mor ve ötesi fan sitesi (Arşiv Ana sayfa) => Röportajlar - Basın

Konu: Büyük Düşler, Büyük Sahneler; Mor ve Ötesi

Sayfa: [ 1 ]

04.03.2007 17:19:38
18 Temmuz 2006
Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi

"Büyük Düşler" albümü sonrasında Mor ve Ötesi'ni sahnede görmeyi arzulayanların, Harbiye Açık Hava'da tam zamanında yerlerini almaları kafi değildi. Hasretin nihayet bulması için halen sürmekte olan hazırlıklar nedeniyle bir saat daha beklemeleri gerekecekti.

Saatler 22.00'yi gösterirken başlayan "sürprizli konser", son albümden memnun olanlara ziyafet oldu. Yeni şarkıların tamamının çalındığı geceye, "Dünya Yalan Söylüyor"un şarkıları ağırlıkta olmak üzere, eskiler de eşlik etti.

Sahneye ikisi dışında, ikisi içinde olmak üzere dört dev monitör yerleştirilmişti. İlk önde dıştakilerde topluluğun albüm kayıtları esnasında alınmış bir belgesel izledik. İçerdekiler de ise konser boyunca şarkılara eşlik eden görseller yer aldı. Çok şatafatlı değildi; görgülü bir doyuruculukla hazırlanmıştı sahne, yani olması gerektiği, Mor ve Ötesi'ne yakıştığı gibi.

'Re' ile başlayan, 'Kördüğüm' ile süren, 'Sevda Çiçeği' ile katılımı koyultan, 'Parti' ve 'Ayıp Olmaz mı?' ile demlenen konserde sıra topluluk ile seyirci ilişkisinin turnusol kağıdına geliyor. Harun; "Şimdi başımıza gelen en eğlenceli şeylerden biriyle ilgili olan şarkımız" dediğinde 'Darbe'nin çalınacağı anlaşılıyor. Bir yanda askeri tankların istila ettiği perdede, Ruhi Su sazının tellerine vururken Erdal'ın hüzünlü bir portresi geliyor görüntüye. Öte yanda perdenin dışındaki gerçek yaşantıda ise anın görüntüler vuruyor yüzümüze tokat gibi:
Cumhuriyet tarihinin en büyük acılarından ve ayıplarından birine istinaden yazılan trajik şarkıda, bellekleri bir daha iade edilmemek üzere ipotek altına alınmış kuşağın gençleri çılgınca dans ediyor, zevk dolu çığlıklar atıyor, mutluluk içinde sırıtarak kendinden geçiyor.

"Büyük Düşler"den sonra, 'Serseri'de büyük düşlerin sahipleri resmi geçit yapıyor; Rosenberg, Bakunin ve Che teker teker selamlıyor perdeden "aldım, sattım, ben seni yendim" diye Harun'la birlikte bağıranları.

'Daha Mutlu Olamam. Bu Akşam'; şarkı bir anlamda jübilesinde İnönü Stadyumu'ndan atılan havai fişekleriyle geceye katılan Tayfun Havutçu için söyleniyor sanki.

Sıradaki şarkıyı ilk defa canlı söylüyor topluluk. Onno Tunç için hazırlanan ve yakın gelecekte piyasaya sürülecek karma bir albümde yer alacak olan '1945', Filistin, Lübnan ve Ortadoğu'nun tüm halkları için seslendiriliyor. Uzun enstrümantal bir ağıtın ardından Mercan Dede'nin katkısı ve anlamı sınırlı bir eşliği oluyor; o esnada davulcu Kerem, basçı Burak ve klavyeci Ozan istirahata çekiliyor.

"Dünya Yalan Söylüyor" vecizini mısralarında barındıran 'Yardım Et' sonrasında, topluluğun Beyoğlu'nun küçük barlarında çaldıkları günlere gidiyoruz hep beraber. Kerem'in davul setinin başında kısa bir oturum yapılıyor; Thin Lizzy tadında sert gitar soloları servis ediliyor sofraya. Derken konserin 13. şarkısı başlıyor: 'Küçük Sevgilim'. Düet kısmında Şebnem Ferah süzülüyor sahneye ve sadece bir dakika sürüyor bu tören. Kimsenin suçu yok bunda, kahrolası uğursuz rakam işte, noolcak!!!.

'Saklama', 'Şirket', 'Çocuklar ve Hayvanlar' çalınırken, sürekli istek alıyor '23'. Ama topluluğun bu akşam bu şarkıyı söylemeye niyeti yok gibi. Pas vermiyor Harun, atılan laflara ve ısrarcı taleplere.

Şimdi de sıra gecenin son konuğunda. Bauhaus'dan tanıyıp sevdiğimiz, gönlünü bir Türk'e, dansçı Beyhan hanıma kaptırdıktan sonra Ankara'ya yerleşen Peter Murphy bu. Sahneye gelmesiyle pozitif bir tansiyon yaratan Murphy, Harun'un yanağından aldığı makastan sonra 'Uyan'ın İngilizcesini söylemeye başlıyor. Çok iyi prova edilmemiş gibi bir izlenim bırakıyor üzerimizde şarkı; ayrıca Murphy'nin figüratif gotik wave pozlarının meseleye katkısı yok. Genel olarak konukların katkısı yok denecek kadar az. Mor ve Ötesi cover yapmamalı; Murphy ile söyledikleri Joy Division klasiği 'Transmission' son derece başarısız.

'Kış Geliyor', 'Aşk İçinde'; derken sabırsızlıkla beklenen 'Cambaz'. Artık kimse tutamıyor konserin sonuna kadar orada duranları; herkes ayakta. Gençler iyiden iyiye öne geliyor. Orta yaş biraz temkinli; sponsor davetlileri ise birer matematik öğretmeni kadar soğuk kanlı.

"Burada üçüncü konserimizi veriyoruz. Biz aynı grup olduğumuza göre, size teşekkür etmemiz gerekiyor" derken, kendilerinden çaldıkları minnet duygusunu seyircisinin cebine gizlice koymayı tercih ediyor Harun, son karede. Oysa onlar da biliyorlar; bu akşam Açık Hava Sahnesi'ndeki Mor ve Ötesi, aynı grup değil.

http://www.studyoimge.com/makale/4034/mor-ve-otesi


Sayfa: [ 1 ]