|
||
| Gitmeyi seçmek gibi bir durum bile olmaz aslında bahsettiğim durumda, bu rahatlığı gerçekten hayata taşıyabiliyorsanız sizin adınıza çok güzel fakat belkiler vardır hep hayatta. Onun sana layık olmayışı, senin ona layık olmayışın bu nasıl ölçülür yada değişmez değil midir? Gerçekten gitmeyi düşünmediğin hiç bir durum olmamış mıdır, fazlasıyla layık olduğunuz halde? Aslında gitmek bile mutlak bir kelimedir, gerçekten ilk kim gitmiştir, yada birisi fiziksel olarak gitse de seni de kafasında götürmüş müdür? Yoksa gitmek bir hata mıdır? Gitmek bir zorunluluk mudur? vs vs Çok bilinmeyenli denklem de sonuca sallayarak ulaşması pek kolay değil.. Bakın başka biryerden görerek bir sürü soru çıkardım ve birisi gidince bunlara cevap aramak durumunda kalacağım.. Aslında gene de manasız di mi bunlarla boğuşması, birileri niye bu kadar sahiplenilir ki, gitmeler doğaldır ve geri dönüşler eskisinden daha güzeldir bazen. Ama asla giden aynı şekilde dönemez. Ne gelmeleri ne de dönmeleri beklemeli.. Değişim; aslında yıkımım ve yapımın rast geleliğiyle oluyor. Bunları doğru gözlemleyebilmekte epey güç. Aslında rast gelelik kelimesi, yukarda ki cümle için ne kadar doğru bilmiyorum ama değişim çoğu zaman bizim bile göremediğimiz bir çok çevresel ve içsel nedene bağlı, yani tahmin edilebilirliği az. Bu rast gelelik daim iken mutlak bir gelişimden bahsedemeyiz aslında. Göreceli özgürlüklerin varlığı gibi göreceli gelişimin varlığından bahsedebiliriz insan hayatında. Aşınmalarımızı ve eklentilerimizi birbiriyle karşılaştırmak olur şey olmasa da, yapım ve yıkım işlerinin sonucunda dönüşümümüzün işlevsel olmasıdır, gelişim..Yani gelişim kelimesinden esas anlanan. Giden hiçbir zaman geri dönmez, ama gidenin yokluğunun doğurduğu o büyük özlem ve açlık döneni eskisinden daha güzel yada daha "işlevli" kılabilir gözümüz de. Eğer ilk gidişi diğer olası gidişlerini daha olanaklı kılmıyorsa tabi. Böyle işte ya sizce? |
||
|
||
| -Giden'e izin veilir mi? -Giden döner mi? -Döner ise aynı mıdır? -Gidenin dönmesini beklemek mantıklı mıdır? -Gitmek nedir? -Yok oluş mudur sadece gitmek? -İnsan gözleriyle yanında olduğunda çoktan gitmiş olamaz mı? vsvsvs.. |
||
|
||
| Giden'e izin vermek en doğrusudur .Tutunca artık bir kere kafasına gitmek girdiği içi eskisi gibi göremezsiniz onu zehir midir artık onu şifasımızıdır bir kere girmiştir aklına girmek. Giden döner pişmandır gelir sen kabul edersin ama bu sefer sen gönderirsin dönen eskisi gibi olmaz başka bir uyuma dönüyor herşey sözünü yapıştırayım buraya. Gidenin dönmesini beklemek mantıklı değildir istisnai durumlarda Romeo'nun Juliet'i sevdiği kadar seviyorsan bekle yada Juliet'sen Romeo'nu bekle. Gitmek diğerini kabak gibi ortada bırakmaktır. Hayır yok oluş değildir yaşadığını biliyorsun neler yaptığınıda biliyorsun az çok ölmedikçe yok olmuş sayılmaz o benim için öldü yok artık dersinde o sadece sinirinden gelmiş bir sözdür.Bilinç altında yok etmeye çalışır durursun. İnsan gözleriyle yanında olmaz bu sana bilinç altının oyunudur öyle sanırsın gidenin geri gelmesine gerek var mı? Tutunacak başka bir dal bulursun olmadı kendine tutun. |
||
|
||
| Giden'e izin verilmez yahu! Giden sıfatını gittiği için almıştır sırtına.. Gideceği için izin isteyen bir insan ne kadar gider ki Tanrı aşkına?! | ||
|
||
| bazen kendiliginden çekip gidilmez sanırım..son giden deil son gönderilendir?insan hep kendiliginden mi gider yoksa bazen istemeyerek gönderilir mi?küçük şeyler (insanın hayattan haz almasına engel oluşturan ufak ama etkili şeylerdir bunu başaran.adına küçük şeyler denir.örnegin saatlerce çalışan bir insanın ufak bir heycanla sınavı kazanamaması.yada bir insandan nefret ederken çok kötü birandaki ufak bir gülümseme yada birini çok severken hissedilemeyen ufak bir duygu..gönderilmenin sebebi küçük şelerdir bence herzaman. Ben işin giden kısmındayım.neden?hep öle oldu ondan.benimle alakalı...asıl mesele layık olmayışlık degildir.hissedilememedir onlar aradaki sebeplerdir hep[bahene mi lazım mazeretimiz mi kalmamış]işte buyrun mazeret derler::: evet!!!giden hiçbirzaman geri dönmez::: çünkü ya gönderilmiştir yada geri çagrılmayı beklemektedir.Ses verilmedikçe geri dönmez onlar. Çünkü anlayamamışlardır olanı neden gönderildiklerini hala şoktadırlar::: Birileri neden bukadar sahiplenir ki [çünkü sever] dimi? Bide işin şu tarafından bakalım neden gönderirler?Kendini lanetlemek için olabilir.... Yada elde ettiginde bitmek mi acaba?Bilmiyorum...Ama bu durumun her iki tarafada acı verdiginin farkındayım...Sizde haklısınız:) Hep birilerinin kafasında götürülmek istenmiyosanız göndermeyin!!üstünüze alının!! Her gönderilenden kendimde birşeyler bulmamla alakalı bir durumdur:) |
||
|
||
| Giden yokluğu ile cezalandırmak ister veya onun için zaten bitmiştir. Her iki durumda da yolu açık olmalı.. Giden ve gönderilen bence ayrı şeyler.. Gönderilmişse gitmiş olmaz ki. Gitmek seçilen bir olgu değildir yada bir başkasının sizin için seçtiği bir olgu değildir.. Ya gidersin ya gönderilirsin. |
||
|
||
| Ben zaten giden degil gönreilenlerden bahsediyorum...Gidenler aslında farkında olmadan birilerini gönderenlerdir[düşünün]!!!Arkada kalanlarla benim derdim..neden gidilmiştir?işte bu soru beynimi hep kurcalar: neden herşey yolundayken gidilir?giden acı çeker mi?evet!! gönderilen de çeker mi? evet!!! 'unutmam seni çok acı verdin giderken' |
||
|
||
| Yeter nüüü* taşlıyorsun resmen ): Her zaman isTemle dışarı atılmaz ki duygular bazen göndermen gerekir! Gitmek gerekti.. Gittim! | ||
|
||
| tamam size lafım yok efendim:) şöle son veriyim zaten göndermeseydiniz şu sözler gerçek olucaktı... 'önce sustum ardından yalan söyledim sonrası isteksiz saatler günler' [mor ve ötesini çok seviyorum] böyle olması herzaman daha iyidir gönderin efendim sevmiyorsanız hissetmiyorsanız gönderin:) |
||
|
||
tamam size lafım yok efendim:) ,şöle son veriyim zaten göndermeseydiniz şu sözler gerçek olucaktı... 'önce sustum ardından yalan söyledim sonrası isteksiz saatler günler' [mor ve ötesini çok seviyorum] böyle olması herzaman daha iyidir gönderin efendim sevmiyorsanız hissetmiyorsanız gönderin:) harika bir nokta yakalamışsınız bravo. Önce sustum ardından yalan söyledim.... |
||
|
||
| son nokta konmuş fakat,yalan söyleyerek isteksiz günleri yaşamaya talip olup karşındakini her geçen gün aldatmaktansa gitmek/göndermek daima daha iyidir... | ||
|
||
son nokta konmuş fakat,yalan söyleyerek isteksiz günleri yaşamaya talip olup karşındakini her geçen gün aldatmaktansa gitmek/göndermek daima daha iyidir... buda çok güzel bir nokta.
|
||
|
||
eğer bileti gidiş-dönüş alırsan sorun yoktur
|
||
|
||
belki de ''gitmek'' aslında ''gitmek deildir... belki de birinin ''gidiş'' si aslında bizim ''dönüş'' ümüzdür?![]() ![]() ![]() ![]() ?
|
||
|
||
| "Çok basit bir cümleyi söyleyebilmek için... Öyle özledim ki kanım damarlarımda tırmalayan topaklara dönüştü ve zamanın donuk yüzündeki avuntu vermez kalabalıktan nefesim kavruldu.. Demek için.. Bin türlü beden biçmek gerek hayat kumaşından sözlere giydirilmek üzere. Sadece çok özledim demek için.. Bir kaç bin çeşit intihar üretmek gerek. Sonunda hiç bir şey diyememekten nihayet ölmek gerek.. Öyle çok işte özlediğinden... Sözcüklerle zehirlenmek gerek." dedi ve bavulunu toplamak için koyuldu gene zamana.. Ortada koyan olmasa da.. Ne çok şey geçmişti zamanla ve ne çok şey geçirmişti zaman insana.. Böyle olması gerekiyordu yazabilmesi için derimizin.. Nihayet git dedi kendine, hadi git.. Gidecekti ve herşey bitecek.. Ani bir aşıydı damarlarına basıncı 2 yada 3 saniye süren.. Tek sorun damarın kasılmamış olmasıydı.. Kasılsaydı halbuki damarları şişecek ve morarmaya başlayacaktı derisi, belki de iğne içinde kırılırdı ve gitmeden önce bir de ölürdü ayaküstü.. Bir de kangren olma ihtimali var tabii.. Düşünmeye koyulmuştu farketmeden gene birşeyler dedi.. Yürüyemediğin yerlerden gitmek gerek.. En çok da asfaltın az olduğu yerlere kaçmak gerek.. Ayağını yerden havalandıran mutlulukları yaşadığın yerden gitmek gerek.. Nihayetinde gitmek gerek.. gene şakımıştı bir kaç kelam.. Tekrar doğrulup siyah kazağına uzandı en sevdiği kazak ve hiçbir özelliği olmayan basit bir siyah kazak.. Sadece siyah olmasını seviyordu ya aslında.. Onu almadı yanına sevmeyi hatırlamamak adına.. En iyisini yapmıştı ve en iyisi olduğuna da kendi karar vermişti.. Biz zamanlar aptallık yapıp nefret ettiği kendi.. Şimdi kendi'nin gitmesine seviniyor gibiydi. Gitme isteği, zaman zaman yükselir, zaman zaman sıfırlanır. Memnuniyet durumuna/hissiyatına bağlı olarak, bu istek yoğunluğu, salıngan bir grafik çizebilir. Eğer grafik yönü, uzun zamandır sürekli olarak yukarıya çıkıyorsa, yani gitme isteği hat safhalara ulaşmışsa, gitme vakti gelmiştir. Gitmek, kimi zaman kaçmak içindir. Etraftan kaçmak, yoğunluktan/yorgunluktan kaçmak, kendine ait olmayan hayattan kaçmak, kendinden kaçmak içindir. Oysa ki şanslıysa varacağı yer; kendisidir. Kimi zaman da sedece kendine varmak için gidilir. En güzel gidiş, ve en keyifli varış, bu amaçla olandır. Doğru amaçlı, keyifli, verimli ve özlemsiz gitmeler ''akl-ıselim''lerin işidir. Ve bekleyenini düşünmeden gitmek en güzelide bu bekleyenin olmadığını bilmek.. Tıngırdıyordu notalar.. Yaşadığı sürece hiç susmamıştı ki.. "Gitmek gelir içimden Gitmek uzaklara Çekip alır bir deli rüzgar Tutar kara Kumda kayar ayaklarım Yüreğim soluk soluğa Martılar can atar Ben ekmek atarım onlara Gemiler bensiz gider Hayali uzak limanlar Avucumda tütün sarısı Birde yaşanmamış zamanlar" söylendi kendi kendine eşlik ettiği hayranı olduğu tek sanat adamına.. Arkasında çok ufak tefek şeyler bırakarak toparlandı sanki birilerine suçluluk duygusunu empoze etmek ister gibi idi.. Ama kime? Nihayet vapur güvertesindeydi soğuk yüzü felç eder derecede bir rüzgar ile aşk yaşıyordu zaatlara önem vermeden sevişen rüzgar ve soğuk.. Derken; Sen uzakta yanan deniz feneri Sesimi duyuyor musun Bana el salla deniz feneri E hadi el salla Lan hadi el salla.. Ne çok sevinmişti el sallayanının olmamasına o lüzumsuz gözyaşlarını kimsenin görmemesine.. Zaten hiç ağlamazdı ama eğer ağlarsa bundan bütün dünya sorumluydu.. Ben seni seviyorum desem İstersen inanma, istemem Dön bana geriye dön desem İstersen dönme, istemem notalar tıngırdıya dursun.. Simitçinin yanında duran kız ile el ele tutuşmasına tanık oldu içi bir hoş olmuştu.. Aptallık düpedüz aşk yoktu ve kendini inandırdıkları bir duygu seliydi gereksizdi beyhude idi.. E hadi git ruh'u.. İstanbul'a sesleniyordu.. Boynum dik sevgilim, boynum dik.. Lambalarınki eğik! ve gidiyordu.. "Artık korkmayın benden!" diye bağırdı. "Ağzınızdan çıkacak her sese muhalefet bir insan yok artık!" ve bu sözü yetti milyonları kahkahalara sevinçten atılan çığlıklara ve yine sevinçten zıplayıp hoplayan insanların sayısının artmasına.. İnsanları sevindirmek onu mutlu etmişti.. Gittiği için ağlayıp gittiği için sevinçten tebessüm-ü kahkahaya el uzatıyordu.. Tahta tekerleklerle ceset taşıyorlar Cesetlerin bazıları yaşıyorlar Cesetler ne daha ölebilir Ne de öldürebilir bir daha Cesetler bir daha ölmeyecekler Cesetler geriye dönmeyecekler Cesetler bir daha ölmeyecekler cesetler geriye dönn.. "gel" diye bir ses duydu çoook derinden duymaması için söylenen bir "gel".. Giden geri gelir miydi? Vedalar zor Giden o-ysa, Mutlu ve telaşlı, Kalana pek zor.. Ani ve hızlı Anlaşılmaz degil Ama kabulsüz.. Çünkü belkiler var, Onla gitmediler Beklettiler.. O bel-ki kırılır Bel-ki tutmaz olur Tokat gibi iner, Aptal olursun.. Şimdi giden yok Kalan da, Bir ilizyondu, bitti.. Ama ıslanan sen, Yağmurda.. ve sonra bir şarkı tınladı kulağında.. "Gideceksen bekleme!" sadece gitmek bu kadar zaman kaybına sebep olmuştu.. Ve mahvolan zamanların sayısını arttırmak için gitti.. Gitti.. |
||