardından, son durak İstanbul. Herkesin çok yorulduğu, evlerine, arkadaşlarına, sevgililerine, ama en önemlisi şehirlerine kavuştuğu bir gece bu. Bavulda yaşamaya son. Otel odalarına kapanmaya da. Tam bir aydır yoldalar ve kazasız belasız, kavgasız gürültüsüz İstanbul'a varmışlar. Mutlular. Besbelli.
Mor ve Ötesi'nden Harun Tekin, sahneden iner inmez Teoman'ın grubundan Toygun Sözen'e "Çok iyi geçmedi mi?" diyor, "Çok eğlenmedik mi?"
Bu sırada Şebnem Ferah, sahne sırasını beklerken minibüste "Bu gece çok güzel söyleyeceğim," diye iddia ediyor, "İstanbul'a geldik ya..."
Henüz Teoman ortalarda yok. Birazdan o da gelecek, kadro tamamlanacak. Gecenin sonunda, turnenin bitimi şerefine bir tekne gezisi.
Hayal Kahvesi'ne uğrama. Eğlence.

Kuliste ziyaretçiler, sevgililer, hatta anneler var. Mesela Teoman'ın annesi, kapıcının çocuklarını oğluyla tanışsınlar diye getirmiş. Mor ve Ötesi, yakın arkadaşları BBG Koray'ı (Koray Candemir) çağırmışlar. Nejat Yavaşoğulları ve Vega'nın Deniz Özbey'i de orada. Müzik eleştirmeni Naim Dilmener de; ailesiyle. Bütün turnenin en kalabalık kulisi.
All access: Boynumda asılı duran kartta yer alan bu ibare, turne boyunca her yere girebileceğimi garantiliyor. Herkesle konuşmak, her şeyi karıştırmak, her engeli aşmak mümkün. Zaten, yol boyunca herkesle bir şekilde arkadaş da olunuyor.
İstanbul'da biten turne, Fanta'nın geçen sene sadece Teoman'la başlattığı konserler serisinin bir yenisiydi. İşin içine Mor ve Ötesi'yle Şebnem Ferah da girince 'Gençlik Festivali' adını almış. Tamamı, üç buçuk saati bulan bir konserler serisi.
Turne kahramanları, 5 Haziran'da İzmir'de başlama vuruşunu yaptılar. İlk kez bu kadar çok gezecek olan Mor ve Ötesi'nin tedirginliği, iki buçuk yıldır sahneye çıkmayan Şebnem Ferah'ın heyecanı ve geçen seneden idmanlı Teoman'ın rahatlığıyla. Ekip, Ege'den Akdeniz'e, oradan da Güneydoğu'ya doğru neredeyse her gün bir konser vererek hızla ilerledi. Bir tek Konya'daki konser yağmur nedeniyle, turne sonrasına ertelendi ve geçen hafta pazartesi yapıldı.
Fanta Turnesi'ne 'embedded' olarak Diyarbakır'da katılıyorum. Etrafta herkes tanıdık. Haziran sıcağında Diyarbakır'daki havuz başında Teoman'ı güneşlenirken, yüzü gülerken, sohbet ederken görünce ilk anda bir şaşkınlık geçirmemek elde değil. Genellikle otel odasından çıkmayan, uyuyan ve kendi grubuyla bile yol boyunca hiç konuşmayan biri olarak kalmış hafızamda.
"Bu sene daha rahatım," diyor Teoman, "Yük sadece benim üzerimde değil ya, onun gerginliğini hissetmiyorum. Ben kötü söylersem Şebnem toparlar, bizimkiler kötü çalarsa Mor ve Ötesi var."
Teoman bu sene sahnede bir saat kalıyor, toplam 14 şarkı söylüyor. Beş albümden seçilince de birçok hit parçayı da elemek zorunda kalmış.
Davulcu Deniz Güngör kendini tutamıyor: "Hitler'i çalarsan Stalin'e sıra gelmez!"
Teoman anlamıyor. Birkaç gün sonra "Ambassador çok çapkın bir adamdır," diye bir espri daha yapılacak, ama neyse...
Kadroda bir tek yeni albümünü çıkaran Pamela Spence yok. Onun dışında, geçen sene Türkiye'yi dolaşan grubun aynısı. Aralarından Toygun Sözen, şöhret yolunu biraz daha ilerletmiş ve Gülbeyaz dizisinde pop yıldızı rolünü kapmış.
Teoman ve grubu daha sonra havuz başında 'king' oynuyor. Teoman kart oyunlarını yolda öğrenmiş, yapacak şeyler kısıtlı olduğundan kaptırmış. Diyarbakır'dan gece yarısı yola çıktıklarında da bir saat kadar otobüste, grubuyla oyuna devam ediyor.
Mor ve Ötesi'yle Şebnem Ferah ve orkestrası ise vakitlerinin çoğunu otel odalarında uyuyarak geçiriyorlar. Genellikle, gruplar birbirleriyle fazla temas halinde değiller. 'Herkes kendi halinde' bir durum söz konusu. Şebnem Ferah'ın grubu özellikle aileleşmiş; birbirlerine çok yakınlar.
Mor ve Ötesi için de aynı durum söz konusu. Bitki çayları, gerekli miktarda ve zamanında uykuyla fazlasıyla sağlıklı ve temizler. Eskişehir'de bir aile evine misafir olarak gidecek kadar da sorgusuz ve rahatlar.

Daha güneş batmadan çıkacakları sahnede, bu turnenin yıldızlarının bütün şarkıları ezbere söylenecek.

İKİNCİ KISIM:
Konser mekânlarını tespit etmek için, bir ekip, iki ay öncesinden Anadolu'yu dolaşmaya başlıyor ve bazıları geçen seneyle aynı, bazıları da yeni alanlar keşfediyor. Otoparklar, stadyumlar, hatta limanlar bile olabiliyor konserin verileceği yerler. İstenen 220 metrekarelik Türkiye'nin en büyük sahnesinin sığacağı yeri bulmak, önüne de beş Fanta kapağı biriktirip içeri giren kalabalığı yerleştirmek.
Tabii, her şehirde irili ufaklı bazı problemler çıkabiliyor. Yerel yönetimler taleplerini son dakikada fazlalaştırıp, taş koyma girişimlerinde bulunabiliyorlar. Ya da doğanın oyunu, açıkhava için tasarlanan konseri engelleyebiliyor - Konya'da olduğu gibi. Trabzon'da da mesela yine limanda verilmesi düşünülen konser, yağmur ihtimali yüzünden kapalı bir yere kaydırıldı.
Ne son dakika gelişmelerinden, ne de önceden bilinen ayrıntılardan sanatçıların hiçbir şekilde haberi olmuyor. Birçok şehirde nerede sahneye çıkacaklarını bile bilmiyorlar. Konserden önce otelden alınıp getiriliyorlar, söyleyip geri dönüyorlar.
Geçen sene Teoman'ın kuliste durmaya tahammülü bile yoktu neredeyse. Ama şimdi, belki de yol aldığı ekibin aynı zamanda arkadaşları olmasından dolayı kendi sırasından bayağı önce geliyor, muhabbet ediyor, ortamı 'renklendiriyor.'
Mor ve Ötesi, en sadık grup. Önce sahneye çıkmalarına rağmen, eğer çok yorgun değillerse genellikle sona kadar kalıyorlar. Kendi sırasından hemen önce kulise gelen Şebnem Ferah ise Teoman'ı da yarısına kadar dinliyor muhakkak.
Kapak toplayıp konsere gelen izleyici ise ağırlıkla 13-18 yaş arasında. Bu sanatçıları bar programlarında izleyemeyen ama şarkılarına aşina bir kitle.
Mor ve Ötesi, iyi ki Yaz Yaz Yaz'ı yapmış mesela -90'ların Ajda'sına yetişemeyen bir kuşağa bu şarkıyı ezberlettiler. Bir diğer cover'ları Güneye Giderken ise, rotaları kuzeye döndüğünde, mesela Erzurum'da, Trabzon'da ya da Samsun'da yerini Telli Telli'ye bırakıyor.
Şaşırtıcı sahnelerden birinin hemen hemen bütün şehirlerde, genç kızların Şebnem Ferah'ın yeni albümünden "İçime girdiğin küçük kaygan delik" dizesine haykırarak eşlik etmeleri. Ferah'ın eski hitlerine, özellikle de Bu Aşk Fazla Sana'ya o kadar büyük bir coşkuyla eşlik ediliyor ki, kimi zaman mikrofon boş kalıyor.
Ankara'da sahneden Şebnem Ferah sesleniyor: "Diyeceksiniz ki hiç söylemiyorsun, ama sizler o kadar güzel söylüyorsunuz ki müdahale edemiyoruz!"
Artık uzun süre ayrı kalmaktan mıdır bilinmez, seyircilerin arasında
'Şebnem fanatikleri' var. Sadece onu dinlemek için geldiklerini, diğerlerinin de yanında iyi gittiğini söylüyor Diyarbakır'da bir genç. Coşkuyu Şebnem Ferah da seyircilerle paylaşıyor. Sahnede en uzun konuşan o; her şehri ayrı ayrı selamlıyor, ayrı ayrı sohbet ediyor. Alışılmadık. Teoman'ın hiç konuşmadığı, Mor ve Ötesi'nin sadece şarkı adlarını söylediği bir turne bu ne de olsa.
Sahnenin hakkını hepsi veriyor elbette, ama yine Şebnem Ferah'a ayrı bir parantez açmak gerek: Her şeyden önce sahnede elinde gitar çalan iki kadının (o ve basçı Buket Doran) varlığı estetik bir gösteriş sağlıyor. Ve ikisi de her gece, bütün enerjilerini harcamaktan çekinmiyor. Bu arada konserler, yeni hit şarkıyı da ortaya çıkardı: Mayın Tarlası.
Tabii bir de konserlerin dışında geçirilen vakitler var. Erzurum'da otelin terasında Palandöken'e karşı güneşleniliyor, Diyarbakır'da havuz, Trabzon'da ise lobide sohbet. Eskişehir'de bolca uyku, Adana'da karting, Samsun'da spor...
Bir de Ankara var, ama o anlatılamaz. Sadece eğlence için başkente gelmeyi herkesin beklediğini, gece yarıları barlarda çalan grupları indirip sahneye çıkıldığını, seslerin kısıldığını, minibüslere doluşulduğunu söyleyeyim.
Bir de, sanırım yaklaşık 15 tekiladan sonra Harun Tekin'den sabah saat 03:00 civarlarında bir soru geldi: "Hâlâ etrafa medya perspektifinden mi bakıyorsun?"
Ona "Elbette," dedim, "Her şeyi yazacağım." Bana tuhaf tuhaf baktı.

Yalandı.

Bu İŞİn mİmarları
ORGANİZASYON: Fil Yapım, geçen sene olduğu gibi bu sene de bütün her şeyi üzerine almış durumda. Türkiye'nin en büyük turnesi olduğunu söylüyorlar. Erdal Bozkuş genel müdürü ve sürekli cep telefonuyla konuşup problem çözüyor. Funda Sanlıman, Teoman'ın menajeri olmasına rağmen, kendi işiymiş gibi herkesle, herkesin sorunuyla ilgileniyor. Fanta'nın ürün müdürü Burak Ufuk ise vaktini Coca Cola'nın bölge temsilcilerini eğlendirerek geçiriyor. Çantasında Coca Cola'yı anlatan Müseccel Marka adlı kitap var.
ORKESTRA: Herkes, alanının en iyisi unvanını hak ediyor. Hele Teoman'ın grubu artık çok oturmuş. Müthiş bir şov da yapıyorlar. Toygun Sözen, hem saksofonda, hem de geri vokalde. Deniz Güngör'se o kadar gösterişli ki, sanki Red Hot Chili Peppers'a çalıyor. Burak Kulaksızoğlu ise cool ve vakur... Şebnem Ferah'ın basçısı Buket Doran ise hem kıyafeti, hem duruşuyla herkese fark atıyor.
ROADIE'LER: Türkiye'ye yeni bir meslek işte. 'Yolluk' diye mi çevirmeli? Sanatçının eli ayağı onlar. Sahnenin bütün detaylarıyla, aksamasın diye her ayrıntıyla ilgileniyorlar. Gitarları akor yapmaktan, davulları toplamaya kadar uzanıyor işleri. Mor ve Ötesi'nin harika iki roadie'si var: Çağdaş Öğer ve Burhan Şeşen'in oğlu Serhan. Teoman ise yıllardır aynı kişiyle, Gökhan Doğum'la çalışıyor.

TURNEDEN NOTLAR
Bazı rakamlar
21 kamyon: Sahne, ışıklar, dekor ve benzeri teknik malzemeler taşınıyor. Gece konser biter bitmez yola çıkıyor.
Beş otobüs: Teknik ekibi, güvenliği ve orkestraları taşıyor. Teoman'ın grubu bu sene, geçen sene kullandıkları, içinde yatak da olan eski otobüslerini istemişler yine.
Beş VIP araç: Bu minivanlar şehirden şehire sanatçıları taşıyor. Bazılarının koltukları kaldırılıp araç oluyor. Teoman, Şebnem Ferah, Mor ve Ötesi'nin yanı sıra Fanta'nın ürün müdürü Burak Ufuk, organizasyonun başı ve her şeyin yolunda gitmesinin mimarı Fil Yapım'ın genel müdürü Erdal Bozkuş ve menajer Funda Sanlıman bu araçlarla yolculuk yapıyor.
17 şehir: Fanta turnesi Türkiye'yi bir baştan bir başa dolaşıyor. Önce güneye, sonra doğuya, sonra kuzeye ve sonra batıya doğru. Toplam 6 bin 350 km yol yapıyorlar. Gaziantep, Aydın bu sene ilk kez gidilen şehirlerden bazıları.
176 kişilik ekip: Ekibin çekirdek kadrosu bu kadar. Her şehre bu kadar insan gidiyor, otellerde konaklıyor. Ayrıca her kentte yerel çalışanlar da var, onlar da eklendiğinde turne için toplam çalışan sayısı 1200 kişiyi buluyor.
420 bin kişi: Fanta turnesini bu sene Türkiye genelinde toplam bu kadar kişi izledi. Beş kapak verdiler, üç saat 20 dakika konser izlediler.
Bazı ayrıntılar
MÜZİK: Teoman yol boyunca Bob Dylan'ın albümlerini dinliyor, arabada ise Elvis Costello'nun When I Was Cruel'u çalıyor. Grubu ise adları geniş kesimlerce bilinmeyen, bir sürü deneysel CD taşıyor. Mor ve Ötesi'nden Burak'ın ise korsan mp3 CD'si var.
GİYSİLER: Teoman sahnede artık üniforması olan kıyafetleriyle yine: Beyaz atlet, kot pantolon, bot. Grubun en gösterişli giyineni Toygun Sözen; kolsuz tişörtler, hatta kaftan bile var valizinde.Mor ve Ötesi gündelik kıyafetleriyle çıkıyorlar çoğu zaman. Baterist Kerem Kabadayı bazen şort giyiyor. Harun Tekin'in Dolce & Gabbana gömleği var. Şebnem Ferah ise yüksek tabanlı ayakkabılarla sahnede: "Ayakkabılarıma binip geliyorum," diye dalga geçiyor, ya da "Ayakkabılarımdan düştüm!"
MEDYA: Bütün gazeteler alınıyor. Bunlara ek bütün dergiler de alınıyor. Özel olarak sanatçılar Hayvan, Yeni Harman, Roll, Post Express gibi merkez medyasına ait olmayan yayınları da takip ediyor. Yalçın Küçük'ün açıklamaları bayağı bir sohbet konusuydu mesela. Daha sonra Pınar Altuğ, gündemi belirledi elbette. Teoman, akşamları Seren Serengil şov izliyor.
TALEPLER: Teoman, konserden hemen sonra hiç vakit kaybetmeden otele dönüyor. Şebnem Ferah sahne ışıkları konusunda büyük bir titizlik gösteriyor, bizzat ilgileniyor. Konserden önce minivandan çıkmıyor, ama sonrasında kuliste bayağı vakit geçiriyor. Mor ve Ötesi Migros alışverişleri, bilgisayar oyunları ve hastalıkla dolduruyor boş vakitlerini. Ve Fanta Turnesi ama, konser sonralarının resmi içeceği de tekila olmalı. Gidilen her yerde tek bir içki siparişi verildi hep.
KADINLAR: Yazık ki Fanta Turnesi, belki de konserdeki izleyicinin yaş grubunun düşüklüğünden hayallerimizdeki rock konserleri gibi groupie'lerin otellerde beklediği, tuhaf kızların rock yıldızlarıyla birlikte olduğu bir ortam değil. Herkes erkenden uyuyor, günler sakin ve sessiz geçiyor, spor yapılıyor. Yine de Erdal Bozkuş'a turne boyunca kaç kadınla sevişildiğini alenen sordum: "Onu bilemem," dedi, sonra da şakayla karışık "Ama onlarca herhalde," diye ekledi.

Birgül 29.06.2007 13:44:29
sağol yazı için. oray eğin yine saçmalamış... Undecided

muse_ES 29.06.2007 13:51:28
bencede ya turnede yaptığı yorumlara bak daha hoş bir bakış açısıyla baksaydı güzel olacaktı


Sayfa: [ 1 ]